ZAMAN CETVELİ

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !..

22 Şubat 2013 Cuma

DALLAS


BEYAZ GÖLGE (The White Shadow)


Türkiye'de basketbol diye bir sporun varlığını hatırlatan ve sonunda çok sevdiren efsane dizi idi. Zenci öğrencilerin okuduğu bir liseye gelen sarışın koç Reeves'in kendisini önce "white men can't jump" gibilerden dışlayan takımının ilahı olmasını anlatırdı. Koç çocuklara sadece sahada değil, hayatta da koçluk yapar, bu yollardan ben de geçtim, öğüdümü dinleyin diyerek yol gösterir, abilik ederdi. Bu dizide benim unutamadığım karakter tabii ki isminden dolayı Salami olmuştur.



DALLAS


Eğer ki tüm Türkiye'de gerçekten fenomen olmuş bir dizi var idiyse, bu Dallas'tı! Resmen hayatımızı değiştirmişti. Bu diziyle beraber "kendine bir viski al", "kendini evinde hisset" tabirleri Türkçe'mize eklenmişti. Bir de bir odaya girdiğimizde "cümletten iyi akşamlar, merhaba, günaydın, selamınaleyküm hemşerim" yerine Dallas karakterleri gibi odadaki herkese tek tek "anne!... baba!... kayınço!... baldız!..." demek moda olmuştu. Dallas dizisi petrol zengini Ewing ailesinin maceralarını anlatırdı, iyi kalpli anne bayan Elie ve kovboy baba bir yana, bunların büyük oğlu, herkesin nefret edip bela okuduğu, gelmiş geçmiş en unutulmaz kötü adam Ceyar dizinin yıldızıydı. Bunun kardeşi kıvırcık Bobi de iyi adamı temsil ederdi. Ceyar alkolik ve de sorunlu Suellen ile evliydi, Bobi de düşman Barnes ailesinin kızı Pamela ile evlenmiş, sonradan Ceyar Pamela'nın çocuğunu düşürtmüştü galiba? Bir de samanlığı mekan bellemiş evlere şenlik kaltak küçük kız Lusi vardı . Tabii seksenlerin en büyük esrarını da unutmamak lazım: Ceyar'ı kim vurdu?

meraklısına mükemmel bir Dallas sitesi:
http://www.ultimatedallas.com/


SHOGUN


Hai Efendi Toranaga! Anjinsan! Mariko! Feodal zamanların Japonya'sında mahsur kalan İngiliz denizci Blackthorne'un maceraları herkesi ekran başına kilitlerken, başroldeki Richard Chamberlain kadınlar arasında ilah mertebesine yükselmişti. Japon kültürünün zenginliğini gözler önüne serip herkese iki kelime Japonca öğreten çok pahalı prodüksiyonu ve mükemmel oyuncularıyla seksenlerin en sevilen dizilerinden olmuştu. Yanlış hatırlamıyorsam en sonunda Anjinsan yani Blackthorne asla Japonya'dan kurtulamayacağını anlamıştı, çünkü bunun yaptığı gemileri Japonlar geceleri çatır çutur yakıyorlardı, o da haydi baştan başlıyordu, böyle bir kısır döngü içindeydi...