ZAMAN CETVELİ

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !..

11 Mart 2013 Pazartesi

1923


27 Ekim 1923: Çankaya Köşkü’nde 25 Ekim 1923 günü alınan karar gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin son Bakanlar Kurulu Başkanı Ali Fethi (Okyar) Bey, bütün kabine üyeleri ile birlikte Meclis’e istifalarını verdiler. Bakanlar Kurulu’nu o tarihe kadar Meclis seçiyordu. Siyasi buhrandan orduyu dışarı da tutmak için, o zaman hükümete dahil bulunan Genel Kurmay Başkanının istifa etmemesi uygun görülmüştü. Kabinenin topluca görevden çekilmesi, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın muhaliflerinin bir liste üzerinde birleşememeleri, Cumhuriyet’in gelmekte olduğuna bir işaretti.
29 Ekim 1923: TBMM’nin -şimdi müze olan- o zamanki küçük tarihi binasında saat 20:30 sıralarında Çorum Milletvekili İsmet (Eker) Bey’in Başkanlığında 159 Milletvekili ile birlikte ittifakla şu karar alınmıştır; “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.”
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı için yapılan oylamaya 158 kişi katılmış ve Cumhurbaşkanlığına oy birliği ile Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa seçilmiştir. (Gazi Paşa oylamaya katılmamıştır).
Cumhuriyetin ilanı o akşam bütün imkansızlıklar içinde yurda duyurulmuş ve gece yarısından sonra 101 pare top atılarak şenlik yapılmıştır.
30 Ekim 1923: Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından, İsmet (İnönü) Paşa Başbakan ünvanı ile kabineyi kurmak ile görevlendirildi. 1. İnönü Kabinesi 165 Milletvekilinin katıldığı oturumda TBMM tarafından oy birliği ile onaylandı.
Başvekil (Başbakan) ve Hariciye (Dışişleri) Vekili:Mustafa İsmet Paşa (Malatya)
Şer’iye Vekili:Mustafa Fevzi Efendi (Saruhan) (Sonradan bu bakanlık kaldırıldı, yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu)
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekili (Genelkurmay Başkanı):Müşir (Mareşal ) Fevzi Paşa (Çakmak ) (İstanbul) (O tarihlerde Genel Kurmay Başkanlığı kabineye dahildi)
İktisat Vekili:Hasan (Saka) Bey (Trabzon)
Dahiliye Vekili:Ahmet Ferit (Tek) Bey (Kütahya)
Müdafa-i Milliye Vekili:Kazım (Özalp) Paşa (Karesi-Balıkesir)
Adliye Vekili:Seyit Bey (İzmir)
Maarif Vekili:İsmail Safa (Özler) Bey (Adana)
Nafıa Vekili:Ahmet Muhtar (Cilli) Bey (Trabzon) 30/10/1923 – 19/01/1924
Süleyman Sırrı Bey (İstanbul) 19/01/1924 – 06/03/1924
Sıhhiye Vekili:Dr. Refik (Saydam) Bey (İstanbul)
Mübadele, İmar ve İskan Vekili:Mustafa Necati (Uğural) Bey (İzmir)
Maliye Vekili:Hasan Fehmi (Ataç) Bey (Gümüşhane) 30/101923 – 0201/1924
Mustafa Abdülhalik (Renda) Bey (Çankırı) 02/01/1924 – 06/03/1924
31 Ekim 1923: 3 Eylül 1914′de ilan edilen Seferberlik hali kaldırıldı .
1 Kasım 1923: Ali Fethi (Okyar) Bey (1880-1943) 158 Milletvekilinin katıldığı oturumda 151 oy ile TBMM Başkanlığına seçildi.
1 Kasım 1923: Rauf (Orbay) Bey, Cumhuriyet’in ilanının aceleye getirildiğini ileri sürerek Vatan ve Tevhid gazetelerinde yayınlanan açıklamasında; “En doğru devlet şeklinin, devlet başkanlığının Halifeye ait olduğu, bu makamın Cumhurbaşkanınca işgalini doğru bulmadığını, Halifeye verilecek sıfat ve selahiyeti temin etmekle meşgul ve onun teveccüh ve iltifatını lütfen ilahi kabul etmekten memnun olanların düş kırıklığına uğramaktan müteessir ve mahzun olmalarını tabii görmek gerekir’’ dedi.
10 Kasım 1923: Dersim eski Mebusu ve İstanbul Barosu Başkanı Lütfü Fikri Bey’in, Halife Abdülmecit Efendi’ye hitaben “Huzûr-u Hazret-i Hilâfetpenâhî’ye açık ariza” başlıklı mektubu Tanin Gazetesi’nde yayınlandı. Özetle, Halife Abdülmecit’in istifa edeceği dedikodularına değinerek, kesinlikle makamından ayrılmaması gerektiğini, eğer istifa ederse büyük dış baskıların ortaya çıkacağını, böyle bir durumun Osmanlı hanedanı için yıkım, Türklük için ise büyük bir kayıp olacağını, İslam birliğinin bozulacağını ve halkın büyük üzüntü içinde olduğunu, böyle bir istifa ile memleketin büyük bir uçuruma sürükleneceğini ileri sürüyordu. Asıl sebep ise, Gazi Mustafa Kemal’in Halifeliği üzerine alacağı dedikoduları idi. Bu yzısından dolayı İstiklal Mahkemesi’nde idam istemiyle yargılanan Lütfi Fikri Bey 2 Aralık 1924′te beş yıl kürek cezasına mahkûm edildi. Lütfi Fikri Bey altı ay sonra affedildi.
11 Kasım 1923: Bir gün önce Tanin Gazetesi’nde Lütfi Fikri Bey tarafından yayınlanan mektuba bir destek de Tanin Gazetesi’nin başyazarı Hüseyin Cahit (Yalçın) Bey’den geldi. “Şimdi de Hilafet Meselesi” başlıklı yazısında Hüseyin Cahit Bey; “Halifeliği Türkiye sınırları dışına çıkarmanın intihardan farksız olduğunu belirtmektedir.”
12 Kasım 1923: Rauf (Orbay) Bey ile Kazım (Karabekir) Paşa ayrı ayrı Halife Abdülmecit Efendi ile görüştüler.
13 Kasım 1923: Halife Abdülmecit Efendi, Kazım (Karabekir) Paşa onuruna bir ziyafet verdi. Cumhuriyet’in ilanı artık iyice Halifelik Meselesine dönüşmüş durumdaydı. Devrin ileri gelenleri Halifelik taraftarları ve karşıtları olarak ikiye bölünmüş durumdaydılar.
19 Kasım 1923: Gazi Mustafa Kemal Paşa, Halk Fırkası Genel Başkan Vekilliği’ni İsmet Paşa’ya devretti.
24 Kasım 1923: Hindistan’daki İsmaili Mezhebi cemaat lideri Muhammed Ağa Han (1887-1957) ile Emir Ali, Hilafet ve Halifenin siyasi durumunun korunmasıyla ilgili olarak İsmet Paşa’ya mektup gönderdiler. Mektupta, Halifelik’in bütün dünya Müslümanları üzerindeki önemi ve etkisi belirtilerek ‘’Türkiyenin gerçek dostları olarak bizler, Hilafetin Müslüman memleketlerin güven ve saygısına layık bir yere yerleştirilmesini ve böylece Türkiye’ye de güç ve onur kazandırılmasını saygı ile Büyük Millet Meclisinden ve onun ileriyi gören yöneticilerinden rica ediyoruz” deniyordu.
Aralık 1923: Rauf (Orbay) Bey’in 1 Kasım’da ki açıklamaları ve 12 Kasım’da ki Halife Abdülmecit’e yaptığı ziyaret, Halk Partisi gurubunda özellikle İsmet paşa tarafından çok sert şekilde eleştirilmesine yol açtı. İsmet Paşa, halifelik makamının milli mücadele içindeki hainliğini anlattıktan sonra ‘’Halifeyi ziyaret, Hilafet meselesidir. Tarihin her hangi bir devrinde bir halife, zihninde bu memleketin geleceğine karışmak arzusunu geçirirse, o kafayı mutlaka koparacağız’’ dedikten sonra böyle bir davranışı ‘’Hıyaneti vataniye‘’ sayacaklarını belirtti. Söz alan Rauf Bey bu ziyaretin bir saygı ziyareti olduğunu ve cumhuriyete bağlı olduğunu söylediyse de uzun süredir zaten çok gergin olan ilişkiler artık kopma noktasına geldi.
5 Aralık 1923: Ağa Han’ın, Başbakan İsmet Paşa’ya gönderdiği mektup, Paşa’nın eline geçmeden İstanbul gazetelerinden Tanin ve İkdam’da, 6 Aralıkta da Tevhid-i Efkar’da yayınlandı.
8 Aralık 1923: Meclis’te yapılan oylamada 156 milletvekilinin 134′ünün oyuyla Cumhuriyet Döneminin ilk İstiklal Mahkemesi kuruldu.
9 Aralık 1923: Yeni kurulan İstiklal Mahkemesi tarafından, Halifelik ile ilgili olarak yapılan yayınlardan dolayı İstanbul Barosu Başkanı Lütfi Fikri Bey ile birlikte İstanbul’daki bazı gazeteciler tutuklandı.
9 Aralık 1923: Ankara Hükümeti’nin yarı resmi yayın organı hüviyetinde olan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nde Ağa Han’ın mektubu ile ilgili yayınlanan yazıda; “Ağa Han’ın, 1.Dünya savaşında Halife’nin cihat çağrısını ağır hakaretlerle reddettiğini ve fetvanın meşru olmadığını ileri sürerek Hint Müslümanlarının İngiltere’ye bağlı kalmalarını sağlamak için yaptığı çabaları hatırlatıyor, mektubu yazan bu kişilerin İngiliz politikasının emrinde olduklarını belirtiyordu.” Ayrıca, mektubun Başbakan’ın eline geçmeden, İstanbul basında yayınlanmış olmasının da Ankara Hükümeti’ne yönelik bir tertip olduğunu iddia ediyordu.
15 Aralık 1923: İstanbul İstiklal Mahkemesinde gazetecilerin yargılanmasına başlandı.
26 Aralık 1923: Cumhuriyetin ilanı dolayısıyla genel af kabul edildi.