31 Temmuz 2010 Cumartesi

Çanakkale Geçilmez

Çanakkale Geçilmez

http://www.canakkaleonline.com/



Çanakkale'yi Geçilmez Yapan Savaş Hakkında Arayıpta Bulamadığınız Herşey Burada.Çanakkale'nin görüntülü tanıtımı,Son Dakika Haberleri,Görüntülü Haberleri,Feribot saatleri,Ziyaretçi Defteri,Forum,Link bankası ve daha bir çok şeyi burada bulabilirsiniz...

Çanakkale Geçilmez

Çanakkale Geçilmez

http://www.canakkaleonline.com/



Çanakkale'yi Geçilmez Yapan Savaş Hakkında Arayıpta Bulamadığınız Herşey Burada.Çanakkale'nin görüntülü tanıtımı,Son Dakika Haberleri,Görüntülü Haberleri,Feribot saatleri,Ziyaretçi Defteri,Forum,Link bankası ve daha bir çok şeyi burada bulabilirsiniz...

Online Pişti

Online Pişti.


http://itunes.apple.com/tr/app/pisti/id344518559?mt=8

Online Pişti

Online Pişti.


http://itunes.apple.com/tr/app/pisti/id344518559?mt=8

Sucuklu Pizza tarifi..( çok basit)

Sucuklu Pizza tarifi..( çok basit) herkes yapabilir




Malzemeler:

1 kangal sucuk

3 su bardağı un

1 tatlı kaşığı kuru maya

1 su bardağı ılık su

1 tatlı kaşığı tuz

3 adet orta boy domates

2 adet sivri biber

1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri

2 fincan zeytinyağı







HAZIRLANIŞI :

Mayayı ılık bir bardak suda ezin.

lçine bir tatlı kaşığı şeker ilave edin.

3 bardak unu eleyerek ortasını açın.

İçerisine tuz, bir fincan zeytinyağı ve sulandırdığınız mayayı ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğurun.



Hamuru ılık bir yerde iyice kabarana kadar bekletin.



Mayalanma işi bitince yumurtadan bıyük parçalar koparıp, merdane yardımı ile yarım santim kalınlığında açın.



Üzerine zeytinyağı sürün.

Açtığınız hamur üzerine halka halka doğranmış sucukları dizin.

Ufak doğradığınız domatesi, biberi serpiştirin.

Kaşar peyniri de rendeleyerek üzerlerine ekleyin.



Yağlanmış tepsiye koyup yarım saat kadar dinlendirin. Sonra fırında pişirip sıcak olarak servise sunun.



afiyet olsun

Sucuklu Pizza tarifi..( çok basit)

Sucuklu Pizza tarifi..( çok basit) herkes yapabilir




Malzemeler:

1 kangal sucuk

3 su bardağı un

1 tatlı kaşığı kuru maya

1 su bardağı ılık su

1 tatlı kaşığı tuz

3 adet orta boy domates

2 adet sivri biber

1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri

2 fincan zeytinyağı







HAZIRLANIŞI :

Mayayı ılık bir bardak suda ezin.

lçine bir tatlı kaşığı şeker ilave edin.

3 bardak unu eleyerek ortasını açın.

İçerisine tuz, bir fincan zeytinyağı ve sulandırdığınız mayayı ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğurun.



Hamuru ılık bir yerde iyice kabarana kadar bekletin.



Mayalanma işi bitince yumurtadan bıyük parçalar koparıp, merdane yardımı ile yarım santim kalınlığında açın.



Üzerine zeytinyağı sürün.

Açtığınız hamur üzerine halka halka doğranmış sucukları dizin.

Ufak doğradığınız domatesi, biberi serpiştirin.

Kaşar peyniri de rendeleyerek üzerlerine ekleyin.



Yağlanmış tepsiye koyup yarım saat kadar dinlendirin. Sonra fırında pişirip sıcak olarak servise sunun.



afiyet olsun

Karnabahar Pane

Karnabahar Pane




--------------------------------------------------------------------------------



Malzemeler

• 1 adet orta boy karnabahar

• 1 çay bardağı nişasta

• 1 çay bardağı soda

• Yeteri kadar tuz

• 1,5 su bardağı sıvı yağ

• 4-5 dal maydanoz

• 1 kase yoğurt



Karnabaharları yıkayıp bütün olarak tencereye alın. Üzerine tuz serpip üzerini geçecek kadar kaynar su ilave edin. Dağılmadan haşlayın. Soğuyunca çiçek çiçek ayırın. Bir kasede un, nişasta, tuz ve sodayı iyice karıştırın.

Tavada sıvı yağı kızdırın.



Çiçekleri bulamaca bulayıp iki tarafını çevirerek kızartın. Servis tabağına alın. Sarımsağı dövüp maydanozu ince kıyıp yoğurda karıştırın. Bu sosla birlikte servise sunun.

Karnabahar Pane

Karnabahar Pane




--------------------------------------------------------------------------------



Malzemeler

• 1 adet orta boy karnabahar

• 1 çay bardağı nişasta

• 1 çay bardağı soda

• Yeteri kadar tuz

• 1,5 su bardağı sıvı yağ

• 4-5 dal maydanoz

• 1 kase yoğurt



Karnabaharları yıkayıp bütün olarak tencereye alın. Üzerine tuz serpip üzerini geçecek kadar kaynar su ilave edin. Dağılmadan haşlayın. Soğuyunca çiçek çiçek ayırın. Bir kasede un, nişasta, tuz ve sodayı iyice karıştırın.

Tavada sıvı yağı kızdırın.



Çiçekleri bulamaca bulayıp iki tarafını çevirerek kızartın. Servis tabağına alın. Sarımsağı dövüp maydanozu ince kıyıp yoğurda karıştırın. Bu sosla birlikte servise sunun.

Cacık

Malzemeler : (4-5 kişi için)




½ Kg Yoğurt

2 adet büyükçe Salatalık

½ kahve fincanı Zeytinyağ

4 diş Sarımsak

yeterince Tuz



Hazırlanışı :



Salatalık kabukları soyulur. Bir kap içine çentilir. Tuz karıştırılır. Bir müddet bekletilir.



Yarım Kg yoğurt bir tel karıştırıcı yada blender da ezilir. Yoğurdun koyuluğuna göre, yarım yada bir bardak su katılır. Ayrandan biraz daha koyuca olması gerekir.



Salatalıkların üzerine yoğurt, havanda tuzla dövülmüş sarımsak, zeytinyağ katılıp karıştırılır ve Servis kaselerine bölünür.



İsteğe göre üzerine, dereotu ve/veya kuru nane ilave edilir.

Salatalık yoksa, marul kökü ile de yapılabilir.

Cacık

Malzemeler : (4-5 kişi için)




½ Kg Yoğurt

2 adet büyükçe Salatalık

½ kahve fincanı Zeytinyağ

4 diş Sarımsak

yeterince Tuz



Hazırlanışı :



Salatalık kabukları soyulur. Bir kap içine çentilir. Tuz karıştırılır. Bir müddet bekletilir.



Yarım Kg yoğurt bir tel karıştırıcı yada blender da ezilir. Yoğurdun koyuluğuna göre, yarım yada bir bardak su katılır. Ayrandan biraz daha koyuca olması gerekir.



Salatalıkların üzerine yoğurt, havanda tuzla dövülmüş sarımsak, zeytinyağ katılıp karıştırılır ve Servis kaselerine bölünür.



İsteğe göre üzerine, dereotu ve/veya kuru nane ilave edilir.

Salatalık yoksa, marul kökü ile de yapılabilir.

30 Temmuz 2010 Cuma

Türkiye İçin Yaklaşık Gerçek Zamanlı Deprem Monitörü

Türkiye İçin Yaklaşık Gerçek Zamanlı Deprem Monitörü




http://www.gezdirici.net/eqmon/index.php?lang=tr



Deprem Monitörü ücretsiz bir programdır.



İstediğiniz gibi kullanabilir, kopyalayabilir ve dağıtabilirsiniz.



Program ile ilgili açıklamalar ve en son sürüm bu sayfada yayınlanmaktadır.



Deprem Monitörü, Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün web sitesindeki gerçek zamana yakın olarak güncellenen hızlı çözümlerin yayınlandığı deprem listesini kullanarak, listedeki depremleri Türkiye ve komşu ülkelerin 3 boyutlu raster haritaları üzerinde gösterir.



Yeni depreler oluşunca kullanıcıya haber verir ve bilgisayarına kaydeder.



Depremler tarih, saat, yer, büyüklük ve derinliklerine göre seçilip görüntülenebilir.



Ayrıca gösterilen harita ve seçilen depremler dosyaya kaydedilebilir.

Türkiye İçin Yaklaşık Gerçek Zamanlı Deprem Monitörü

Türkiye İçin Yaklaşık Gerçek Zamanlı Deprem Monitörü




http://www.gezdirici.net/eqmon/index.php?lang=tr



Deprem Monitörü ücretsiz bir programdır.



İstediğiniz gibi kullanabilir, kopyalayabilir ve dağıtabilirsiniz.



Program ile ilgili açıklamalar ve en son sürüm bu sayfada yayınlanmaktadır.



Deprem Monitörü, Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün web sitesindeki gerçek zamana yakın olarak güncellenen hızlı çözümlerin yayınlandığı deprem listesini kullanarak, listedeki depremleri Türkiye ve komşu ülkelerin 3 boyutlu raster haritaları üzerinde gösterir.



Yeni depreler oluşunca kullanıcıya haber verir ve bilgisayarına kaydeder.



Depremler tarih, saat, yer, büyüklük ve derinliklerine göre seçilip görüntülenebilir.



Ayrıca gösterilen harita ve seçilen depremler dosyaya kaydedilebilir.

Plasma mı alalım yoksa LCD mi?

Plasma mı alalım yoksa LCD mi?

Son dönemde hemen herkesin ağzında Plazma ve LCD televizyon lafı dolaşıyor. Satın alırken hangisini tercih etmek gerekiyor?


Teknolojik gelişmelerle birlikte eski tüplü televizyonlarımız evlerimizdeki yerlerini bir bir kaybediyorlar. Yerleriniyse ince yapılı modern televizyonlar alıyor. Plazma ve LCD teknolojisiyle yaratılan bu televizyonların hangisi daha başarılı? Hayatımızı son birkaç yıl içinde giren bu iki teknolojiyi sizler için mercek altına aldık. Hemen hemen tüm teknolojik ekipmanda olduğu gibi satın alma kararını belirleyen en büyük etmen hiç kuşkusuz ihtiyaç ve kullanma alışkanlığı. Her iki teknolojinin de sundukları arasında seçim yapmak gerçekten hayli zor. Ancak şimdiden hangi teknolojinin galip geleceğini yine tüketicilerin göstereceği talep belirleyecek. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da LCD’nin büyük ölçüde gelişmekte olan bir görüntü teknolojisi olduğu…

Plazma teknolojisi ise büyük ekranlar söz konusu olduğunda uzunca bir süredir pazarın büyük oyuncularından birisi. Geçmişinin de eski oluşu satın alma kararlarında tüketicilerin bu teknolojinin eski kaldığı görüşüne sahip olmasına yol açabiliyor. Sonuç olarak gerçekten büyük ekranlı bir TV (40 inç ve üzeri) istiyorsanız plazmanın sunduğu avantajlar tartışılmaz. Ancak daha küçük ekranlı (40 inçin altı) bir TV düşünüyor ve HD (High Defination) yayınların keyfine tam olarak varmak istiyorsanız LCD’lerin sahip olduğu yüksek çözünürlük sizi memnun edecektir.

Plazma ve LCD TV’lerin fiziki yapıları aralarındaki tek benzerliği oluşturuyor. Dolayısıyla her iki ekran türü de ince ve düz yapılarıyla yerine aday oldukları tüplü televizyonlara göre son derece az yer kaplıyorlar. Görüntülerin ekranda nasıl oluşturulduğuna gelirsek; plazma da, pikseller fosforlu bir maddeyle kaplı, gaz dolu hücrelerden oluşurken, bunların elektrik akımı sayesinde parlaması ekranda görüntülerin oluşmasını sağlıyor. LCD TV’lerin parçalarıysa pikseller arkada yer alan bir floresan ışığı ve likit kristal hücrelerden oluşmakta. İki cam panel arasına sıkışmış olan bu sıvı kristal, elektrik akımının floresanla etkileşimi ile renk değiştirerek ekranda görüntü oluşmasını sağlıyor. Ekranın arkasındaki teknoloji çoğu izleyicinin merak ettiği en son şey olduğundan, rakip teknolojilerin ortaya koyduğu görüntü kalitesine geldiğimizde hem plazmanın hem de LCD’nin mükemmele yakın resim kalitesine sahip olduğunu söylemek mümkün.


Plazmanın LCD’ye üstünlükleri

Her iki görüntü teknolojisinin de birbirlerine göre üstün yönleri mevcut. Plazma teknolojisini tercih etmenin uygun olacağı durumlara bir göz atmamız gerekirse… Evinizde bir sinema salonuna mümkün olduğunca yakın bir deneyim yaşama amacındaysanız plazma teknolojisinin size sunduğu bazı avantajlar olabilir. Plazmanın sunduğu bu avantajların başında siyah rengi gerçeğe LCD’ye göre daha yakın biçimde yansıtabilmesi geliyor. Özellikle karanlık sahnelerde kontrast ve ayrıntı söz konusu olduğunda plazmanın görüntü kalitesi LCD’ye nazaran daha gerçekçi bir sinema deneyimi yaşatıyor. LCD TV’de panelin arkasında yer alan floresan yüzünden pikseller arasında ışık sızmasının tam anlamıyla siyah rengin gösterilmesini engelliyor. Ancak gelişen teknoloji sayesinde LCD’nin yeni jenerasyonlarıyla bunu aşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Plazmanın tercih sebebi olmasına yarayabilecek bir diğer önemli özelliği de izleyiciye sunduğu geniş izleme açısı. Ekrana tam karşıdan bakılmasının mümkün olmadığı durumlarda, yanlardan bakıldığında oluşan görüntü kaybı izlenen program veya film keyfinin kaçmasına yol açabiliyor. Plazmanın bu durumda yanlardan bakıldığında bile 160 dereceye kadar sunduğu izlenebilir görüntü, bu teknolojinin birden fazla izleyicinin bulunduğu oturma odaları ve diğer ortamlarda kullanımına imkan veriyor. LCD’lerin bazı üst seviye modellerde geniş izlenme açılarını yakaladıkları hatta kimi durumlarda plazmayı geçtikleri dahi söylenebilir ama piyasada bulunan modellerin genelinde böyle bir kalite söz konusu değil. Plazmanın LCD’ye üstün olduğunun söylenebileceği bir diğer kriter de hızlı değişen görüntülerde oluşan gölge efektinin yokluğu. Görüntüyü oluşturan piksellerin renk değişimine gerektiği kadar hızlı tepki verememesi sonucu oluşan bu durumun doğrudan tercih sebebi olduğu günler tarihe karışıyor diyebiliriz. Zira LCD teknolojisi bu konuda geçtiğimiz yıllar içinde önemli yol kat etmiş durumda. Özellikle spor karşılaşmalarında veya aksiyon filmlerindeki hareketli görüntülerde oluşabilen iz bırakma etkisi yeni LCD ürünlerinde hemen hemen fark edilmeyecek seviyeye çekildi. Son olarak ekran ebatlarına baktığımızda plazmanın LCD’ye kıyasla belki de en büyük avantajının ekran boyutları olduğunu görüyoruz. Özellikle 40 inç ve üzeri modellerde LCD’nin varlık gösterememesi büyük ekran tutkunlarını doğrudan plazmaya yöneltiyor. 65 inçe kadar bulunabilen plazma TV’lere karşın LCD’lerin ulaştığı azami ekran boyutları genellikle 40 inç civarında seyrediyor.



LCD’nin plazmaya göre üstünlükleri

Bazı noktalarda LCD’nin plazma üzerine getirdiği ciddi avantajlar ve tercih sebebi olabilecek hususlar mevcut. Bunlardan ilki LCD’lerin benzer ebatlardaki plazmalara göre daha yüksek çözünürlüğe sahip olmaları. Ekran üzerinde daha çok piksel anlamına gelen bu çözünürlük fazlalığı yakın gelecekte HD (High Definition) yayın ve içerikle birlikte kendini daha da belirginleştirecek. HD görüntü şimdilik yayın yokluğu yüzünden çok şey ifade etmemekle birlikte, HD yayınların ve diğer kaynakların yaygınlaşması yüksek çözünürlükleri sayesinde LCD’lere olan rağbeti artırabilir. LCD’lerde artı olarak değerlendirilebilecek bir diğer nokta da enerji tüketimi. Plazmaya kıyasla yüzde 30 daha az enerji sarfiyatı sayesinde LCD’yi seçmek, TV bağımlılarının elektrik faturalarında tasarruf anlamına geliyor. LCD TV’lerin plazmalara göre belirgin biçimde hafif olmaları taşıma ve duvara monte gibi işlerde kullanıcısına kolaylık sağladığı bir diğer alan. Ayrıca LCD’lerin yapısının plazma kadar hassas olmayışı plazmaların aksine nakliye ve kurulum için özel dikkat edilmesini gerektirmiyor. LCD’lerin öne çıktığı önemli diğer bir nokta da plazmalara göre daha uzun ömürlü olmaları. Kullanıcının yatırımının karşılığını alması açısından plazmaya göre kimi modellerde iki misli avantaj sağlayan LCD, 60 bin saate kadar kullanım ömrü sunuyor. Neredeyse 5 yıl boyunca 24 saat kullanım anlamına gelen bu rakam ilk plazma modellerinde 20 bin saatken daha yeni modellerde ortalama 30 bin saat civarında seyrediyor. Son olarak plazmalarda görülen “burn-in” efekti yani ekranda sabit duran görüntünün ekranın fosfor tabakasına zarar vererek sabit hale gelmesi LCD’lerde rastlanan bir durum değil. Özellikle tercih edilen kanal logolarının zamanla ekrana kazınması anlamına gelen bu durumun teknolojinin gelişmesiyle yeni plazma modellerinde büyük ölçüde azalmış olduğu söylenebilir. Ancak yine de LCD’nin yapı olarak burn-in efektinin oluşmasına imkan vermemesi önemli bir artı.



High Definition TV nedir?

Yüksek çözünürlüklü dijital TV anlamına gelen HDTV, televizyon yayınlarının geleceğini temsil ediyor. 720 veya 1080 piksel arasında görüntü sunan formatlara sahip olan HDTV, halen mevcut olan TV yayınlarıyla kıyaslandığında netlik konusunda adeta yeni bir çığır açıyor. Görüntü netliğinde olduğu kadar ses konusunda da yeni bir dönem başlatan HDTV, Dolby’nin geliştirdiği Dolby Digital (AC3) çevresel ses formatını kullanıyor. Almayı düşündüğünüz TV ister plazma ister LCD olsun üzerinde HD-Ready (HD’a hazır) logosu bulunması yüksek çözünürlüklü bu yayınlara hazır olduğu anlamına geliyor.
KAYNAK

Plasma mı alalım yoksa LCD mi?

Plasma mı alalım yoksa LCD mi?

Son dönemde hemen herkesin ağzında Plazma ve LCD televizyon lafı dolaşıyor. Satın alırken hangisini tercih etmek gerekiyor?


Teknolojik gelişmelerle birlikte eski tüplü televizyonlarımız evlerimizdeki yerlerini bir bir kaybediyorlar. Yerleriniyse ince yapılı modern televizyonlar alıyor. Plazma ve LCD teknolojisiyle yaratılan bu televizyonların hangisi daha başarılı? Hayatımızı son birkaç yıl içinde giren bu iki teknolojiyi sizler için mercek altına aldık. Hemen hemen tüm teknolojik ekipmanda olduğu gibi satın alma kararını belirleyen en büyük etmen hiç kuşkusuz ihtiyaç ve kullanma alışkanlığı. Her iki teknolojinin de sundukları arasında seçim yapmak gerçekten hayli zor. Ancak şimdiden hangi teknolojinin galip geleceğini yine tüketicilerin göstereceği talep belirleyecek. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da LCD’nin büyük ölçüde gelişmekte olan bir görüntü teknolojisi olduğu…

Plazma teknolojisi ise büyük ekranlar söz konusu olduğunda uzunca bir süredir pazarın büyük oyuncularından birisi. Geçmişinin de eski oluşu satın alma kararlarında tüketicilerin bu teknolojinin eski kaldığı görüşüne sahip olmasına yol açabiliyor. Sonuç olarak gerçekten büyük ekranlı bir TV (40 inç ve üzeri) istiyorsanız plazmanın sunduğu avantajlar tartışılmaz. Ancak daha küçük ekranlı (40 inçin altı) bir TV düşünüyor ve HD (High Defination) yayınların keyfine tam olarak varmak istiyorsanız LCD’lerin sahip olduğu yüksek çözünürlük sizi memnun edecektir.

Plazma ve LCD TV’lerin fiziki yapıları aralarındaki tek benzerliği oluşturuyor. Dolayısıyla her iki ekran türü de ince ve düz yapılarıyla yerine aday oldukları tüplü televizyonlara göre son derece az yer kaplıyorlar. Görüntülerin ekranda nasıl oluşturulduğuna gelirsek; plazma da, pikseller fosforlu bir maddeyle kaplı, gaz dolu hücrelerden oluşurken, bunların elektrik akımı sayesinde parlaması ekranda görüntülerin oluşmasını sağlıyor. LCD TV’lerin parçalarıysa pikseller arkada yer alan bir floresan ışığı ve likit kristal hücrelerden oluşmakta. İki cam panel arasına sıkışmış olan bu sıvı kristal, elektrik akımının floresanla etkileşimi ile renk değiştirerek ekranda görüntü oluşmasını sağlıyor. Ekranın arkasındaki teknoloji çoğu izleyicinin merak ettiği en son şey olduğundan, rakip teknolojilerin ortaya koyduğu görüntü kalitesine geldiğimizde hem plazmanın hem de LCD’nin mükemmele yakın resim kalitesine sahip olduğunu söylemek mümkün.


Plazmanın LCD’ye üstünlükleri

Her iki görüntü teknolojisinin de birbirlerine göre üstün yönleri mevcut. Plazma teknolojisini tercih etmenin uygun olacağı durumlara bir göz atmamız gerekirse… Evinizde bir sinema salonuna mümkün olduğunca yakın bir deneyim yaşama amacındaysanız plazma teknolojisinin size sunduğu bazı avantajlar olabilir. Plazmanın sunduğu bu avantajların başında siyah rengi gerçeğe LCD’ye göre daha yakın biçimde yansıtabilmesi geliyor. Özellikle karanlık sahnelerde kontrast ve ayrıntı söz konusu olduğunda plazmanın görüntü kalitesi LCD’ye nazaran daha gerçekçi bir sinema deneyimi yaşatıyor. LCD TV’de panelin arkasında yer alan floresan yüzünden pikseller arasında ışık sızmasının tam anlamıyla siyah rengin gösterilmesini engelliyor. Ancak gelişen teknoloji sayesinde LCD’nin yeni jenerasyonlarıyla bunu aşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Plazmanın tercih sebebi olmasına yarayabilecek bir diğer önemli özelliği de izleyiciye sunduğu geniş izleme açısı. Ekrana tam karşıdan bakılmasının mümkün olmadığı durumlarda, yanlardan bakıldığında oluşan görüntü kaybı izlenen program veya film keyfinin kaçmasına yol açabiliyor. Plazmanın bu durumda yanlardan bakıldığında bile 160 dereceye kadar sunduğu izlenebilir görüntü, bu teknolojinin birden fazla izleyicinin bulunduğu oturma odaları ve diğer ortamlarda kullanımına imkan veriyor. LCD’lerin bazı üst seviye modellerde geniş izlenme açılarını yakaladıkları hatta kimi durumlarda plazmayı geçtikleri dahi söylenebilir ama piyasada bulunan modellerin genelinde böyle bir kalite söz konusu değil. Plazmanın LCD’ye üstün olduğunun söylenebileceği bir diğer kriter de hızlı değişen görüntülerde oluşan gölge efektinin yokluğu. Görüntüyü oluşturan piksellerin renk değişimine gerektiği kadar hızlı tepki verememesi sonucu oluşan bu durumun doğrudan tercih sebebi olduğu günler tarihe karışıyor diyebiliriz. Zira LCD teknolojisi bu konuda geçtiğimiz yıllar içinde önemli yol kat etmiş durumda. Özellikle spor karşılaşmalarında veya aksiyon filmlerindeki hareketli görüntülerde oluşabilen iz bırakma etkisi yeni LCD ürünlerinde hemen hemen fark edilmeyecek seviyeye çekildi. Son olarak ekran ebatlarına baktığımızda plazmanın LCD’ye kıyasla belki de en büyük avantajının ekran boyutları olduğunu görüyoruz. Özellikle 40 inç ve üzeri modellerde LCD’nin varlık gösterememesi büyük ekran tutkunlarını doğrudan plazmaya yöneltiyor. 65 inçe kadar bulunabilen plazma TV’lere karşın LCD’lerin ulaştığı azami ekran boyutları genellikle 40 inç civarında seyrediyor.



LCD’nin plazmaya göre üstünlükleri

Bazı noktalarda LCD’nin plazma üzerine getirdiği ciddi avantajlar ve tercih sebebi olabilecek hususlar mevcut. Bunlardan ilki LCD’lerin benzer ebatlardaki plazmalara göre daha yüksek çözünürlüğe sahip olmaları. Ekran üzerinde daha çok piksel anlamına gelen bu çözünürlük fazlalığı yakın gelecekte HD (High Definition) yayın ve içerikle birlikte kendini daha da belirginleştirecek. HD görüntü şimdilik yayın yokluğu yüzünden çok şey ifade etmemekle birlikte, HD yayınların ve diğer kaynakların yaygınlaşması yüksek çözünürlükleri sayesinde LCD’lere olan rağbeti artırabilir. LCD’lerde artı olarak değerlendirilebilecek bir diğer nokta da enerji tüketimi. Plazmaya kıyasla yüzde 30 daha az enerji sarfiyatı sayesinde LCD’yi seçmek, TV bağımlılarının elektrik faturalarında tasarruf anlamına geliyor. LCD TV’lerin plazmalara göre belirgin biçimde hafif olmaları taşıma ve duvara monte gibi işlerde kullanıcısına kolaylık sağladığı bir diğer alan. Ayrıca LCD’lerin yapısının plazma kadar hassas olmayışı plazmaların aksine nakliye ve kurulum için özel dikkat edilmesini gerektirmiyor. LCD’lerin öne çıktığı önemli diğer bir nokta da plazmalara göre daha uzun ömürlü olmaları. Kullanıcının yatırımının karşılığını alması açısından plazmaya göre kimi modellerde iki misli avantaj sağlayan LCD, 60 bin saate kadar kullanım ömrü sunuyor. Neredeyse 5 yıl boyunca 24 saat kullanım anlamına gelen bu rakam ilk plazma modellerinde 20 bin saatken daha yeni modellerde ortalama 30 bin saat civarında seyrediyor. Son olarak plazmalarda görülen “burn-in” efekti yani ekranda sabit duran görüntünün ekranın fosfor tabakasına zarar vererek sabit hale gelmesi LCD’lerde rastlanan bir durum değil. Özellikle tercih edilen kanal logolarının zamanla ekrana kazınması anlamına gelen bu durumun teknolojinin gelişmesiyle yeni plazma modellerinde büyük ölçüde azalmış olduğu söylenebilir. Ancak yine de LCD’nin yapı olarak burn-in efektinin oluşmasına imkan vermemesi önemli bir artı.



High Definition TV nedir?

Yüksek çözünürlüklü dijital TV anlamına gelen HDTV, televizyon yayınlarının geleceğini temsil ediyor. 720 veya 1080 piksel arasında görüntü sunan formatlara sahip olan HDTV, halen mevcut olan TV yayınlarıyla kıyaslandığında netlik konusunda adeta yeni bir çığır açıyor. Görüntü netliğinde olduğu kadar ses konusunda da yeni bir dönem başlatan HDTV, Dolby’nin geliştirdiği Dolby Digital (AC3) çevresel ses formatını kullanıyor. Almayı düşündüğünüz TV ister plazma ister LCD olsun üzerinde HD-Ready (HD’a hazır) logosu bulunması yüksek çözünürlüklü bu yayınlara hazır olduğu anlamına geliyor.
KAYNAK

27 Temmuz 2010 Salı

Kilo Vermek İçin En İyi 13 Yol

Kilo Vermek İçin En İyi 13 Yol
Kilo vermek tüm yaşamınız içinde uğraşacağınız en büyük düşman olabilir o zaman bu 13 yolu izlemelisiniz!


Öğle yemeği zamanı. Her zamanki gibi hızlıca yemek alanına gideceksin ve seni tüm öğleden sonra tok tutacak bir şeyler yiyeceksin. Büyük bir ihtimalle içinde ketçap veya peynir olan bir şey alacaksın. Akşam yemeği için daha iyi bir şey deneyeceksin. Ama bununda sağlıklı olduğu söylenemez. Peki bu adam ne yapmalı? Korkmana gerek yok. Bu ipuçları daha iyi beslenmene yardımcı olabilir, hem de kilo verme hedeflerinizede ulaşarak.

1-Porsiyonlarınızı kontrol edin

Porsiyonlarınızdan kesmeniz, az bile olsa, her gün yüzlerce kaloriden kurtulmanızı sağlayacaktır hem de aç kurt olmadan. Amerika Tüketim Federasyonundan Carol Tucker Foreman’in dediğine göre, Amerikalarının aldığı kalori miktarı günde 167 kalori artmış.. Bu da her yıl için 17 kilo artış demektir. Bu bile porsiyonları küçültmek için bir nedendir. Sağlık haberlerine göre, Amerika’daki servis boyutları,insanların ihtiyacı olanın iki katı büyüklükte. Süper büyük porsiyonlar, halkın göbeğinin sürekli büyümesine neden oldu. Yediklerinizi kontrol altında tutabilmek için orta büyüklükte porsiyonlar kullanın. Ve şu kuralı hatırlayın: Tabağınızı 1/2'si meyve ve sebzelerle kaplı olacak, 1/4'ü tahıllarla veya baklagillerle ve geri kalanı ise iskambil kağıdı büyüklüğündeki yağsız etle (balık, derisiz tavuk).

2-Günde 5-6 defa yeyin

Porsiyonların küçülmesi ve yavaş yenilmesinin yanı sıra, sık sık yemek metabolizmanızın hızlı çalışmasına ve şeker değerinizin tutarlı gitmesini sağlar.Sık sık yediğiniz zaman , kendinizi kontrol edip ve 3 öğün yediğiniz zamankinden de daha küçük porsiyonlarda yemek yemelisiniz. Oretalama bir adam günde 2500 kalori tüketmelidir. Sizde alacağınız kaloriyi öğünlere bölmelisiniz.

3-Ara öğünler

Emin olabilirsiniz ki ara öğün dendiğinde bu peynir veya kurabiyeleri kapsamıyor. Ara öğünlerde genelde çiğ ve organik gıdalar tüketilmeli. Elma ve armut gibi meyveler, havuç gibi sebzeler, tahıllı besinler, pirinç keki veya kraker gibi ve yüksek proteinli gıdalar yağsız yoğurt, süzme peynir. Bunların hepsi lezzetli ve az kalorili ara öğünleridir. Ara öğünlerinizi 200 kalorinin altında tutun.

4-Bol su için

Biliyorum bu ipucunu milyonlarca kez aldınız ama çok su içmek ve vücudunuzda su bulundurmak sabit kiloda kalmak için çok önemlidir. Günde 8 bardak su içiyorsunuz, eğer fiziksel yoğunluğu olan bir işiniz varsa daha fazla, böylece susuzluk ve açlığı birbirine karıştırmayacaksınız. Bir dahaki sefere yiyecek bir şeylere saldırmak istediğinizde, onun yerine su içmeyi deneyin. Açlığınızın geçtiğini görünce şaşıracaksınız. Eğer su içmekten hoşlanmıyorsanız, suyun içine limon parçacıkları koymayı deneyin. Veya çay-naneli veya papatyalı.

5-Geceleri karbonhidrat yemeyin

Basit karbonhidratlar şeker ve ekmek gibi, kalori olarak yüksektir ve çabucak sindirilirler ve insülin seviyesini yükseltirler. Meyve, sebze, tahıllar gibi kompleks karbonhidratlar ise yavaş yakılırlar. Belirli bir saatten sonra karbonhidrat tüketmediğinizde (mesela 16.00), sonraki saatlerde vücudunuzun brownie, kek gibi yağlı gıda isteme olasılığı düşecektir. 1 tabak Karides veya 1 avuç tuzsuz ve sossuz badem gibi glisemik indeksi düşük olan yiyecekleri tüketin, kan şekeriniz ve açlık düzeyiniz istikrarlı olsun.

6-Beslenmenizden tuzu çıkarın

Tuz vücudunuzda su tuttuğu için, tuz tüketiminizİ azalttığınız zaman, vücudunuzda daha az su tutulacaktır. Tuz aynı zamanda yüksek kan basıncının yol açtığından, tuzu azalttığınız zaman daha sağlıklı bir kalbe sahip olacaksınız.

7-Kilo verdiren hap alın

Kilo vermenize ve daha iyi bir vücuda sahip olmanıza yardımcı olacak birçok hap ve doğal ürünler var. Ancak bu ürünlerden bazıları vücudunuza zararlı Ephedra, kafein, diüretik veya kalp ritminizi arttırarak ölüme bile yol açabilecek uyarıcılar içerebilir. Bu sebepten bir ürünü denemeden önce dikkatli olunuz, eğer şüpheleriniz veya sağlık problemleriniz varsa doktorunuzun onayını almadan kullanmayınız.

Güvenebileceğiniz ürünlerden biri; Nutrica’nın ürünü olan Advaslim. Aynı anda hem kalori alımınızı azaltarak hem de yavaşça metabolizma hızınızı arttırarak güvenli kilo vermeniz prensibi üzerine çalışmaktadır.

Advalsim, içinde deniz kabuklarından elde edilen doğal bir lif olan chitosanın özel bir formunu bulundurur. Bu form sayesinde advalsim yemeklerden önce alındığında midedeki asidik ortamın genişlemesini sağlar ve tokluk hissi yaratır. Advalsim içinde bulunan Pyruvate ve Commiphora ile aynı zamanda yavaşça metabolizma hızını yükselterek istenmeyen yağların yakılmasına ve kolesterol dengesinin sağlanmasına yardımcı olur.





8-Yavaş yiyin

Sakin! Birileri önündeki tabağı çalacakmış gibi hemen tüm yemeği ağzına tıkmana gerek yok. Eğer lokmalarınızı iyi çiğneyerek ve yemeğin tüm tadına vararak yerseniz; beynin mideye dolu olduğunu söylediği 20 dakikalık dilime yetişebilirsiniz.

9-Az miktarda alkol alın

Yemeğiniz ile beraber bir kadeh şarap içebilirsiniz her ne kadar siz mayalı içkilerden birini tercih etseniz de. Size bunu söylemekten nefret ediyorum ama alemlerde alacağınız kaloriler çabalarınızı boşa çıkaracaktır. Diyetinizde alacağınız boş kalorileri vermek çok zordur.

Birada da yüksek miktarda maya ve şeker vardır, diğer içkiler ise yüksek şeker içerirler bu yüzden şarap rejimdeyken en uygun alkollü içecektir. Alkol metabolizmanızı yavaşlatır, yiyecek kısıtlamanızı düşürür, kandaki şeker oranını yükseltir ve kilo almanızı sağlar. Buna ilaveten içkinize eklediğiniz şuruplar, likörler hatta sodalar, sıvı şekerlerdir ve diyetinize hiçbir faydası yoktur. Diyet karışımları seçmeniz veya büyük erkekler gibi sek içmenizi öneririz.

10-Yağlı yiyecekleri kesin

Eğer hep maç izlerken bir kap dolusu cips yiyorsanız, varacağınız son bel çevrenizde o kap büyüklüğünde yağ tabakası oluşmasıdır. Bir gramından 9 kalori aldığımız doymuş yağ atar damarımızı tıkar ve kötü kolesterol seviyesini yükseltir.

Kötü yağların yanı sıra linoleic, Omega 3,6 and 9 gibi vücut için gerekli yağ asitleri (EFA) de vardır .Zeytin ve keten tohumunda bulunan çoklu doymamış ve doymamış yağ beyniniz için enerji sağlar ve kanınızdaki iyi kolesterol oranını dengede tutar. Yağı azaltılmış bisküvi ve gıdaların şeker veya başka bir içerik seviyeleri yükseltilmiştir , kalorileri hesaplandığından normal versiyonlarından pek farklı değillerdir.

11-Dışarıda fazla yemeyin

Eğer yiyecekler sizin önünüzde yapılmıyorsa, yemeğinizde sizin hayal edebileceğinizden daha fazla yağ ve katkı maddesi olma şansı yüksektir. Bir yemekte ne kadar sıvıyağ veya tereyağı varsa, yemek o kadar lezzetlidir. Porsiyonlarınızın büyüklüğünü ayarlayabilmek, içine koyacağınız yağ ve tuzu kontrol edebilmek için eğer mümkünse kendi yemeğinizi hazırlayın ve öğle yemeğinizi paketleyip yanınıza alın. Tatildeyseniz veya çalıştığınız yerde buzdolabı yoksa sakın kızarmış yiyecekler ısmarlamayın, onun yerine ızgara veya fırınlanmış yiyecekleri tercih edin. sosları tabağınızın kenarına isteyin ve mümkünse tabağınızın diğer tarafında patates dışında sebze olsun.

12-Televizyon izlerken yemek yemeyin

Pavlov’un teorisi kanıtlamıştır ki, yemek yiyerek bir iş yapıyorsanız, yaptığını iş ağzınızın sulanmasına sebep olacaktır. Yemek enerji içindir, eğlence için değil ve her akşam televizyon karşısında bir kase cips ile oturmak sizi zayıf yapmayacaktır. Sadece yemek masasında yemek yeyin ve yemek hazırlarken atıştırmayın. Eğer televizyon karşısında birşeyler atıştırmak zorundaysanız, tüm paket cipsi oturma odasına götürmeyin , küçük bir kaba biraz cips koyun ve kendinizi sınırlandırın.

13-Kendinizi yoksun bırakmayın

Size yemek konusunda dikkatli olmanızı söylemiştim, ama bazen rejimi biraz gevşetip kızartma veya milkshake sipariş etmek kabul edilebilir. Yemek, yaşamın büyük zevklerindendir. Bir kez yaşayacaksınız, arada bir yağlı veya şekerli yemek, sizi yoksunluk hissinden uzaklaştıracaktır.

Korkutucu istatistik: Amerikalıların %60'dan fazlası kiloludur ve 1/4'ünden fazlası obezdir. Bu rakamlar sağlıklarını tehlikeye atma riski altında olan insanları göstermektedir. Düzgün yemeye başlarsanız, sağlıklı bir kiloya gelmeni kolay olacaktır. Ama bunun için yaşam şeklinizi değiştirmeli ve düzenli egzersiz yapmalısınız.

Kaynak
http://askmen.mynet.com/saglik-ve-spor/diyet-ve-beslenme/123-diyet-ve-beslenme/517-kilo-vermenin-13-yolu

Kilo Vermek İçin En İyi 13 Yol

Kilo Vermek İçin En İyi 13 Yol
Kilo vermek tüm yaşamınız içinde uğraşacağınız en büyük düşman olabilir o zaman bu 13 yolu izlemelisiniz!


Öğle yemeği zamanı. Her zamanki gibi hızlıca yemek alanına gideceksin ve seni tüm öğleden sonra tok tutacak bir şeyler yiyeceksin. Büyük bir ihtimalle içinde ketçap veya peynir olan bir şey alacaksın. Akşam yemeği için daha iyi bir şey deneyeceksin. Ama bununda sağlıklı olduğu söylenemez. Peki bu adam ne yapmalı? Korkmana gerek yok. Bu ipuçları daha iyi beslenmene yardımcı olabilir, hem de kilo verme hedeflerinizede ulaşarak.

1-Porsiyonlarınızı kontrol edin

Porsiyonlarınızdan kesmeniz, az bile olsa, her gün yüzlerce kaloriden kurtulmanızı sağlayacaktır hem de aç kurt olmadan. Amerika Tüketim Federasyonundan Carol Tucker Foreman’in dediğine göre, Amerikalarının aldığı kalori miktarı günde 167 kalori artmış.. Bu da her yıl için 17 kilo artış demektir. Bu bile porsiyonları küçültmek için bir nedendir. Sağlık haberlerine göre, Amerika’daki servis boyutları,insanların ihtiyacı olanın iki katı büyüklükte. Süper büyük porsiyonlar, halkın göbeğinin sürekli büyümesine neden oldu. Yediklerinizi kontrol altında tutabilmek için orta büyüklükte porsiyonlar kullanın. Ve şu kuralı hatırlayın: Tabağınızı 1/2'si meyve ve sebzelerle kaplı olacak, 1/4'ü tahıllarla veya baklagillerle ve geri kalanı ise iskambil kağıdı büyüklüğündeki yağsız etle (balık, derisiz tavuk).

2-Günde 5-6 defa yeyin

Porsiyonların küçülmesi ve yavaş yenilmesinin yanı sıra, sık sık yemek metabolizmanızın hızlı çalışmasına ve şeker değerinizin tutarlı gitmesini sağlar.Sık sık yediğiniz zaman , kendinizi kontrol edip ve 3 öğün yediğiniz zamankinden de daha küçük porsiyonlarda yemek yemelisiniz. Oretalama bir adam günde 2500 kalori tüketmelidir. Sizde alacağınız kaloriyi öğünlere bölmelisiniz.

3-Ara öğünler

Emin olabilirsiniz ki ara öğün dendiğinde bu peynir veya kurabiyeleri kapsamıyor. Ara öğünlerde genelde çiğ ve organik gıdalar tüketilmeli. Elma ve armut gibi meyveler, havuç gibi sebzeler, tahıllı besinler, pirinç keki veya kraker gibi ve yüksek proteinli gıdalar yağsız yoğurt, süzme peynir. Bunların hepsi lezzetli ve az kalorili ara öğünleridir. Ara öğünlerinizi 200 kalorinin altında tutun.

4-Bol su için

Biliyorum bu ipucunu milyonlarca kez aldınız ama çok su içmek ve vücudunuzda su bulundurmak sabit kiloda kalmak için çok önemlidir. Günde 8 bardak su içiyorsunuz, eğer fiziksel yoğunluğu olan bir işiniz varsa daha fazla, böylece susuzluk ve açlığı birbirine karıştırmayacaksınız. Bir dahaki sefere yiyecek bir şeylere saldırmak istediğinizde, onun yerine su içmeyi deneyin. Açlığınızın geçtiğini görünce şaşıracaksınız. Eğer su içmekten hoşlanmıyorsanız, suyun içine limon parçacıkları koymayı deneyin. Veya çay-naneli veya papatyalı.

5-Geceleri karbonhidrat yemeyin

Basit karbonhidratlar şeker ve ekmek gibi, kalori olarak yüksektir ve çabucak sindirilirler ve insülin seviyesini yükseltirler. Meyve, sebze, tahıllar gibi kompleks karbonhidratlar ise yavaş yakılırlar. Belirli bir saatten sonra karbonhidrat tüketmediğinizde (mesela 16.00), sonraki saatlerde vücudunuzun brownie, kek gibi yağlı gıda isteme olasılığı düşecektir. 1 tabak Karides veya 1 avuç tuzsuz ve sossuz badem gibi glisemik indeksi düşük olan yiyecekleri tüketin, kan şekeriniz ve açlık düzeyiniz istikrarlı olsun.

6-Beslenmenizden tuzu çıkarın

Tuz vücudunuzda su tuttuğu için, tuz tüketiminizİ azalttığınız zaman, vücudunuzda daha az su tutulacaktır. Tuz aynı zamanda yüksek kan basıncının yol açtığından, tuzu azalttığınız zaman daha sağlıklı bir kalbe sahip olacaksınız.

7-Kilo verdiren hap alın

Kilo vermenize ve daha iyi bir vücuda sahip olmanıza yardımcı olacak birçok hap ve doğal ürünler var. Ancak bu ürünlerden bazıları vücudunuza zararlı Ephedra, kafein, diüretik veya kalp ritminizi arttırarak ölüme bile yol açabilecek uyarıcılar içerebilir. Bu sebepten bir ürünü denemeden önce dikkatli olunuz, eğer şüpheleriniz veya sağlık problemleriniz varsa doktorunuzun onayını almadan kullanmayınız.

Güvenebileceğiniz ürünlerden biri; Nutrica’nın ürünü olan Advaslim. Aynı anda hem kalori alımınızı azaltarak hem de yavaşça metabolizma hızınızı arttırarak güvenli kilo vermeniz prensibi üzerine çalışmaktadır.

Advalsim, içinde deniz kabuklarından elde edilen doğal bir lif olan chitosanın özel bir formunu bulundurur. Bu form sayesinde advalsim yemeklerden önce alındığında midedeki asidik ortamın genişlemesini sağlar ve tokluk hissi yaratır. Advalsim içinde bulunan Pyruvate ve Commiphora ile aynı zamanda yavaşça metabolizma hızını yükselterek istenmeyen yağların yakılmasına ve kolesterol dengesinin sağlanmasına yardımcı olur.





8-Yavaş yiyin

Sakin! Birileri önündeki tabağı çalacakmış gibi hemen tüm yemeği ağzına tıkmana gerek yok. Eğer lokmalarınızı iyi çiğneyerek ve yemeğin tüm tadına vararak yerseniz; beynin mideye dolu olduğunu söylediği 20 dakikalık dilime yetişebilirsiniz.

9-Az miktarda alkol alın

Yemeğiniz ile beraber bir kadeh şarap içebilirsiniz her ne kadar siz mayalı içkilerden birini tercih etseniz de. Size bunu söylemekten nefret ediyorum ama alemlerde alacağınız kaloriler çabalarınızı boşa çıkaracaktır. Diyetinizde alacağınız boş kalorileri vermek çok zordur.

Birada da yüksek miktarda maya ve şeker vardır, diğer içkiler ise yüksek şeker içerirler bu yüzden şarap rejimdeyken en uygun alkollü içecektir. Alkol metabolizmanızı yavaşlatır, yiyecek kısıtlamanızı düşürür, kandaki şeker oranını yükseltir ve kilo almanızı sağlar. Buna ilaveten içkinize eklediğiniz şuruplar, likörler hatta sodalar, sıvı şekerlerdir ve diyetinize hiçbir faydası yoktur. Diyet karışımları seçmeniz veya büyük erkekler gibi sek içmenizi öneririz.

10-Yağlı yiyecekleri kesin

Eğer hep maç izlerken bir kap dolusu cips yiyorsanız, varacağınız son bel çevrenizde o kap büyüklüğünde yağ tabakası oluşmasıdır. Bir gramından 9 kalori aldığımız doymuş yağ atar damarımızı tıkar ve kötü kolesterol seviyesini yükseltir.

Kötü yağların yanı sıra linoleic, Omega 3,6 and 9 gibi vücut için gerekli yağ asitleri (EFA) de vardır .Zeytin ve keten tohumunda bulunan çoklu doymamış ve doymamış yağ beyniniz için enerji sağlar ve kanınızdaki iyi kolesterol oranını dengede tutar. Yağı azaltılmış bisküvi ve gıdaların şeker veya başka bir içerik seviyeleri yükseltilmiştir , kalorileri hesaplandığından normal versiyonlarından pek farklı değillerdir.

11-Dışarıda fazla yemeyin

Eğer yiyecekler sizin önünüzde yapılmıyorsa, yemeğinizde sizin hayal edebileceğinizden daha fazla yağ ve katkı maddesi olma şansı yüksektir. Bir yemekte ne kadar sıvıyağ veya tereyağı varsa, yemek o kadar lezzetlidir. Porsiyonlarınızın büyüklüğünü ayarlayabilmek, içine koyacağınız yağ ve tuzu kontrol edebilmek için eğer mümkünse kendi yemeğinizi hazırlayın ve öğle yemeğinizi paketleyip yanınıza alın. Tatildeyseniz veya çalıştığınız yerde buzdolabı yoksa sakın kızarmış yiyecekler ısmarlamayın, onun yerine ızgara veya fırınlanmış yiyecekleri tercih edin. sosları tabağınızın kenarına isteyin ve mümkünse tabağınızın diğer tarafında patates dışında sebze olsun.

12-Televizyon izlerken yemek yemeyin

Pavlov’un teorisi kanıtlamıştır ki, yemek yiyerek bir iş yapıyorsanız, yaptığını iş ağzınızın sulanmasına sebep olacaktır. Yemek enerji içindir, eğlence için değil ve her akşam televizyon karşısında bir kase cips ile oturmak sizi zayıf yapmayacaktır. Sadece yemek masasında yemek yeyin ve yemek hazırlarken atıştırmayın. Eğer televizyon karşısında birşeyler atıştırmak zorundaysanız, tüm paket cipsi oturma odasına götürmeyin , küçük bir kaba biraz cips koyun ve kendinizi sınırlandırın.

13-Kendinizi yoksun bırakmayın

Size yemek konusunda dikkatli olmanızı söylemiştim, ama bazen rejimi biraz gevşetip kızartma veya milkshake sipariş etmek kabul edilebilir. Yemek, yaşamın büyük zevklerindendir. Bir kez yaşayacaksınız, arada bir yağlı veya şekerli yemek, sizi yoksunluk hissinden uzaklaştıracaktır.

Korkutucu istatistik: Amerikalıların %60'dan fazlası kiloludur ve 1/4'ünden fazlası obezdir. Bu rakamlar sağlıklarını tehlikeye atma riski altında olan insanları göstermektedir. Düzgün yemeye başlarsanız, sağlıklı bir kiloya gelmeni kolay olacaktır. Ama bunun için yaşam şeklinizi değiştirmeli ve düzenli egzersiz yapmalısınız.

Kaynak
http://askmen.mynet.com/saglik-ve-spor/diyet-ve-beslenme/123-diyet-ve-beslenme/517-kilo-vermenin-13-yolu

Evde saç boyamanın püf noktaları

Evde saç boyamanın püf noktaları
Kuaföre gitmekten bıktıysanız ya da yaratıcılığınızı kullanmak istiyorsanız, saçınızı kendiniz boyamaya ne dersiniz? Buna bir türlü cesaret edemiyorsanız, belki bu yazı fikrinizi değiştirebilir.
Her kadın aynaya baktığında kendinde bir değişiklik görmek ister. Bunun da en kolay yolu saç rengini değiştirmektir. Ancak çalışan kadınlar için kuaförde zaman harcamak, bir başka zamandan çalmak anlamına geldiği için çoğu kez böylesi değişiklikler arka plana atılır. Bu nedenle artık her gün daha fazla kadın gerek zamandan ve paradan tasarruf etmek, gerekse sadece denemek amacıyla saçını evde boyamayı tercih ediyor. Siz de markette dolaşırken saç boyası reyonunda takılıp bir türlü karar veremeyenlerdenseniz, işte size mükemmel sonuçlar elde etmenin püf noktaları!


Seçiminizi iyi yapın

Daha önce hiç kalıcı boya denemediyseniz önce geçici bir boya seçmeniz iyi olacaktır. Böylece beğenmediğiniz bir sonuç aldığınızda geri dönmeniz kolaylaşır. Teninize uyacak ve doğal saç renginizden iki ya da üç ton koyu olacak bir renk seçin. Beyazlık ya da grilikleri de dikkate alırsanız, birkaç ton koyuluk iyi bir kapatma görevi görecektir. Aksi takdirde bu bölgelerde ilginç turunculuklarınız olabilir.

Doğal boyayla boyanmış bir saça kimyasal boya uygulandığında, kutuda belirtilen süreden daha uzun bir uygulama süresine ihtiyaç vardır. Kimyasal bazlı boyanın kuvvetlenen saça nüfuz etmesi ve bunu aşması daha uzun sürer. Beklenen neticeyi almak bazen birkaç denemeyle mümkün olur.

Kendinizi hazır hissettiğiniz anda adım adım uygulamaya geçebilirsiniz:

1- Saçlarınızın durumunu değerlendirin

Saçınızı boyamadan önce, ne halde olduklarını kontrol edin. Saçınız ne kadar sağlıklı olursa, alacağınız sonuç da o kadar iyi olacaktır. Bu nedenle boyama işlemini gerçekleştirmeden önceki hafta, saçınıza birkaç kez bakım yapın. İçinde, saçları güçlendiren B vitamini, pantenol, E vitamini, avokado veya Hindistan cevizi yağı gibi nemlendirici maddeler bulunduran ürünleri deneyin. Eğer saçlarınız çok kuru ve yıpranmışsa ve kırıklar varsa, o zaman saçı boyamak pek iyi bir fikir olmayabilir. Saçlarınızı biraz kestirip, bir süre bakım uygulamak ve boyayı sonraya bırakmak daha iyi olacaktır. Saçlarınızı boyadıktan sonra da ayda iki kez bakım yapmaya devam edin.

2- Doğru rengi seçin

Başarının anahtarı doğru rengi seçmektir. Parlak gün ışığında doğal saç renginize iyice bakın. Daha sonra gözlerinize ve cilt renginize uyan, bunları tamamlayan bir renk seçin. Örneğin; eğer cildiniz sarımsı veya buğday tonlarındaysa o zaman kırmızı, kestane rengi, bakır veya kızıl - kahve tonlarını tercih edebilirsiniz. Cildiniz beyaz veya kırmızıysa, o zaman küllü renkleri ve bej tonlarını deneyin.

3- Bir yöntem belirleyin

Profesyoneller, yarı kalıcı veya yıkanınca çıkan boyalarla başlamayı öneriyor. Bunlar daha hafif ürünlerdir ve genelde 28 yıkamaya kadar dayanırlar. Kalıcı boya istiyorsanız, damlamayan formülleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca kurumuş olan uçlar için, boya öncesi bakım paketi olanları tercih edebilirsiniz. Boyamaya başlamadan önce, kutu üzerindeki talimatları mutlaka okuyun. Böylece uygulamanız daha kolay olur ve alerji olasılığını da düşürebilirsiniz.

4- Rengi korumak için

Saçınızı boyayıp şekil verdikten sonra, elde ettiğiniz rengi korumak isteyeceksiniz. Saç renginizi uzun süre muhafaza etmek için güneş ve klordan uzak durun, saç kurutma makinesi, fön ve maşa gibi sıcaklığı çok yayan aletleri fazla kullanmaktan kaçının. Bunlar hem rengin atmasına hem de saçın yıpranmasına neden olurlar. Saçınızı parlak ve nemli tutmak için, özellikle boyalı saçlar için üretilmiş şampuan, saç kremi ve bakım ürünlerini uygulayın.

Bunlara dikkat:

• Başlamadan önce mutlaka kullanım kılavuzunu iyice okuyun.

• Boyamaya başlamadan önce bütün gereçlerin tam olduğundan emin olun.

• Eski bir gömlek giyin ve eski bir havlu kullanın.

• Saçınızın etrafındaki cildin lekelenmemesi için biraz vazelin sürün, ancak saça bulaştırmamaya dikkat edin.

• Boya sürerken mutlaka eldiven kullanın.

• Saçları bölerken ve boyayı dağıtırken geniş ağızlı bir tarak kullanın.

• Cilde bulaşan boyayı ıslak mendil, şampuanlı veya cilt temizleyicili pamuk ile silin.

• Rengin tutması için saati ayarlayın.

Bunlardan kaçının:

• Saçınız açık kahverengiden daha koyuysa renk açıcı ya da sarartıcı maddeler kullanmayın. Aksi takdirde saçınız turuncu olur.

• Cereyan yapan bir yerde ya da ateş yakınında oturmayın. Bu uygulama sürecini ve sonucu etkileyebilir.

• Bekleme sırasında telefonla konuşmayın, aksi takdirde zamanın nasıl geçtiğini farketmeyebilirsiniz.

Saç boyalarının özellikleri


• Doğal boyalar (bitkisel boyalar) saç telinin içine nüfuz etmez ve beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Ancak saça bir ışıltı ve dolgunluk kazandırır. Dolayısıyla saça bakım yapmaları nedeniyle avantajlıdır. Eğer saçınızı boyamak değil de sadece kuvvetlendirmek istiyorsanız, nötr kına uygulayabilirsiniz.

• Doğal boyaların özelliği; sentez ile elde edilmiş boyalarınkine oranla çok daha ufak olan molekülleridir. Bu özellik onların saç telinin tümüne ve özellikle saç telini oluşturan kabuğa nüfuz etmelerini sağlar. Böylece direkt boyaların yaptığı gibi saç renginin geneliyle bütünleşirler.

• Doğal boyalar şampuanlamayla yok olur. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar. Çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece doğal boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır.

• Kimyasal boyalara oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanmalıdırlar. Bu süre genellikle bir saat olmasına rağmen, her şey saçınızın doğal rengi ve kalitesine bağlı olarak dikkatle uygulanmalıdır. Örneğin açık renk saçta 'havuç turuncusu' gibi bir sonuç istemiyorsanız, uygulama süresi kısa tutulmalıdır.

Evde saç boyamanın püf noktaları

Evde saç boyamanın püf noktaları
Kuaföre gitmekten bıktıysanız ya da yaratıcılığınızı kullanmak istiyorsanız, saçınızı kendiniz boyamaya ne dersiniz? Buna bir türlü cesaret edemiyorsanız, belki bu yazı fikrinizi değiştirebilir.
Her kadın aynaya baktığında kendinde bir değişiklik görmek ister. Bunun da en kolay yolu saç rengini değiştirmektir. Ancak çalışan kadınlar için kuaförde zaman harcamak, bir başka zamandan çalmak anlamına geldiği için çoğu kez böylesi değişiklikler arka plana atılır. Bu nedenle artık her gün daha fazla kadın gerek zamandan ve paradan tasarruf etmek, gerekse sadece denemek amacıyla saçını evde boyamayı tercih ediyor. Siz de markette dolaşırken saç boyası reyonunda takılıp bir türlü karar veremeyenlerdenseniz, işte size mükemmel sonuçlar elde etmenin püf noktaları!


Seçiminizi iyi yapın

Daha önce hiç kalıcı boya denemediyseniz önce geçici bir boya seçmeniz iyi olacaktır. Böylece beğenmediğiniz bir sonuç aldığınızda geri dönmeniz kolaylaşır. Teninize uyacak ve doğal saç renginizden iki ya da üç ton koyu olacak bir renk seçin. Beyazlık ya da grilikleri de dikkate alırsanız, birkaç ton koyuluk iyi bir kapatma görevi görecektir. Aksi takdirde bu bölgelerde ilginç turunculuklarınız olabilir.

Doğal boyayla boyanmış bir saça kimyasal boya uygulandığında, kutuda belirtilen süreden daha uzun bir uygulama süresine ihtiyaç vardır. Kimyasal bazlı boyanın kuvvetlenen saça nüfuz etmesi ve bunu aşması daha uzun sürer. Beklenen neticeyi almak bazen birkaç denemeyle mümkün olur.

Kendinizi hazır hissettiğiniz anda adım adım uygulamaya geçebilirsiniz:

1- Saçlarınızın durumunu değerlendirin

Saçınızı boyamadan önce, ne halde olduklarını kontrol edin. Saçınız ne kadar sağlıklı olursa, alacağınız sonuç da o kadar iyi olacaktır. Bu nedenle boyama işlemini gerçekleştirmeden önceki hafta, saçınıza birkaç kez bakım yapın. İçinde, saçları güçlendiren B vitamini, pantenol, E vitamini, avokado veya Hindistan cevizi yağı gibi nemlendirici maddeler bulunduran ürünleri deneyin. Eğer saçlarınız çok kuru ve yıpranmışsa ve kırıklar varsa, o zaman saçı boyamak pek iyi bir fikir olmayabilir. Saçlarınızı biraz kestirip, bir süre bakım uygulamak ve boyayı sonraya bırakmak daha iyi olacaktır. Saçlarınızı boyadıktan sonra da ayda iki kez bakım yapmaya devam edin.

2- Doğru rengi seçin

Başarının anahtarı doğru rengi seçmektir. Parlak gün ışığında doğal saç renginize iyice bakın. Daha sonra gözlerinize ve cilt renginize uyan, bunları tamamlayan bir renk seçin. Örneğin; eğer cildiniz sarımsı veya buğday tonlarındaysa o zaman kırmızı, kestane rengi, bakır veya kızıl - kahve tonlarını tercih edebilirsiniz. Cildiniz beyaz veya kırmızıysa, o zaman küllü renkleri ve bej tonlarını deneyin.

3- Bir yöntem belirleyin

Profesyoneller, yarı kalıcı veya yıkanınca çıkan boyalarla başlamayı öneriyor. Bunlar daha hafif ürünlerdir ve genelde 28 yıkamaya kadar dayanırlar. Kalıcı boya istiyorsanız, damlamayan formülleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca kurumuş olan uçlar için, boya öncesi bakım paketi olanları tercih edebilirsiniz. Boyamaya başlamadan önce, kutu üzerindeki talimatları mutlaka okuyun. Böylece uygulamanız daha kolay olur ve alerji olasılığını da düşürebilirsiniz.

4- Rengi korumak için

Saçınızı boyayıp şekil verdikten sonra, elde ettiğiniz rengi korumak isteyeceksiniz. Saç renginizi uzun süre muhafaza etmek için güneş ve klordan uzak durun, saç kurutma makinesi, fön ve maşa gibi sıcaklığı çok yayan aletleri fazla kullanmaktan kaçının. Bunlar hem rengin atmasına hem de saçın yıpranmasına neden olurlar. Saçınızı parlak ve nemli tutmak için, özellikle boyalı saçlar için üretilmiş şampuan, saç kremi ve bakım ürünlerini uygulayın.

Bunlara dikkat:

• Başlamadan önce mutlaka kullanım kılavuzunu iyice okuyun.

• Boyamaya başlamadan önce bütün gereçlerin tam olduğundan emin olun.

• Eski bir gömlek giyin ve eski bir havlu kullanın.

• Saçınızın etrafındaki cildin lekelenmemesi için biraz vazelin sürün, ancak saça bulaştırmamaya dikkat edin.

• Boya sürerken mutlaka eldiven kullanın.

• Saçları bölerken ve boyayı dağıtırken geniş ağızlı bir tarak kullanın.

• Cilde bulaşan boyayı ıslak mendil, şampuanlı veya cilt temizleyicili pamuk ile silin.

• Rengin tutması için saati ayarlayın.

Bunlardan kaçının:

• Saçınız açık kahverengiden daha koyuysa renk açıcı ya da sarartıcı maddeler kullanmayın. Aksi takdirde saçınız turuncu olur.

• Cereyan yapan bir yerde ya da ateş yakınında oturmayın. Bu uygulama sürecini ve sonucu etkileyebilir.

• Bekleme sırasında telefonla konuşmayın, aksi takdirde zamanın nasıl geçtiğini farketmeyebilirsiniz.

Saç boyalarının özellikleri


• Doğal boyalar (bitkisel boyalar) saç telinin içine nüfuz etmez ve beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Ancak saça bir ışıltı ve dolgunluk kazandırır. Dolayısıyla saça bakım yapmaları nedeniyle avantajlıdır. Eğer saçınızı boyamak değil de sadece kuvvetlendirmek istiyorsanız, nötr kına uygulayabilirsiniz.

• Doğal boyaların özelliği; sentez ile elde edilmiş boyalarınkine oranla çok daha ufak olan molekülleridir. Bu özellik onların saç telinin tümüne ve özellikle saç telini oluşturan kabuğa nüfuz etmelerini sağlar. Böylece direkt boyaların yaptığı gibi saç renginin geneliyle bütünleşirler.

• Doğal boyalar şampuanlamayla yok olur. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar. Çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece doğal boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır.

• Kimyasal boyalara oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanmalıdırlar. Bu süre genellikle bir saat olmasına rağmen, her şey saçınızın doğal rengi ve kalitesine bağlı olarak dikkatle uygulanmalıdır. Örneğin açık renk saçta 'havuç turuncusu' gibi bir sonuç istemiyorsanız, uygulama süresi kısa tutulmalıdır.

Akmayan makyaj mı istiyorsunuz?

Akmayan makyaj mı istiyorsunuz?
Evden çıkmadan özene bezene yaptığınız makyajdan, bir-iki saat sonra geriye kalan sadece göz altlarınıza yayılan makyaj kalıntılarıysa, bu birkaç ipucu işinize yarayabilir...

Kadınların makyajla ilgili en büyük sıkıntılarından biri, makyajın yapıldığı andaki gibi kalmayıp, akmasıdır. Sabah binbir özenle çektiğiniz kalem, birkaç saat içinde gözlerinizin altında gölgeler oluşturmaya başlarken, bir fincan kahvenin ardından rujdan eser bile kalmaz. Peki fondöten ve pudra karışımıyla yüzünüzü maskeye döndürmeden makyaj yapabilmenin bir yolu yok mu?

Akmayan bir makyaj için elbette ki bazı ipuçları var. İster özel geceler için uygulanan kalıcılığını uzun süre koruyan bir makyaj yapın, ister hafif günlük bir makyaj uygulayın, bu kolay tekniklerle yüzünüzün sabahtan akşama kadar taze görünmesini sağlayabilirsiniz. Yalnız tekniklere geçmeden şunu belirtelim: Bir kadının en iyi makyaj arkadaşı toz pudradır. Kapatıcı Kapatıcıyı göz altlarınıza noktalar halinde bastırın ve nazikçe yayın. Şimdi küçük bir pudra fırçasıyla saydam, toz bir pudrayı bu bölgeye hafifçe sürün. Bu, aynı zamanda rimelin akarak göz çevresinde koyu renk halkalar yapmasını da engeller. Krem allık Ürünleri krem formunda kullandığınızda, miktarı az tutmak iyi olacaktır. Bunun nedeni ürünün kıvamıdır. Yani allıktan bahsediyorsak, allığın krem içeriği bunun yüze kolayca yayılmasına sebep olur. Bunu önlemek için de allığınızı sürdükten sonra yanaklarınıza gene toz pudra sürmeniz en iyisi olacaktır. Böylece allık yanaklarınızda kalır, etrafa yayılmaz. Göz kalemi Göz kaleminin dagilmasi normaldir. Hatta bu, göz kalemine has bir özelliktir. Burada kaçinmaniz gereken bir sey varsa, o da göz kalemini sabitlemeye çalisip, dagilmasini önlemektir; çünkü göz kalemi hafifçe dagildiginda çok daha seksi bir hava katar. Onu sabitlemeye çalismak, daha kati ve keskin bir ifadeye sebep olur. Ancak gene de göz çevresinde katı ve keskin bir çizgiden yanaysanız, o zaman o belirginliği sağlamak için sıvı halinde olan eyeliner'ları kullanın.


Dudak boyası
Ruj ya da dudak parlatıcısını bir türlü taşırmadan süremiyorsanız, o zaman parmak ucunuzu fondötene değdirin ve dudak çizgisinin üzerine doğru yayın. Bu, ağız çevresindeki çizgileri yumuşatır ve dudakları düzeltip pürüzsüzleştirerek boyanın sabit kalmasını sağlar.

8 öneriyle sımsıkı göğüsler

8 öneriyle sımsıkı göğüsler
Egzersizler, kozmetikler ve diğer uygulamalar... Küçük alışkanlıklar kazandıracak bu 8 öneriyle bir ay sonunda sonucu görmeye başlayacaksınız...




Kadın güzelliğinin simgesinden birisi de göğüsler... Ve pek çok kadın için göğüslerinin güzelliği çok ama çok önemli. Öyle ki, her yıl tüm dünyada binlerce kadın daha güze! göğüslere sahip olmak için bıçak altına yatmaktan çekinmiyor. Ancak, biz "çok geç olmadan ve göğüsleriniz herhangi cerrahi bir müdahaleyi gerektirmeden işe koyulun" diyoruz. Önerilerimizi düzenli bir şekilde uygulayarak, göğüslerinizi forma sokabilir ve güzelliklerini uzun yıllar boyunca koruyabilirsiniz.

1. Sıcak - soğuk duş

Sıcak ve soğuk suyu değişimli olarak kullanarak vücudun herhangi bir bölgesine uygulamak aslında Kneipp Terapi olarak bilinen çok eski bir yöntem. Ağrılara iyi geldiği söylenen bu yöntemi tüm vücut için kullanmaksa genel olarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Göğüslere nasıl uygulandığına gelince; duşun el başlığını alın ve göğüslerinizin üzerine önce dayanabildiğiniz kadar soğuk, 2 dakika ardındansa ılık su tutun. Yaklaşık 10 dakika boyunca bunu tekrarlayın ve soğuk suyla işlemi bitirin. Göğüs bölgenizdeki kan dolaşımı hızlanacak ve bu da cildinizi uyararak daha gergin hale gelmesine yardımcı olacaktır.

2. Basit ama etkili egzersizlerden yardım alın

Göğüslerinizin kısa zamanda forma girmesini istiyorsanız, egzersizlerin gücünden mutlaka faydalanmalısınız. Eğer düzenli uygularsanız sadece bir ay içinde istediğinizden çok daha fazlasını elde edeceğinize emin olabilirsiniz. Size önereceğimiz egzersizleri uygulaması son derece basit, her gün tekrarlandıklarında bir o kadar da etkililer;

• İki avcunuzu göğsünüzün tam önünde birbirine mümkün olduğunca güçlü bir şekilde bastırın. Egzersizi, günde 3 kez 15 dakika yapmanız yeterli ama siz aklınıza her geldiğinde de tekrar edebilirsiniz.

• Bir duvarın önünde durun. Ellerinizi duvara dayayın ve tüm ağırlığınızı ellerinizin üzerine verin. Ardından, kollarınızı gererek kendinizi duvardan uzaklaştırın. Günde 30 kez tekrarlayın.

• Sırt üstü yere uzanın ve her iki elinize 2'şer kiloluk ağırlıklar alın. Kollarınızı yukan doğru gergin bir şekilde uzatın ve indirin. 3 set halinde 15'lik tekrarlar yapmanız, göğüs kaslarınızı güçlendirmeniz için yeterli.

3. En doğru sutyeni seçin

Yanlış beden sutyen seçiminin göğüsleri deforme ettiği artık bilinen bir gerçek. Sizin için en doğru bedeni, büyük mağazalardaki satış elemanlarının yardımıyla öğrenebilirsiniz, Ancak beden kadar yapılan aktiviteye uygun sutyen seçimi de önemli. Örneğin spor yaparken mutlaka yaptığınız spora uygun bir sutyen tercih etmeli, elastikiyetini kaybetmiş sutyenleri asla kullanmamalısınız (Nike Spor Sutyen, 75 YTL). Ayrıca, doğru sutyenle sadece saniyeler içinde bile göğüslerinizin formda görünmesini sağlayabilirsiniz.

4. Teknolojiden yardım alın

Göğüslerinizi toparlamak için enstitülerde yapılan bakımlardan da faydalanabilirsiniz. Bu uygulamardan en yenisi de, 6 farklı teknolojiyi bir araya getiren 'Breast Fit System'. Bu teknolojiler sayesinde doku yenilenmesi, gelişmesi, cilt elastikiyetinde iyileşme yaşanıyor, düşük miktarda verilen elektrik akımı ile kas güçlenmesi sağlanabiliyor, lenf, kan dolaşımı ve metabolizma gelişiyor, göğüs ucu renk koyulaşması sıkıntısı son buluyor. Uzmanlar, göğüs geliştirme, şekillendirme ve çatlaklara özel 10 ayrı programa sahip sistem ile yaklaşık 10-12 seans arasında sonuç alınmaya başlandığını ifade ediyor. Tavsiye edilen seans 20 iken, periyot ise haftada 3 kez... Kişinin problemine, yaşına, cilt yapısına göre bu sayı değişebiliyor. Sarkma, çatlak, büyütme uygulamaları için farklı süreler söz konusu...

5. Kozmetiklerin gücünden yararlanın

Göğüslerinizin güzelliğine katkıda bulunmak için kozmetiklerin gücünden de faydalanabilirsiniz. Cildi sıkılaştırma özelliğine sahip bu ürünler, diğer bakım uygulamalarıyla iyi sonuçlar veriyorlar. İşte seçtiklerimiz:

1.Guinot Liftenseur Buste: Cildi sıkılaştıran ve daha genç görünümlü bir dekolte bölgesi sağlayan ürün, özellikle güneş öncesi ve sonrası, hamilelik gibi dönemlerde tavsiye ediliyor. Göğüs ve dekoltenin destek bağ dokusununun elastikiyetini geri kazandırıyor. İçeriğinde hücre sağlığı için gerekli 56 aktif biyolojik içerik olan hücre yaşam kompleksi, C vitamini ve kamelya yağı özü bulunuyor. 106 YTL
2. La Colline Cellular Bust DR Cream: Göğüs, dekolte bölgesi ve boyun çizgisi dokusunun sarkmasını, kolajen ve elastin bağlarının gevşemesini önleyen ürünün anında ve uzun süreli sıkılık kazandırdığı söyleniyor. 221 YTL
3. Thalgo Bust Shaping Serum: Hücre yenilenmesini hızlandırarak cildi besliyor ve canlandırıyor. Formülünde tüm Thalgo özleri gibi deniz ve yosun özleri bulunan ürünün, göğüs dokusunun yeniden şekillenmesini sağladığı söyleniyor. 109 YTL
4. Sothys Radiance Tightening Bust Serum: Göğüslerde sıkılaştırma, yeniden şekillendirme, canlandırma etkisi yaratan hafif bir serum. Tazeleyici ve yağ içermeyen yapısıyla cilt yüzeyine ışıltılı bir görünüm kazandırıyor. 113 YTL
5. Shiseido Aromotic Bust Firming Complex: Yoğun yapıda ancak kolayca emilen göğüs bakım kompleksi olan ürün, aynı zamanda aromatik şekilde etki ediyor. Yeni geliştirilen FRM kokusu cildin koruma bariyerlerini geliştiriyor. Shiseido uzmanlarının verdiği bilgiye göre cildi sararak nemin buharlaşmasını engelliyor ve kan dolaşımını da hızlandırıyor. 106 YTL
6. Sampar Lift Me Up Büst Cream: At kestanesi özütü, nane, karite, bitki şekerleri ve süt içeren ürün cilt dokusunu nemlendiriyor ve cildin doğal yapısını güçlendirerek göğüslerin toparlanışını sağlıyor. Ürünün çatlakları da önlediği söyleniyor. 119 YTL

6. Dekolteyi unutmayın

Göğüslerin güzelliğinde dekoltenin ne kadar önemli olduğu hep unutulan bir gerçek. Oysa, çenenizin altından başlayıp, göğüslerin üzerine kadar devam eden bu bölgeyi, göğüslerin dik durmasına yardımcı olan doğal bir sutyen olarak nitelendirmek mümkün. Uzmanların bu konudaki önerisi ise, göğüs kreminizi, sadece göğüslerin üzerine değil, çenenizin hemen artından başlayarak dairesel masajlarla tüm dekolteye yedirmeniz.

7. Küçük hilelerden faydalanın

Hayalinizdeki sırtı açık elbiseyi, sutyensiz giymeniz için tek çare operasyon masasına yatmak değil! Bunun için sadece saniyeler içinde etkisini gösterecek tavsiyelerimiz var sizlere; eğer göğüs kaldırmaya yarayan bantları bugüne kadar hiç denemediyseniz, işte şimdi tam zamanı. Çoğu kadın bunların, yeteri kadar etkili olmadığını düşünse de, deneyenler, iri göğüsleri bile toparlama etkisine sahip olduklarını anlatıyor. Siz de, yapışkanlı bantları, özel gecelerde kullanabilirsiniz. (La Senza yapışkan bantlar 25 YTL).Yapışkanlı sırtsız sutyenleri de deneyebilirsiniz (Yapışkanlı sırtsız sutyen Yeni İnci, 18 YTL).

8. Sağlıklı göğsün güzel göğüs olduğunu bilin

Sağlık her zaman, her şeyden önce gelir, Ve sağlıklı olan güzel olandır. Bu kuralı hiçbir zaman unutmayın ve göğüslerinizin güzelliğini uzun yıllar korumak için göğüs kontrollerinizi asla ihmal etmeyin. Düzenli check-up'lar sırasında yaptıracağınız göğüs kontrolleri meme kanserinin erken teşhisi için çok büyük önem taşıyor.

Akmayan makyaj mı istiyorsunuz?

Akmayan makyaj mı istiyorsunuz?
Evden çıkmadan özene bezene yaptığınız makyajdan, bir-iki saat sonra geriye kalan sadece göz altlarınıza yayılan makyaj kalıntılarıysa, bu birkaç ipucu işinize yarayabilir...

Kadınların makyajla ilgili en büyük sıkıntılarından biri, makyajın yapıldığı andaki gibi kalmayıp, akmasıdır. Sabah binbir özenle çektiğiniz kalem, birkaç saat içinde gözlerinizin altında gölgeler oluşturmaya başlarken, bir fincan kahvenin ardından rujdan eser bile kalmaz. Peki fondöten ve pudra karışımıyla yüzünüzü maskeye döndürmeden makyaj yapabilmenin bir yolu yok mu?

Akmayan bir makyaj için elbette ki bazı ipuçları var. İster özel geceler için uygulanan kalıcılığını uzun süre koruyan bir makyaj yapın, ister hafif günlük bir makyaj uygulayın, bu kolay tekniklerle yüzünüzün sabahtan akşama kadar taze görünmesini sağlayabilirsiniz. Yalnız tekniklere geçmeden şunu belirtelim: Bir kadının en iyi makyaj arkadaşı toz pudradır. Kapatıcı Kapatıcıyı göz altlarınıza noktalar halinde bastırın ve nazikçe yayın. Şimdi küçük bir pudra fırçasıyla saydam, toz bir pudrayı bu bölgeye hafifçe sürün. Bu, aynı zamanda rimelin akarak göz çevresinde koyu renk halkalar yapmasını da engeller. Krem allık Ürünleri krem formunda kullandığınızda, miktarı az tutmak iyi olacaktır. Bunun nedeni ürünün kıvamıdır. Yani allıktan bahsediyorsak, allığın krem içeriği bunun yüze kolayca yayılmasına sebep olur. Bunu önlemek için de allığınızı sürdükten sonra yanaklarınıza gene toz pudra sürmeniz en iyisi olacaktır. Böylece allık yanaklarınızda kalır, etrafa yayılmaz. Göz kalemi Göz kaleminin dagilmasi normaldir. Hatta bu, göz kalemine has bir özelliktir. Burada kaçinmaniz gereken bir sey varsa, o da göz kalemini sabitlemeye çalisip, dagilmasini önlemektir; çünkü göz kalemi hafifçe dagildiginda çok daha seksi bir hava katar. Onu sabitlemeye çalismak, daha kati ve keskin bir ifadeye sebep olur. Ancak gene de göz çevresinde katı ve keskin bir çizgiden yanaysanız, o zaman o belirginliği sağlamak için sıvı halinde olan eyeliner'ları kullanın.


Dudak boyası
Ruj ya da dudak parlatıcısını bir türlü taşırmadan süremiyorsanız, o zaman parmak ucunuzu fondötene değdirin ve dudak çizgisinin üzerine doğru yayın. Bu, ağız çevresindeki çizgileri yumuşatır ve dudakları düzeltip pürüzsüzleştirerek boyanın sabit kalmasını sağlar.

8 öneriyle sımsıkı göğüsler

8 öneriyle sımsıkı göğüsler
Egzersizler, kozmetikler ve diğer uygulamalar... Küçük alışkanlıklar kazandıracak bu 8 öneriyle bir ay sonunda sonucu görmeye başlayacaksınız...




Kadın güzelliğinin simgesinden birisi de göğüsler... Ve pek çok kadın için göğüslerinin güzelliği çok ama çok önemli. Öyle ki, her yıl tüm dünyada binlerce kadın daha güze! göğüslere sahip olmak için bıçak altına yatmaktan çekinmiyor. Ancak, biz "çok geç olmadan ve göğüsleriniz herhangi cerrahi bir müdahaleyi gerektirmeden işe koyulun" diyoruz. Önerilerimizi düzenli bir şekilde uygulayarak, göğüslerinizi forma sokabilir ve güzelliklerini uzun yıllar boyunca koruyabilirsiniz.

1. Sıcak - soğuk duş

Sıcak ve soğuk suyu değişimli olarak kullanarak vücudun herhangi bir bölgesine uygulamak aslında Kneipp Terapi olarak bilinen çok eski bir yöntem. Ağrılara iyi geldiği söylenen bu yöntemi tüm vücut için kullanmaksa genel olarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Göğüslere nasıl uygulandığına gelince; duşun el başlığını alın ve göğüslerinizin üzerine önce dayanabildiğiniz kadar soğuk, 2 dakika ardındansa ılık su tutun. Yaklaşık 10 dakika boyunca bunu tekrarlayın ve soğuk suyla işlemi bitirin. Göğüs bölgenizdeki kan dolaşımı hızlanacak ve bu da cildinizi uyararak daha gergin hale gelmesine yardımcı olacaktır.

2. Basit ama etkili egzersizlerden yardım alın

Göğüslerinizin kısa zamanda forma girmesini istiyorsanız, egzersizlerin gücünden mutlaka faydalanmalısınız. Eğer düzenli uygularsanız sadece bir ay içinde istediğinizden çok daha fazlasını elde edeceğinize emin olabilirsiniz. Size önereceğimiz egzersizleri uygulaması son derece basit, her gün tekrarlandıklarında bir o kadar da etkililer;

• İki avcunuzu göğsünüzün tam önünde birbirine mümkün olduğunca güçlü bir şekilde bastırın. Egzersizi, günde 3 kez 15 dakika yapmanız yeterli ama siz aklınıza her geldiğinde de tekrar edebilirsiniz.

• Bir duvarın önünde durun. Ellerinizi duvara dayayın ve tüm ağırlığınızı ellerinizin üzerine verin. Ardından, kollarınızı gererek kendinizi duvardan uzaklaştırın. Günde 30 kez tekrarlayın.

• Sırt üstü yere uzanın ve her iki elinize 2'şer kiloluk ağırlıklar alın. Kollarınızı yukan doğru gergin bir şekilde uzatın ve indirin. 3 set halinde 15'lik tekrarlar yapmanız, göğüs kaslarınızı güçlendirmeniz için yeterli.

3. En doğru sutyeni seçin

Yanlış beden sutyen seçiminin göğüsleri deforme ettiği artık bilinen bir gerçek. Sizin için en doğru bedeni, büyük mağazalardaki satış elemanlarının yardımıyla öğrenebilirsiniz, Ancak beden kadar yapılan aktiviteye uygun sutyen seçimi de önemli. Örneğin spor yaparken mutlaka yaptığınız spora uygun bir sutyen tercih etmeli, elastikiyetini kaybetmiş sutyenleri asla kullanmamalısınız (Nike Spor Sutyen, 75 YTL). Ayrıca, doğru sutyenle sadece saniyeler içinde bile göğüslerinizin formda görünmesini sağlayabilirsiniz.

4. Teknolojiden yardım alın

Göğüslerinizi toparlamak için enstitülerde yapılan bakımlardan da faydalanabilirsiniz. Bu uygulamardan en yenisi de, 6 farklı teknolojiyi bir araya getiren 'Breast Fit System'. Bu teknolojiler sayesinde doku yenilenmesi, gelişmesi, cilt elastikiyetinde iyileşme yaşanıyor, düşük miktarda verilen elektrik akımı ile kas güçlenmesi sağlanabiliyor, lenf, kan dolaşımı ve metabolizma gelişiyor, göğüs ucu renk koyulaşması sıkıntısı son buluyor. Uzmanlar, göğüs geliştirme, şekillendirme ve çatlaklara özel 10 ayrı programa sahip sistem ile yaklaşık 10-12 seans arasında sonuç alınmaya başlandığını ifade ediyor. Tavsiye edilen seans 20 iken, periyot ise haftada 3 kez... Kişinin problemine, yaşına, cilt yapısına göre bu sayı değişebiliyor. Sarkma, çatlak, büyütme uygulamaları için farklı süreler söz konusu...

5. Kozmetiklerin gücünden yararlanın

Göğüslerinizin güzelliğine katkıda bulunmak için kozmetiklerin gücünden de faydalanabilirsiniz. Cildi sıkılaştırma özelliğine sahip bu ürünler, diğer bakım uygulamalarıyla iyi sonuçlar veriyorlar. İşte seçtiklerimiz:

1.Guinot Liftenseur Buste: Cildi sıkılaştıran ve daha genç görünümlü bir dekolte bölgesi sağlayan ürün, özellikle güneş öncesi ve sonrası, hamilelik gibi dönemlerde tavsiye ediliyor. Göğüs ve dekoltenin destek bağ dokusununun elastikiyetini geri kazandırıyor. İçeriğinde hücre sağlığı için gerekli 56 aktif biyolojik içerik olan hücre yaşam kompleksi, C vitamini ve kamelya yağı özü bulunuyor. 106 YTL
2. La Colline Cellular Bust DR Cream: Göğüs, dekolte bölgesi ve boyun çizgisi dokusunun sarkmasını, kolajen ve elastin bağlarının gevşemesini önleyen ürünün anında ve uzun süreli sıkılık kazandırdığı söyleniyor. 221 YTL
3. Thalgo Bust Shaping Serum: Hücre yenilenmesini hızlandırarak cildi besliyor ve canlandırıyor. Formülünde tüm Thalgo özleri gibi deniz ve yosun özleri bulunan ürünün, göğüs dokusunun yeniden şekillenmesini sağladığı söyleniyor. 109 YTL
4. Sothys Radiance Tightening Bust Serum: Göğüslerde sıkılaştırma, yeniden şekillendirme, canlandırma etkisi yaratan hafif bir serum. Tazeleyici ve yağ içermeyen yapısıyla cilt yüzeyine ışıltılı bir görünüm kazandırıyor. 113 YTL
5. Shiseido Aromotic Bust Firming Complex: Yoğun yapıda ancak kolayca emilen göğüs bakım kompleksi olan ürün, aynı zamanda aromatik şekilde etki ediyor. Yeni geliştirilen FRM kokusu cildin koruma bariyerlerini geliştiriyor. Shiseido uzmanlarının verdiği bilgiye göre cildi sararak nemin buharlaşmasını engelliyor ve kan dolaşımını da hızlandırıyor. 106 YTL
6. Sampar Lift Me Up Büst Cream: At kestanesi özütü, nane, karite, bitki şekerleri ve süt içeren ürün cilt dokusunu nemlendiriyor ve cildin doğal yapısını güçlendirerek göğüslerin toparlanışını sağlıyor. Ürünün çatlakları da önlediği söyleniyor. 119 YTL

6. Dekolteyi unutmayın

Göğüslerin güzelliğinde dekoltenin ne kadar önemli olduğu hep unutulan bir gerçek. Oysa, çenenizin altından başlayıp, göğüslerin üzerine kadar devam eden bu bölgeyi, göğüslerin dik durmasına yardımcı olan doğal bir sutyen olarak nitelendirmek mümkün. Uzmanların bu konudaki önerisi ise, göğüs kreminizi, sadece göğüslerin üzerine değil, çenenizin hemen artından başlayarak dairesel masajlarla tüm dekolteye yedirmeniz.

7. Küçük hilelerden faydalanın

Hayalinizdeki sırtı açık elbiseyi, sutyensiz giymeniz için tek çare operasyon masasına yatmak değil! Bunun için sadece saniyeler içinde etkisini gösterecek tavsiyelerimiz var sizlere; eğer göğüs kaldırmaya yarayan bantları bugüne kadar hiç denemediyseniz, işte şimdi tam zamanı. Çoğu kadın bunların, yeteri kadar etkili olmadığını düşünse de, deneyenler, iri göğüsleri bile toparlama etkisine sahip olduklarını anlatıyor. Siz de, yapışkanlı bantları, özel gecelerde kullanabilirsiniz. (La Senza yapışkan bantlar 25 YTL).Yapışkanlı sırtsız sutyenleri de deneyebilirsiniz (Yapışkanlı sırtsız sutyen Yeni İnci, 18 YTL).

8. Sağlıklı göğsün güzel göğüs olduğunu bilin

Sağlık her zaman, her şeyden önce gelir, Ve sağlıklı olan güzel olandır. Bu kuralı hiçbir zaman unutmayın ve göğüslerinizin güzelliğini uzun yıllar korumak için göğüs kontrollerinizi asla ihmal etmeyin. Düzenli check-up'lar sırasında yaptıracağınız göğüs kontrolleri meme kanserinin erken teşhisi için çok büyük önem taşıyor.

Işıltılı saçlar için 27 profesyonel öneri

Işıltılı saçlar için 27 profesyonel öneri
Saçlarınız cansız mı? Saç uçlarınızda kırıklar mı var? Bu problemlerden çok mu sıkıldınız? Paniğe gerek yok. İstediğiniz saçlara kavuşmak için önerilerimizi uygulamaya başlayın. İşe yarayacak!


1- Şampuanınızı sulandırın!

Saçlarınızı yıkarken çok fazla şampuan kullanmaktan vazgeçin. Küçük bir miktar şampuan saçlarınızı temizlemeye ve güzel kokmasını sağlamaya yetebilir. Fazla şampuan saçlarınızı ağırlaştırır ve kurutur. Önerimiz: Şampuanı bir kap içinde ılık suyla inceltip, saçınıza uygulayın.

2- Soğuk suyla durulayın

Saçlarınızı şampuanladıktan sonra iyice durulamanız şart. Durulama sırasında soğuk denebilecek derecede su kullanın. Çok sıcak su saç derinizi yıpratabilir ve kepek oluşumuna yol açabilir. Saçlarınızın iyice durulandığını saçlarınızdan gelen gıcırdama sesinden anlayabilirsiniz.

3- Havluyla ovalamayın!

Islak saç hassas olduğundan sert müdahaleler kırılmasına neden olur. Bu nedenle havluyla sert biçimde ovuşturarak saçlarınızı kurutmayın! Havlu, saçınızın koruyucu tabakasına zarar verdiğinden saç uçlarınız kolayca kırılabilir. Saçlarınızdaki ıslaklığı emmesi için havluyu saçlarınıza sarıp dört beş dakika bekleyin.


4- Dipteki saçlardan taramaya başlayın

Şimdi sıra banyoda karışan saçlarınızı taramaya geldi. Kalın dişli taraklar ya da doğal malzemeden yapılmış fırçalar size yardımcı olabilir. Saçlarınızı tutam tutam ayırıp yumuşak biçimde tarayın. Ufak bir tüyo: Saç uzmanları her zaman ensenizden başlayıp üstlere doğru çıkarak saçları tarıyor. (Detangllng Comb, ahşap tarak, The Body Shop, 7 YTL).

5- Sıcak tutmayın

Havluyla saçlarınızın nemini aldıktan sonra, sıra şimdi fön makinesiyle kurutmada... Zarar vermeden, en güvenli şekilde saçlarınızı kurutmak için makinenin ayarını orta derecede ve saçınızdan 15-20cm uzaklıkta tutun. Böylece saçınızın aşırı ısınmasını önleyebilirsiniz (Satinpro, saç kurutma makinesi, Braun, 120 YTL).

6- Koruyucu kullanın

Eğer saçınızı daha hızlı kurutmanız gerekiyorsa mutlaka fönün zararlı etkilerinden saçınızı koruyan bir ürün kullanın (Frizz Ease Hair Serum Thermal Protection, Isıya Karşı Koruyucu Formüllü Bakım Serumu, John Frieda, 34 YTL).

7- Kabartın

Taraklar saçınıza hacim vermek istediğinizde en büyük yardımcınız olabilir. Saç tutamlarınızı yukarı doğru kaldırın ve tarak yardımıyla krepe yapın, en üstteki saçlarınızı geriye doğru tarayın ve sprey sıkın.

8- Maske uygulayın

İnce telli saçlara hacim kazandırmak için: Bir yumurta sarısını ve iki yemek zeytinyağını karıştırıp saçınıza sürün. Saçlarınızı streç filmle kapatıp havluyla sarın. Maskeyi 10 dakika saçınızda bekletin. Ilık suyla yıkayın.

9- Buklelerinizi Koruyun

Saçınızın dalgalarını ve buklelerinizin esnekliğini korumak için her zaman kıvırcık saçlar için şampuan kullanmayın. Bu şampuanların içindeki maddeler zamanla saç kıvrımlarınızı ağırlaştırarak bozabilir. Kullandığınız ürünü sık sık değiştirin ve her iki yıkamada bir normal şampuan kullanın.

10- Masaj yapın

Birkaç dakikalık baş masajı saçlarınızın daha dolgun görünmesi için işe yarayabilir. Öne eğilin ve iki dakika parmak uçlarınızla ensenizden alnınıza doğru saç derinize masaj yapın. Saçlarınızı geriye attıktan sonra parlaklık veren bir sprey sıkın. (Phytolaque Hair Spray, Phyto, 36.50 YTL).


11- Uçlarını kestirin

Bakımlı ve uzun saçlara herkes bayılır. Fakat saçların sağlıklı ve düzgün uzaması için düzenli olarak uçlarından kestirmek şart. Kırık uçlara acil çözüm olarak saçlarınıza biraz wax uygulayabilirsiniz (Define It Wax, Toni&Guy, Boyner Beauté, 29.50 YTL).

12- Elektriklenmeyi durdurun

Bazı günler saçlar elektrik verilmiş gibi kabarır. Saçları yatıştırmak için el kremi kullanabilirsiniz. Fındık büyüklüğünde el kremini alın ve ellerinizi saçlarınızın içinden dışarıya doğru geçirin. Korkmayın, saçlarınız yağlı ya da pis görünmeyecek.

13- Doğru şampuan kullanın

Kullandığınız şampuan saçınızın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmalı.

• Shlne Curl, bukleleri belirginleştiren ve besleyen şampuan, L 'Oreal Professionnel, 50 YTL
• Tea tree Mint, ince ve zayif telli saçlar için şampuan, Organix, 24.50 YTL
• Gliss Scan Repalr System, kolay kırılan saçlar için şampuan, Schwarzkopf, 8.90 YTL
• White Truffle Moisturizing, boyalı ve yıpranmış saçlar için şampuan, Philip B, 83 YTL
• Dercos Capillary Re-Plumper, hacim kazandıran şampuan, Vichy, 26.90 YTL

14- Minerallerle parlatın

İpek gibi parlak saçlara sahip olmak ister misiniz? Saçlarınızı yıkayıp bakım kremi uyguladıktan sonra maden suyu ile durulamayı deneyin. Maden suyunun içindeki mineraller hem saçınızı yumuşatacak hem de saçınızın parlamasını sağlayacak.

15- İyi beslenin

Güzel saçlar için sadece bakım ürünlerini kullanmak yetmez, beslenmeye de dikkat etmek gerekir. A (göbek salata), C (siyah üzüm) ve E (susam yağı) vitaminleri hasar görmüş saç hücrelerini onarır. Biotin (ıspanak) saçlarınızın canlılığını artırır. Demir (bezelye), dolgunluk ve güçlü saç telleri için gereklidir.

16- Bigudileri deneyin

Daha fazla hacim mi istiyorsunuz? Partiye giderken kıvırcık ve kabarık bir saç modeli mi düşünüyorsunuz? Gerekli ekipmanı sağlayabilirseniz,bu kesinlikle çok kolay. Nemli saçlarınıza bir avuç hacim veren şekillendirici köpük sürün. Saçlarınızı tutamlara ayırın ve bigudilerle sarın (H 1022 bigudi seti, Remington 69 YTL). Saçınız kuruduktan sonra parmaklarınızı kullanarak saçlarınıza şekil verin. Sabitlemek için sprey kullanın.

17- Yaşamayı sevin

Alkollü geceler, fazla kafein, şeker, doymamış yağlar ve nikotin saçlarınıza uzun dönemde zarar verir. Saçlarınızın bakımlı ve parlak olmasını istiyorsanız, mutlaka yaşam biçiminize dikkat edin.

18- Pudralı kağıt kullanın

Sabah saçlarınızı yıkadığınız halde öğleden sonra bile yağlanmış mı görünüyor? Hele işten çıktığınızda şapka taksanız daha mı iyi? Üstelik akşam bir davete mi katılacaksınız? Bu durumlarda cildi matlaştıran pudralı kağıtları deneyin. Bu kağıtlarla saç dibinizdeki yağı alabilirsiniz. Daha sonra saçlarınızı iyice fırçalayın ve sprey sıkın. Yağlı görüntüden eser kalmayacak.

19- Unutmayın, fazlası zarar!

Kırık saç uçlarınız için şampuanlar, bakım kremleri, maskeler ve kürler mi kullanıyorsunuz? Durun! Hepsini aynı anda kullanmak saçlarınıza yarardan çok zarar verecektir. Fazla bakım saçlarınızı ağırlaştırır ve parlaklığını azaltır.

20- Bekleme süresine dikkat!

• Bakım şampuanları, kremler saçı yumuşak ve kolay taranabilir hale getirir. Her yıkamadan sonra uygulanabilen bu ürünleri üç dakika saçta beklettikten sonra durulamak yeterli. Daha uzun süre tutmak saçlara ekstra bir yarar sağlamaz. Çünkü bakım ürünleri saçın içine nüfus etmez sadece dıştan destek verir.
• Özel kürler daha zengin içerikli olduğundan, saçta 10 dakikaya kadar bekletilebilir. Özel kürler sıcaklıkla daha etkilidir, bu yüzden saçlarınızı streç filmle ya da bir havluyla sarabilirsiniz. Bu kürleri her banyodan sonra değil, haftada bir-iki kez uygulamanız yeterli.
• Uzun uzun saçlarınıza bakım yapacak zamanınız yoksa ekspres kürleri ve maskeleri deneyebilirsiniz. Bu ürünler sadece bir dakika içinde etkili olabiliyor. Ayrıca durulanmayan bakım ürünlerini de deneyebilirsiniz.

21- Baldan faydalanın

Bir tatlı kaşığı balı ve birbuçuk bardak ılık suyu karıştırın. Bir yemek kaşığı elma sirkesini ballı suya ekleyin. Bu karışımı ıslak saçınıza ve saç derinize masaj yaparak uygulayın. Her zamanki gibi kurutun. Bu uygulamadan sonra saçlarınızın daha kolay şekle girdiğini ve modelin daha uzun süre dayandığını göreceksiniz.

22- Avokado maskesi yapın

Doğal vitamin takviyesi yıpranmış saçlarınıza iyi gelebilir. Bir adet avokadoyu çatalla ezdikten sonra iki adet yumurta sarısıyla karıştırın. Bu maskeyi saçınıza sürün ve saçlarınızı folyo ya da havluyla sararak 20 dakika bekleyin.

23- Köpüğün etkisini artırın

Nemli saçlarınıza uygulayacağınız dolgunlaştıncı köpükler, hacimli saçlara sahip olmanızı kolaylaştırabilir. Bunun için köpüğü sürmeden önce saçlarınızı kurutun ki, köpük saçınızdaki suyla karışıp etkisini kaybetmesin. Avcunuzun içini dolduracak miktarda saç köpüğü yeterli olacaktır. Daha sonra saçlarınızı şekillendirebilirsiniz (Volume And Shine, hacim veren köpük, Oriflame, 11.90 YTL).

24- Saç toniği kullanın

Yağlı saç derisi ve kuru saç uçlarından kurtulmak için haftada bir kez saç toniğiyle baş masajı yapın (Birken Haar Wasser, ısırgan otlu saç toniği, Tresan, 14 YTL).

25- Parlaklık kazandırın

Saçlarınızın parlak ve biçimli olması için: Bir bardak sıcak suya bir avuç kurutulmuş papatya ekleyin 10 dakika kaynattıktan sonra soğumaya bırakın. Papatyaları süzün ve soğuttuğunuz suyun içine bir çay kaşığı limon suyu, bir adet yumurta, 10 damla biberiye yağı ve yarım bardak bitkisel yağ ekleyin. Mikser yardımıyla kremsi bir kıvama gelene kadar malzemeleri karıştırın. Maskeyi kuru saçlarınıza iyice yedirin ve 30 dakika bekleyin, daha sonra normal şampuanla yıkayın, farkı hissedeceksiniz!

26- Taraklarınızı temizleyin

Saçın sağlıklı ve bakımlı olması sadece kullanılan ürünlere bağlı değil. Fırçanızın ya da tarağınızın da saçınıza uygun olması gerekiyor. Bunu şöyle deneyebilirsiniz: Tarağınızı ve fırçanızı elinizin üstüne sürün. Eğer elinizi çiziyorlarsa çöpe atılma zamanları gelmiş demektir. Fırça kıllarının ucu yuvarlak olmalı, tarağın dişleri ise saç derinize batmamalı. Fırçalar ve taraklar haftada bir kez şampuanla yıkanarak kirlerden arındırılmalı.

27- Uçları şampuanlamayın

Uzun saçlarınız varsa, saçınızın tamamını şampuanlamayın. Çünkü bu şekilde saç uçlarınız çok çabuk kurur. Öncelikle şampuanı saç dibine uygulamanız yeterli, durulama sırasında saç uçlarınız da yeteri kadar şampuanlanıp temizlenecektir.

Işıltılı saçlar için 27 profesyonel öneri

Işıltılı saçlar için 27 profesyonel öneri
Saçlarınız cansız mı? Saç uçlarınızda kırıklar mı var? Bu problemlerden çok mu sıkıldınız? Paniğe gerek yok. İstediğiniz saçlara kavuşmak için önerilerimizi uygulamaya başlayın. İşe yarayacak!


1- Şampuanınızı sulandırın!

Saçlarınızı yıkarken çok fazla şampuan kullanmaktan vazgeçin. Küçük bir miktar şampuan saçlarınızı temizlemeye ve güzel kokmasını sağlamaya yetebilir. Fazla şampuan saçlarınızı ağırlaştırır ve kurutur. Önerimiz: Şampuanı bir kap içinde ılık suyla inceltip, saçınıza uygulayın.

2- Soğuk suyla durulayın

Saçlarınızı şampuanladıktan sonra iyice durulamanız şart. Durulama sırasında soğuk denebilecek derecede su kullanın. Çok sıcak su saç derinizi yıpratabilir ve kepek oluşumuna yol açabilir. Saçlarınızın iyice durulandığını saçlarınızdan gelen gıcırdama sesinden anlayabilirsiniz.

3- Havluyla ovalamayın!

Islak saç hassas olduğundan sert müdahaleler kırılmasına neden olur. Bu nedenle havluyla sert biçimde ovuşturarak saçlarınızı kurutmayın! Havlu, saçınızın koruyucu tabakasına zarar verdiğinden saç uçlarınız kolayca kırılabilir. Saçlarınızdaki ıslaklığı emmesi için havluyu saçlarınıza sarıp dört beş dakika bekleyin.


4- Dipteki saçlardan taramaya başlayın

Şimdi sıra banyoda karışan saçlarınızı taramaya geldi. Kalın dişli taraklar ya da doğal malzemeden yapılmış fırçalar size yardımcı olabilir. Saçlarınızı tutam tutam ayırıp yumuşak biçimde tarayın. Ufak bir tüyo: Saç uzmanları her zaman ensenizden başlayıp üstlere doğru çıkarak saçları tarıyor. (Detangllng Comb, ahşap tarak, The Body Shop, 7 YTL).

5- Sıcak tutmayın

Havluyla saçlarınızın nemini aldıktan sonra, sıra şimdi fön makinesiyle kurutmada... Zarar vermeden, en güvenli şekilde saçlarınızı kurutmak için makinenin ayarını orta derecede ve saçınızdan 15-20cm uzaklıkta tutun. Böylece saçınızın aşırı ısınmasını önleyebilirsiniz (Satinpro, saç kurutma makinesi, Braun, 120 YTL).

6- Koruyucu kullanın

Eğer saçınızı daha hızlı kurutmanız gerekiyorsa mutlaka fönün zararlı etkilerinden saçınızı koruyan bir ürün kullanın (Frizz Ease Hair Serum Thermal Protection, Isıya Karşı Koruyucu Formüllü Bakım Serumu, John Frieda, 34 YTL).

7- Kabartın

Taraklar saçınıza hacim vermek istediğinizde en büyük yardımcınız olabilir. Saç tutamlarınızı yukarı doğru kaldırın ve tarak yardımıyla krepe yapın, en üstteki saçlarınızı geriye doğru tarayın ve sprey sıkın.

8- Maske uygulayın

İnce telli saçlara hacim kazandırmak için: Bir yumurta sarısını ve iki yemek zeytinyağını karıştırıp saçınıza sürün. Saçlarınızı streç filmle kapatıp havluyla sarın. Maskeyi 10 dakika saçınızda bekletin. Ilık suyla yıkayın.

9- Buklelerinizi Koruyun

Saçınızın dalgalarını ve buklelerinizin esnekliğini korumak için her zaman kıvırcık saçlar için şampuan kullanmayın. Bu şampuanların içindeki maddeler zamanla saç kıvrımlarınızı ağırlaştırarak bozabilir. Kullandığınız ürünü sık sık değiştirin ve her iki yıkamada bir normal şampuan kullanın.

10- Masaj yapın

Birkaç dakikalık baş masajı saçlarınızın daha dolgun görünmesi için işe yarayabilir. Öne eğilin ve iki dakika parmak uçlarınızla ensenizden alnınıza doğru saç derinize masaj yapın. Saçlarınızı geriye attıktan sonra parlaklık veren bir sprey sıkın. (Phytolaque Hair Spray, Phyto, 36.50 YTL).


11- Uçlarını kestirin

Bakımlı ve uzun saçlara herkes bayılır. Fakat saçların sağlıklı ve düzgün uzaması için düzenli olarak uçlarından kestirmek şart. Kırık uçlara acil çözüm olarak saçlarınıza biraz wax uygulayabilirsiniz (Define It Wax, Toni&Guy, Boyner Beauté, 29.50 YTL).

12- Elektriklenmeyi durdurun

Bazı günler saçlar elektrik verilmiş gibi kabarır. Saçları yatıştırmak için el kremi kullanabilirsiniz. Fındık büyüklüğünde el kremini alın ve ellerinizi saçlarınızın içinden dışarıya doğru geçirin. Korkmayın, saçlarınız yağlı ya da pis görünmeyecek.

13- Doğru şampuan kullanın

Kullandığınız şampuan saçınızın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmalı.

• Shlne Curl, bukleleri belirginleştiren ve besleyen şampuan, L 'Oreal Professionnel, 50 YTL
• Tea tree Mint, ince ve zayif telli saçlar için şampuan, Organix, 24.50 YTL
• Gliss Scan Repalr System, kolay kırılan saçlar için şampuan, Schwarzkopf, 8.90 YTL
• White Truffle Moisturizing, boyalı ve yıpranmış saçlar için şampuan, Philip B, 83 YTL
• Dercos Capillary Re-Plumper, hacim kazandıran şampuan, Vichy, 26.90 YTL

14- Minerallerle parlatın

İpek gibi parlak saçlara sahip olmak ister misiniz? Saçlarınızı yıkayıp bakım kremi uyguladıktan sonra maden suyu ile durulamayı deneyin. Maden suyunun içindeki mineraller hem saçınızı yumuşatacak hem de saçınızın parlamasını sağlayacak.

15- İyi beslenin

Güzel saçlar için sadece bakım ürünlerini kullanmak yetmez, beslenmeye de dikkat etmek gerekir. A (göbek salata), C (siyah üzüm) ve E (susam yağı) vitaminleri hasar görmüş saç hücrelerini onarır. Biotin (ıspanak) saçlarınızın canlılığını artırır. Demir (bezelye), dolgunluk ve güçlü saç telleri için gereklidir.

16- Bigudileri deneyin

Daha fazla hacim mi istiyorsunuz? Partiye giderken kıvırcık ve kabarık bir saç modeli mi düşünüyorsunuz? Gerekli ekipmanı sağlayabilirseniz,bu kesinlikle çok kolay. Nemli saçlarınıza bir avuç hacim veren şekillendirici köpük sürün. Saçlarınızı tutamlara ayırın ve bigudilerle sarın (H 1022 bigudi seti, Remington 69 YTL). Saçınız kuruduktan sonra parmaklarınızı kullanarak saçlarınıza şekil verin. Sabitlemek için sprey kullanın.

17- Yaşamayı sevin

Alkollü geceler, fazla kafein, şeker, doymamış yağlar ve nikotin saçlarınıza uzun dönemde zarar verir. Saçlarınızın bakımlı ve parlak olmasını istiyorsanız, mutlaka yaşam biçiminize dikkat edin.

18- Pudralı kağıt kullanın

Sabah saçlarınızı yıkadığınız halde öğleden sonra bile yağlanmış mı görünüyor? Hele işten çıktığınızda şapka taksanız daha mı iyi? Üstelik akşam bir davete mi katılacaksınız? Bu durumlarda cildi matlaştıran pudralı kağıtları deneyin. Bu kağıtlarla saç dibinizdeki yağı alabilirsiniz. Daha sonra saçlarınızı iyice fırçalayın ve sprey sıkın. Yağlı görüntüden eser kalmayacak.

19- Unutmayın, fazlası zarar!

Kırık saç uçlarınız için şampuanlar, bakım kremleri, maskeler ve kürler mi kullanıyorsunuz? Durun! Hepsini aynı anda kullanmak saçlarınıza yarardan çok zarar verecektir. Fazla bakım saçlarınızı ağırlaştırır ve parlaklığını azaltır.

20- Bekleme süresine dikkat!

• Bakım şampuanları, kremler saçı yumuşak ve kolay taranabilir hale getirir. Her yıkamadan sonra uygulanabilen bu ürünleri üç dakika saçta beklettikten sonra durulamak yeterli. Daha uzun süre tutmak saçlara ekstra bir yarar sağlamaz. Çünkü bakım ürünleri saçın içine nüfus etmez sadece dıştan destek verir.
• Özel kürler daha zengin içerikli olduğundan, saçta 10 dakikaya kadar bekletilebilir. Özel kürler sıcaklıkla daha etkilidir, bu yüzden saçlarınızı streç filmle ya da bir havluyla sarabilirsiniz. Bu kürleri her banyodan sonra değil, haftada bir-iki kez uygulamanız yeterli.
• Uzun uzun saçlarınıza bakım yapacak zamanınız yoksa ekspres kürleri ve maskeleri deneyebilirsiniz. Bu ürünler sadece bir dakika içinde etkili olabiliyor. Ayrıca durulanmayan bakım ürünlerini de deneyebilirsiniz.

21- Baldan faydalanın

Bir tatlı kaşığı balı ve birbuçuk bardak ılık suyu karıştırın. Bir yemek kaşığı elma sirkesini ballı suya ekleyin. Bu karışımı ıslak saçınıza ve saç derinize masaj yaparak uygulayın. Her zamanki gibi kurutun. Bu uygulamadan sonra saçlarınızın daha kolay şekle girdiğini ve modelin daha uzun süre dayandığını göreceksiniz.

22- Avokado maskesi yapın

Doğal vitamin takviyesi yıpranmış saçlarınıza iyi gelebilir. Bir adet avokadoyu çatalla ezdikten sonra iki adet yumurta sarısıyla karıştırın. Bu maskeyi saçınıza sürün ve saçlarınızı folyo ya da havluyla sararak 20 dakika bekleyin.

23- Köpüğün etkisini artırın

Nemli saçlarınıza uygulayacağınız dolgunlaştıncı köpükler, hacimli saçlara sahip olmanızı kolaylaştırabilir. Bunun için köpüğü sürmeden önce saçlarınızı kurutun ki, köpük saçınızdaki suyla karışıp etkisini kaybetmesin. Avcunuzun içini dolduracak miktarda saç köpüğü yeterli olacaktır. Daha sonra saçlarınızı şekillendirebilirsiniz (Volume And Shine, hacim veren köpük, Oriflame, 11.90 YTL).

24- Saç toniği kullanın

Yağlı saç derisi ve kuru saç uçlarından kurtulmak için haftada bir kez saç toniğiyle baş masajı yapın (Birken Haar Wasser, ısırgan otlu saç toniği, Tresan, 14 YTL).

25- Parlaklık kazandırın

Saçlarınızın parlak ve biçimli olması için: Bir bardak sıcak suya bir avuç kurutulmuş papatya ekleyin 10 dakika kaynattıktan sonra soğumaya bırakın. Papatyaları süzün ve soğuttuğunuz suyun içine bir çay kaşığı limon suyu, bir adet yumurta, 10 damla biberiye yağı ve yarım bardak bitkisel yağ ekleyin. Mikser yardımıyla kremsi bir kıvama gelene kadar malzemeleri karıştırın. Maskeyi kuru saçlarınıza iyice yedirin ve 30 dakika bekleyin, daha sonra normal şampuanla yıkayın, farkı hissedeceksiniz!

26- Taraklarınızı temizleyin

Saçın sağlıklı ve bakımlı olması sadece kullanılan ürünlere bağlı değil. Fırçanızın ya da tarağınızın da saçınıza uygun olması gerekiyor. Bunu şöyle deneyebilirsiniz: Tarağınızı ve fırçanızı elinizin üstüne sürün. Eğer elinizi çiziyorlarsa çöpe atılma zamanları gelmiş demektir. Fırça kıllarının ucu yuvarlak olmalı, tarağın dişleri ise saç derinize batmamalı. Fırçalar ve taraklar haftada bir kez şampuanla yıkanarak kirlerden arındırılmalı.

27- Uçları şampuanlamayın

Uzun saçlarınız varsa, saçınızın tamamını şampuanlamayın. Çünkü bu şekilde saç uçlarınız çok çabuk kurur. Öncelikle şampuanı saç dibine uygulamanız yeterli, durulama sırasında saç uçlarınız da yeteri kadar şampuanlanıp temizlenecektir.

Ebru Şallı’nın Çilekli Yüz Maskesi

Ebru Şallı’nın Çilekli Yüz Maskesi
Ebru Şallı’nın TV8′deki Ebruli programında anlattığı çilekli yüz maskesini sayfamızda sizlerle paylaşıyoruz. Bu maske, hamilelik ve yaşlılık lekelerine iyi geliyor. Denemenizi tavsiye ederiz.
Çilekli Yüz Maskesi İçin Gerekli Malzemeler:
4-5 adet çilek
1 yemek kaşığı limon suyu
Hazırlanışı:
Çilekler rendelenir limon suyu ilave edilerek karıştırılır. Temizlenmiş yüze sürülür. 15-20 dakika bekletilir. Ilık su ile yıkanır.
Birkaç ay sonra lekeler azalıyor hatta kayboluyormuş.

Baştan ayağa seksi görünmek için

Baştan ayağa seksi görünmek için

Seksilik sadece vücudumuzun belli bir bölgesine atfedilecek bir durum değil tabii… Her ne kadar erkeklere öyle geliyorsa da, seksi bir kadın aslında bakımlı kadın demektir.

O halde hemen şu önerileri uygulayın ki, durmadan en seksi kadın seçilen kimi ünlü kadınlardan bir farkınız kalmasın.
Neyimiz eksik di mi?



Dudaklar için
Seksi dudaklara sahip olmak için iki seçeneğiniz var, ya kırmızı renkte ruj ya da dudağın doğal rengi. İlk durumda kırmızının
teninizle uyumlu bir tonunu yakalamanız gerekiyor. Rujun düzgün ve kalıcı olması için ruju fırçayla sürebilirsiniz. Ruju sürdükten sonra bir kat da parlatıcı kullanın. Dudaklarınızın doğal renginde kalmasını istiyorsanız sadece parlatıcı sürün.
Doğal dudak parlatıcı
Bal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı:

1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın.



Yüz için
Salatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün 1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz.
Kırışıklıklara meyve
Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık, erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.



Göğüsler için
İçinde pırıltılar bulunan bir kremi dekolte bölgenize sürün! Teniniz beyazsa pembe tonlarında ışıltılar taşıyan kremi tercih edin. Yanık tenliyseniz, tercihinizi altın rengi ışıltılar taşıyan bir kremden yana kullanın. Büyük bir fırça ile iki göğsünüzün arasına bronz toz pudra sürmeniz de göğüslerinizin daha yuvarlak görünmesini sağlar.

Dekolte bakımı
Vücudun en hassas bölgesi olan dekoltenizin kusursuz olması için 10 ipucu:
1.Güneşe çıkmadan önce koruyucu ürünler kullanın.
2.Göğsünüzde küçük sivilceler oluşmuşsa,o bölgeye bakım maskesi uygulayın.
3.Göğüs bölgesini sık sık nemlendirmeyi ihmal etmeyin.
4.Sütyen alırken sıkı olmamasına ve alttan destekli olanları tercih edin.
5.Önce sıcak sonra soğuk duş alın.
6.Sert peeling uygulamalarından kaçının.
7.Hassas bir cilde sahipseniz yeşil çay içeren ürünler kullanın.
8.Yastıksız ya da ince bir yastıkla uyuyun.
9.Sandalyeye sırtınızı dayayarak dik oturun.
10.Bu bölgede ince kılcal damarlar beliriyora,sert masajlar yapmaktan kaçının.

Saçlar için
Saç renginizin birkaç ton açığından gölgeler yaptırarak her zaman “ışıltılı” görünebilirsiniz. Bir başka öneri de saçınıza parfüm sürmeniz. Ensede bol toplanmış topuzun her zaman seksi göründüğünü de hatırlatalım. Uzun saçlıysanız saçınızı gün için de fırçalamayı ihmal etmeyin.
Parlak saçlara sahip olun
Saçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler:


*Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın.

*Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın.

Ayaklar için
Cilt güzelliğinden öte daha şekilli bacaklar için spor yapmak şart. Sporun bacakları şekillendirmesinin haricinde kan dolaşımını hızlandırdığı için cildimize de katkısı büyük. Kasların aşırı gelişimine neden olmayacak sporlar yapılabilir. Yürüyüş, step, aerobik, yüzme uzmanların önerdiği branşlar. Bakımına gelince; elleriniz ve tüm vücut için kullandığınız nemlendiricilerinizi her banyodan sonra bacaklarınıza masajla sürmek yeterli. Hatta zaman zaman yapılacak bacak masajları selülit oluşumunu da engeller.

Bacaklarınız bronzsa pırıltıları olan kremlerden sürebilirsiniz. Topuklarınızın pembe görünmesini de sağlamalısınız. Ve tabii ayakkabı seçimi. Topuklu, sivri ayakkabıların seksi olduğu kesin. Ancak rahatsız ayakkabılar duruşunuzu bozup nasırlara sebeb olabileceğinden ayakkabı seçiminde rahatlığı ve kaliteyi ön planda tutun.

Boyun için
Ensenizi açıkta bırakacak bir saç modeli boynunuzu gözler önüne serecektir. Birkaç damla parfüm, boyuna sürülen tem renginde pudra, hafif sarkıntılı küpeler dikkati boyuna çekmek için yeterli. Boynu tümüyle açıkta bırakmak ya da ince bir kolye takmak da size kalmış bir seçim.



Eller için
Eğer ellerinizin daha bakımlı, sağlıklı ve yumuşak olmasını istiyorsanız Provitamin B5 içeren Fonex vazelini mutlaka denemelisiniz. Tırnaklarınızın hepsi aynı uzunlukta olmalı. Tırnaklarınız farklı boylarda ise tercihinizi doğal renklerden yana kullanın. Kısa kesilmiş ve parlatıcı ile doğal bir görünüm almış tırnaklar da seksi olabilirler. Enteresan, ama çok dikkat çekici olmayan bir yüzük de farklı bir stil yaratmanızı sağlayabilir.

ZAMAN CETVELİ

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !..