ZAMAN CETVELİ

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !..

26 Şubat 2013 Salı

1980′Li Yılların En Popüler Sözleri


1980′Li Yılların En Popüler Sözleri

Maraba Televole
Televole programının yaratıcısı Can Tanrıyar “maraba televole” nin nereden çıktığını bakın hangi sözlerle anlatıyor:
“Maradona en iyi zamanında Türkiye’ye gelmiş ve bütün basın peşinden koşuyor asla röportaj yapmıyor,hemen geldi çıktı ve dönecek.O akşam bir eğlence yerine gidiyor.Ben de arkadaşlardan birini yönlendirdim.Demiştim ki röportaj yapmadan sakın gelme.İşte dedi ki basın gidiyor kendisi yalnız eğlenecekmiş.Basını da istemiyorlar.Dedim ki sabaha kadar bekleyin.Bir merhaba dedirtin.Merhaba dedirtin derken şunu kastediyorum aslında hani iki laf konuşsun yeter bize mantığıyla ağzımdan öyle bir laf çıktı Evren Ersoy diye arkadaşımıza.Tabi sesli bir ortamdan konuşuyoruz.O direk bu lafı şu şekilde algılamış,merhaba dedirtmem lazım….Bekliyor sabaha kadar işte en son Maradona nın menajerine diyor ki beni işten atacaklar röportaj istemiyorum,benden istenilen şu diyor sadece merhaba desin.Menajeri ikna ediyor ve hemen 1 saniyeliğine mikrofon geliyor ve maraba televole diyor ve gülmeye başlıyor.Etrafındaki insanlar da hepsi gülmeye başlıyor.Bunu ayarlasanız böyle birşey çekemezsiniz.Sonra da bana gece haber yaptım diye hallettim diye haber veriyor.Sabah geldim bende hadi izleyelim şu Maradona röportajını diye.İşte meraba dedi geçti…Nerde?Yok.Ya Evren dedim nerde röportaj?Abi sen demedinmi meraba desin yeter diye.Güldüm diyecek laf yok,hakkaten öyle dedim de yani bu başka manaya geliyor.iki laf et manasına.Fakat bir daha geçtiğimde ya bu ne kadar sempatik bir maraba..Dedik ki bunu bütün tanıtımların başına koyalım.Ve aynı uygulamayı,bu plansız çekilen uygulamayı daha sonra Levent Kırca ile bir çok sanatçı ile daha yaptık.”
Ağzı olan konuşuyor
Bir reklam sloganıydı. Özellikle siyaset tartışmalarının, kahvehane, berber sohbetlerinin değişilmez söz öbeği oldu. Konuşmayı tekeline almak isteyen, kimseleri beğenmeyenlerce benimsendi.
Corç
Hakan Peker, “Hey Corç” isimli şarkısını yaparken dillere dolanmasını amaçlasa da, herhalde böyle bir felakete yol açacağını bilmiyordu. “Aynı malı deme Corç” şeklinde bir reklâm bile vardı. Uzunca bir süre isimleri büyük çoğunlukta “Ahmet, İrfan, Sezai, Zeynel” olan insanlar birbirlerine “Corç” diye hitab ederken, milletten para dilenmek de gayet normal kabul edilmeye başlandı.
Herild Yani
Dilimizin yakın tarihinin en büyük utanç kaynaklarından biri, tarihe gömülüşü belki de en hayırlı deyiş.
Alo Ne Koyim?
Aslı “Alo ne okuyayım” şeklinde ve Mustafa Keser tarafından telefonla cani: yayına katılan izleyicilere sorulmaktaydı. Ancak zamanla okuyayım, koyayım oldu. Bu söz özellikle 90′larda büyük gelişme gösteren Merter ve Zeytinburnu tekstil esnafı arasında popüler oldu.
Halt Dummkopf
İşte “Bizimkiler” dizisinin en meşhur repliği. Almanya’dan gelmiş olan Davut Usta birazcık sapık olan oğlu Halis merdivenleri ikişer çıktığında bile ona Almanca “Dur, aptal” anlamına gelen bu sözü söylüyordu. Büyük bir kitleye Almanca iki kelime öğretti. Zamanla birçok kişi “Ja, VVunderbar, Weiter” gibi kelimeleri de öğrendi.
Ne Kodun La Kafana?
Levent Kırca’nın bir skecinden ortaya çıktı. Kafasına balta saplanmış olarak eve gelen bir adamın eşi ona bu soruyu soruyordu. Bir ara herkes birbirine bunu söylediği için şapka, bere takan kalmamıştı.
Kısacası 80lerde çocuk olmak  demek
“Vıjjtt vıjjt” konuşan araba kara şimşek demek…
“On yüz bin milyon baloncuk yuttum…” demek…
Yalan Rüzgarı seyretmek ama anlayamamak demek…
Edi Büdü demek…
Çikolata ya da sakız kağıdından çıkan kırışmış folyo kağıdını tırnağınla ya da parayla düzleştirmek demek…
Bilye oynarken “dağ mı? deniz mi?” deyip baştakini vurmaya çalışıp bütün gülleleri almaya çalışmak demek..
Peçete koleksiyonu yapmak demek…
İstop oyunun adının nerden geldiğini bilmeden oynamak demek…
Telefon görüşmelerinde jeton kullanmak demek…
Kaseti başa ya da ileri almak için kasetin deliğine kalem sokup havada çevirmek demek…
Tetris oyununu daha hızlı oynamaya çalışmak demek…
Oyunun en güzel yerinde annenizin sizi bağırarak eve çağırması demek…
Akşam ebesi, yakan top ya da ortada sıçan oyunlarını bilmek demek…
Tutti Frutti izlerken çok utanılması ama bir o kadar da merak edilmesi demek…
Okulda Coca Cola kutusunu ezip maç yapmak demek…
Elm Sokağı’ndaki kabus yüzünden yaşanılan korkular demek…
Barış Manço’nun ‘Adam Olacak Çocuk’ programını kaçırmamak demek…
“Aldım çantamı koluma, çıktım Dallas yoluna… Ben Babi’yi beklerken Ceyar girdi koluma” demek…
TRT’nin yayın akışı bitişinde istiklal marşını dinlemek… Hatta tiz “biiiiiiip” sesi çıkana kadar TV’yi kapatmamak demek.
Ve pazar günleri zorla banyo yapmak demek… Erken yatmak demek…