ZAMAN CETVELİ

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !..

26 Şubat 2013 Salı

80'lere dair herşey


80'lere dair herşey
100 yıl içindeki en şanslı ve en kıyak kuşak olmaktır..Aynı anda hem eski hem yeni olmak demektir..Ayrıca bir ülkenin hangi aşamalardan, nasıl geçtiğine ve nasıl değiştiğine adım adım tanık olmak demektir..Çok güzel bir ülkenin son yıllarını hayal meyal hatırlamak, sonrada çivisinin çıkışını görerek büyümek demektir..ve geriye dönüp baktıkça iç geçirmek demektir..Muhtemelen hayatımız boyunca yaşadığımız en güzel 10 yıl demektir..Bu dönemi çocukluk ve ilk gençlik dönemi olarak yaşayanlar, artık 'orta yaş' denilen o hüzünlü çağa vardılar yada varmak üzereler..Bakkal kokusuyla büyüyen nesil, 3 kornerin 1 penaltı ettiği yılları unutma..O yılları güzel saklayalım..Çünkü o yılların içinde barındırdığı iyisiyle, kötüsüyle, eğrisiyle, doğrusuyla, günahı ve sevabıyla bizim hatıralarımızdır..
--------------------------------------------------
80'lerde çocuk olmak uçsuz bucaksız gökyüzüne rengarenk uçurtmaları salıp umuda yolculuk yapmak demek.
80'lerde çocuk olmak kağıttan Barbi bebekler yapıp evcilik oynamak demek.
80'lerde çocuk olmak komşu annenin verdiği bir dilim salça ekmeği arkadaşınla paylaşmak demek.
80'lerde çocuk olmak yavru kedilere mukavvadan yuva inşa etmek demek.
80'lerde çocuk olmak leğende kağıttan gemiler yüzdürüp o gemilere kaptanlık yapmak demek.
80'lerde çocuk olmak saklambaç oyununu yemek saatini unutacak derecede hevesle oynamak demek.
80'lerde çocuk olmak hep beraber Bizimkiler,Kara Şimşek,A Takımı,Mavi Ay, Perihan Abla dizilerini seyretmek demek.
80'lerde çocuk olmak bayramlarda el öpüp şeker ve çukulata toplamak demek.
80'lerde çocuk olmak ekmeğin içine yağ sürüp, tuz döküp,yemenin tadını şimdi hiçbir şeyde bulamamak demek
80'lerde çocuk olmak KÜÇÜCÜK YÜREKLERE TÜM EVRENİ SIĞDIRMAK DEMEK.
1980li yıllarda hayatının ilk tecrübelerini yaşamış, ilkokula gitmiş..
Kenan Evren´i, Erdal İnönü´yü, Özal'ı tanımış olmak..Ajda Pekkan´ın Alo, Michael Jackson´ın Pepsi reklamlarını hatırlayacak kadar şanslı olmak demek.
Big in Japan, The Final Countdown, Eye of The Tiger demek.
İcraatın içinden demek,
"Semra koy bir kaset de neşemizi bulalım" demek.
Köprü demek, ödediğiniz her kuruş verginin yol, su, elektrik olarak size geri dönmesi demek,
Voltran Voltran Voltran demek ,
depozito toplamak adına kola şişesi biriktirmek demek ,
Adile Naşit`ten masal dinlemek demek.
Debbie Gibson, tiffany, Jason Danovan, Sandra, Modern Talking. vb.dinliyor olmak...
Somebody Else' Lover,All My Life,Self Control,Vaya Con Dios ve Take My Breath Away demek...
Comanchero´nun ve life is life'ın sözlerini ezberlemeye çalışmak demek...
Michael Jackson, Madonna, Samantha Fox demek,
Korhan Abay, Cenk Koray, Metin Milli, Ersen ve Dadaşlar demek..
Clementine, He-man, She ra, Transformers demek.
Okula siyah önlükle gitmek demek.
Kayahan, Nilüfer, Sezen Aksu, Barış Manço ile büyümek demek,
İhtilal çocuğu demek,
Köle İzaura demek,Ziyaretçiler demek!!!!
Acidçi misin metalci mi demek..Herild yani demek,
Hey corc versene borc demek,olmaz maykil bende de yok cevabını işitmek demek,
geriye dönüp baktıkça iç geçirmek demek...
Yüzyıl içindeki en iyi, en kıyak kuşak. Hem eski hem yeni olmak demek..
Biraz gözü açık bir 80'li, yüz yıllık nesil kültürünü bir porsiyonda almış demektir..
edi mörfiiiiiii huuuuuuuuuuuuuu şörli makleeyynn yeeeeeee diye bağırıp en az bir technotronic kasetine sahip olmak demek..
Mahalle çeşmelerinden su içmek, bayramları iple çekmek,
Koltuk altında topla okul bahçesine yalnız giderken "nasılsa oynıycak birileri vardır" diyebilmek demek,
Eti kemik geçiyor demek;
Evden çıkmayan bilgisayar bebeleri haline gelmeden çocukluğunu yaşayabilmiş,son dönemin bir üyesi olmak,
Ne sorusuna zonk cevabı vermekten zevk duymak,
büyüteç ile kağıt yakmak ve siyah kağıtların beyaza oranla daha kolay yandığını keşfetmek,
9 voltluk pile dilinle dokunup o ekşi anı yaşamak,
Televizyon konserlerini teybe çekerken odaya giren anneyi hemen susturmak,
Komşuya gelen misafir çocuklara 5 dakikada aşık olmak demek,
Son dersin son 5 dakikasında parkeleri giyip zilin çalmasını beklemek,
hurraa kapıya doluşmak, dışarıya pestil olarak çıkmak demek,
sinek ilacı arabalarının arkasında bıraktığı bulutta deli gibi dolaşmak demek..
Kutu kolayı açtıktan sonra kapağını çekip çıkarıp atmak demek..
Tipe bak demek...
Bakkala gitmenin, sokakta oynamanın, harçlık toplamanın geçerli sayıldığı...
her şeye rağmen temiz ve el değmemiş bir hayat demek...
Sonrasında biz büyüdük ve kirlendi dünya demek..
Pazar akşamları mecburen yıkanmak ve erken yatmak demek,
Sesi açıp kısmak için televizyonun dibine kadar gidip üstündeki düğmelere basmak zorunda olmak demek,
Şehirlerarası yolculuklara çıkarken otobüsün 302s olması için dua etmek,
Bilet alırken arka kapının önü ve tekerlek üstü olmasın demek,
Resimli futbolcu kartları demek,süper babaanne demek,
fantayla kolayı karıştırmak demek,mahalle kavramı demek..
Çavuşevsku ve karısının kurşuna dizilişini TV'den seyretmek demek,
Anket ve hatıra defterlerinin olması,ve bunlara seviyorum ama kimi diye başlayan maniler ve yazılar yazmak,
içinde biri sabunlu iki ıslak bez olan mustili beslenme çantası,
dantel yaka,yenen kokulu silgi,leblebi tozu çekerken atlatılan ölüm tehlikeleri,
ayak bileğine takılarak çevrilen top,
sek sek oynamak,
bayramda mahalleye dağılıp şeker toplamak,
müsaitseniz annemler size gelecek demek,
TRT´nin yayın akışının bitmesiyle çalan İstiklal Marşı için ayağa kalkıp,marşı hazır olda bangır bangır söylemek ve marşın bitiminden sonra çıkan tiz "biiiiiiiiiiiiip"sesine rağmen televizyonu kapatmamak demek..
Nasıl da geçmişti bütün bir yaz demek.Bu şarkıya kafanda klip çekmek demek.
Annelerin Çernobil yüzünden çay içirmemesi, gofret yedirmemesi demek..
PKK saldırılarında her gün birilerinin öldüğünü duymak ama anlamamak demek..
Yazlık diskolarda içeri alınmamak demek, bunun için ağlamak ve içeride her nedense- You are in the army now şarkısında sarmaş dolaş dans eden abi ve ablalara bakıp özenmek demek,
Gorbaçov´un kafasındaki kırmızılığın ne olduğunu merak etmek,
anneye "Zeki Müren´e teyze mi diyim amca mı diyim" diye sormak,
Batman ve Şırnak´ın henüz il olmadığı günleri hatırlamak,
Özal'ın çenesinin enteresan yapısına anlam veremeyip "acaba benim çenem de ilerde böyle olur mu" kaygısıyla aynaya bakmak demek...
breyk breyk arkadaş arıyorum demek,
Eve lazım olur diye fazlaca pul almak demek,
Zeki Müren'in size alo diyoruuuum demesi demek,
İlkokulda Halley, Petrol ve Komancero şarkılarını uydurma sözlerle söyleyerek dans eden Tolga Han özentisi sefil dans grupları kurmak okul sonrasında ise her gün koşturarak eve gidip; bu toprağın sesi programında kımıl zararlısı ile mücadele yöntemleri, orman köylüsünün sorunları ve yüksek randımanlı durum bugdayı türleri ile ilgili verilen faydalı bilgilerin ardından Kamber ağa ile uyanık skeçlerini büyük bir ilgi ile izlemek demek..
küçük yaşta bilinçli bir çiftçi kadar ziraat bilgisine sahip olmak demek,
sinemalarda the Lord of the rings, Harry Potter vs. izlemek yerine Jules Verne romanları okumakla geçirilen bir çocukluk demek,
pazar günleri gazeteci amca gelmeden önce dükkanın önünde onu beklemek demek ya ayşegülü başkaları kaparsa....?
Aldım çantamı kolumaaa, çıktım Dallas yoluna, ben Babi´yi beklerken Ceyar girdi koluma şarkısını dansıyla birlikte bilmek demek..
Ama bunu söylemenize gerek yok ki,ben yapınca alışverişi, zaten alıyorum satış fişi replikleri barındıran Ali-Ayşegül Atik reklamı ve bakkal amca, bir pergel, bir kalem, bir de çikolata alacağım..
Erooooolll, Eroooolll (mahallede çocuklardan biri) buraya gelin dedim size buraya ! fişini de al oğlum´daki Meşhur Erol, hadi hep birlikte, hep birlikte, biz biz olalım yemeklerden önceeee, lavaboya koşalım,hafta da bir kere tırnakları keselim,fırçalayıp onları tertemiz olalım diye şarkılar ezberleyen bir nesil olmak..
Barış abinin sayesinde kendimizi temel reis gibi hissetmek,
İcraatın içinden izleyip Özal´ın kalemine bakıp hipnotize olmaya çalışmak,
Analogtan dijitale geçiş devrini yaşamış birey olduğunu anlamak ve ikisinden de farklı zevkler aldığının farkına varmak demek..
Hava durumlarının eksi değil de "sıfırın altında bilmem kaç" denildiğini bilmek demek..
Saçları Amerikan Traşı Yada Tavuk Götü olarak kestirmek demek,
Bahçelerden sebze ve ağaçlardan meyve yemek demek,
Saklambaç,istop,yakartop,sek sek ve komen oynamak demek,
Apartmanın çatısına 5 metrelik anten takan babanızın sizi TV önüne oturtması ve çatıdan oldu mu diye bağırıp anteni ayarlamaya çalışması ve oldu oldu diye camdan kafayı çıkarıp bağırmak ve kimsenin buna şaşırmaması demek..
Siyah beyaz ve karlı bir görüntü de olsa .Üstelik Yunanca tek kelime anlamasanız da gündüz vakti çizgi film izlemek için az debelenmemiş olmak demek...
TRT 1´de oluşan sorunlar sonucu yayına bir süre ara verildiğinde ekrana getirilen donuk ağaç, dağ bayır resmine 10 dakika hareketsiz bakabilmek demek,
Adidas Ivan lendl,stan smith,top-ten,nike legend demek,
Hafta sonları mc donaldslar, burger kingler,antremanlar, sinema,konser ve tiyatro demek ve pazartesileri okulda orda yaşananları anlatmak demek,
Van damme tekmesini bilmek ve her filminden sonra hepimiz birer van damme olmak demek ve evde aynı tekmeleri yapmaya çalışmak demek,
Şehirler arası yolculuklarda sigara içebilmek demek,
FB-GS-BJK maçlarını rakip takım taraftarıyla beraber yanyana karnaval havasında izlemek demek,
TSYD Kupasında 3 büyükleri izleyebilmek demek,
Kalecilere atılan geri paslarını kalecilerin elle tutabilmesi demek ve bazı oyuncuların bandana ile oynaması demek,
Şampiyon Kulüpler Kupası (UEFA Şampiyonlar Ligi) görmek demek,ve yine Kupa Galipleri Kupasını görebilmek demek,
Türkiye'de yaşamış son mutlu kuşak olduğunu hüzünle hissetmek demek....
Çok güzel bir ülkenin son yıllarını hayal meyal hatırlamak, sonra da çivisinin çıkışını görerek büyümek demek..
Muhtemelen hayatımız boyunca yaşadığımız en güzel yıllar demek...