ZAMAN CETVELİ

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !..

12 Mart 2013 Salı

1999

YIL 1999
  • Düzce DepremiKasım 1999  
  • Terörist YargılanıyorTemmuz 1999  
  • Fethullah şokuTemmuz 1999  
  • 18 Nisan Genel ve Yerel SeçimlerNisan 1999  
  • 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk BayramıNisan 1999  
  • Dijital gelecek-3Mart 1999  
  • Barış Manço'yu kaybettikŞubat 1999  
  • 56. HükümetŞubat 1999  
  • 98'de neler oldu?Ocak 1999  
  • Kronik Körfez KriziOcak 1999 

    ALMANAC TURKİYE "TÜRKİYE TARİHİ 1999" "Şubat Ayı"


    1 Şubat 1999 : Ecevit’in yaptığı “APO yeniden İtalya’da açıklaması Türkiye gündemine bomba gibi düştü. Ecevit, Apo’nun İtalya’ya dönüşünü “Özenli ve güvenilir bir kaynağın” sabaha karşı Türkiye’ye ilettiğini bildirdi. Bu kaynağın İsrail gizli servisi Mossad olduğu öğrenildi. Apo’nun Suriye’den ayrılışını da Türkiye’ye Mossad haber vermişti. Ecevit’in açıklaması İtalya’yı da karıştırdı. Başbakan D’Alema, “Apo, İtalya’da değil. Dönmedi ve dönmesi ihtimali de yok” dedi. Ecevit ise yaptığı açıklamada “İtalyanların bize doğru bilgi vermedikleri bir gerçek. İtalyanlar’ın bu konuda neyi doğru neyi yanlış söyledikleri belli değil. İtalyanlar’ın, daha doğrusu İtalyan Hükümeti’nin hangi sözüne inanılır, hangi sözüne inanılmaz, bilemiyoruz…” dedi.
    1 Şubat 1999 : Barış Manço (d. 2 Ocak 1943 İstanbul) öldü. Bizim iller sensiz, bizim iller sessiz kaldı.

    Hakkı Bey ile Rikkat Hanım’ın ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Mehmet Barış Manço dört kardeştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında doğan Barış Manço, ailesinin savaşın bitmesine duyduğu özlem nedeniyle “Barış” isminin kendisine verildiğini söyler.Barış Manço’nun çocukluğu Kadıköy’de geçmiştir. İlkokulu Gazi Mustafa Kemal İlkokulu’nda tamamlamış, daha sonra Galatasaray Lisesi’ne devam etmiştir. 10.sınıftayken babasını kaybeden Barış Manço, Galatasaray Lisesi’nden ayrılarak Şişli Terakki Lisesi’ne gitmiş ve oradan mezun olmuştur. 20 Eylül 1963 tarihinde, önce Paris’e, oradan da Belçika’ya ağabeyi Savaş Manço’nun yanına gider. Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim, grafik ve iç mimari okur. Lisede çok başarılı olmayan hatta müzik ve coğrafyadan ikmale kalan Barış Manço, bu okuldan çok iyi bir derece ile; okul birincisi olarak mezun olmuştur. Galatasaray Lisesi’nde başlayan müzik hayatı, Belçika’da da devam etmiştir…
    1967′de Fuat Güner ve Mazhar Alanson ile birlikte “Kaygısızlar” adıyla bir grup kurdu. Aranjman şarkılara tepki göstererek Anadolu’dan beslenen pop folk tarzında müzik yapmaya başladı.

    Manço, 1969 baharında “Dağlar Dağlar” albümü ile büyük bir çıkış yaptı, albüm beş ayda 700 bin adet satışa ulaştı. Bu çalışma, sanatçıya Altın Plak ödülünü kazandırdı. Bu şarkı, O’nun hayatında önemli bir dönüm noktası olur. Aynı yıllarda görüntüsünü değiştirdi. Artık Barış Manço müziği ve kıyafetleri ile bir ekol oluştumaya başladı. 1971 yılında Moğollar ile çalıştı. Askerliğini 1971 - 1973 yıllarında Polatlı’da Topçu asteğmen olarak yaptı. Askerlikten sonra Belçika’ya gitti.1973′te Kurtalan Ekspres’i kurdu. İlk klibini yine aynı yıl “Hey Koca Topçu”ya çekti. 1975′te ilk albümü “2023”ü yaptı.

    Türkiye’nin daha muhafazakar olduğu yıllarda bile Barış Manço, sıradışı kıyafetleri, takıları, enterasan el hareketleri ve şarkılarına çektiği klipler ile insanları şaşırtmaya başlar. Herhalde “uzun saç” Barış Manço’ya yakıştığı kadar başka hiçbir erkeğe yakışmamıştır. Hatta, O’nu kısa saçlı olarak hayal etmek hemen hemen imkansızdır.

    Barış Manço, 18 Temmuz 1978′de Lale Çağlar ile evlendi, 2 oğlu dünyaya geldi.
    Türkiye’deki en uzun ve en başarılı televizyon programlarını yaptı. Ekim 1988 - Haziran 1998 yılları arası TRT’de çocuk ve aileye yönelik bir eğitim kültür ve eğlence programı olarak başlayan “7 den 77′ye” hazırladı. Tam 370 bölüm çekilen program kendi alanında bir rekora sahiptir. “Ekvatordan Kutuplar’a” isimli programında ekibiyle birlikte beş kıtada 100’den fazla değişik yöreye giderek 600.000 km.’ye yakın yol kat etti. Ayrıca 1992-1993 yıllarında “4 × 21 Doludizgin” adında bir talk-show programının yapımcılığını üstlendi.
    Müzük hayatında 200′den fazla şarkısı vardır. 12 altın ve 1 platin albüm/kaset ödülü kazandırdı. Şarkılarının bir bölümü Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve Flemenkçe’ye çevrildi. Her ülkede şarkıları çok sevildi. Kongo’daki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde “Domates Biber Patlıcan”ı söylerken, Kongoluların koro halinde şarkıya eşlik etmeleri şarkının evrenselliği hakkında bilgi vermektedir. Bu konuya başka bir örnek de Mısır’da yaşanmıştı. Barış Manço, Mısır Televizyonu’nda canlı yayında Dağlar Dağlar’ı Arapça söylemişti, bu programın sonunda Mısırlılar sokağa döküldüğü gibi, program da defalarca tekrarlanmıştı. Aynı şekilde Japonya’da da 20.000 japon a Türk bayrakları sallattırdı. Belçikada ise, ülkelerini tanıttığı için Liege Prensliği onur ödülünü aldı.

    Barış Manço, 1991 yılında devlet sanatçısı ünvanını aldı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi onursal doktora ünvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödüllerini kazandı.

    Barış Manço, insan ilişkileri konusunda çok iyidir. Bağlantı kuramayacağı hiçbir canlı yok denebilir. Zaten yaptığı bir röportajında; “Kendimi, toplumla diyalog kuran bir iletişim aracı olarak görüyorum” diyecektir.
    2 Şubat 1999 : Apo il ilgili olarak İngiliz ve İtalyan basınının değerlendirmeleri:
    • İngiliz The Independent : “Kaçırdığı uçağı indirecek güvenli yer arayan hava korsanı gibi… Ancak Öcalan güvenli bir yer bulamayacak, çünkü onu ‘En çok aranan adamlar’ listesinin başına koyan ülkeler bile artık istemiyor. Apo için bu, yolun sonu demek”.
    • İngiliz BBC : BBC’de konuşan Ortadoğu uzmanı David McDowell, “PKK başsız kaldı ve ikiye, hatta üçe bölündü. Avrupa’da hiçbir ülke artık bu adamı topraklarına sokmaz. Apo’yu ancak Türkiye’ye düşmanlık besleyen bir ülke barındırabilir” dedi.
    • İtalyan Il Messaggero: “Avrupa semalarında Apo avı.”
    • İtalyan Il Tempo: “Öcalan Avrupa’da korku filmi gibi.”
    • İtalyan La Stampa: “Avrupa semalarında Öcalan adlı Ufo.”
    • İtalyan La Repubblica: “Sonu olmayan yolculuk.
    3 Şubat 1999 : IMF heyeti, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’ı ziyaret etti. IMF Türkiye Masası Şefi Martin Hardy yaptığı açıklamada: “Türkiye sosyal güvenlikten dolayı yılda 6 milyar dolar kaybediyor, bunun maliyeti ise kamu finansmanında karşılaşılan güçlükler ve enflasyon olarak geri dönüyor… Türkiye’de erkeklerin 43, kadınların 38 yaşında emekli olması anlaşılamaz” dedi.
    4 Şubat 1999 : İstanbul DGM’de yargılanan Devlet eski Bakanı Eyüp Aşık, suçun ‘maddi ve manevi’ unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat etti.
    4 Şubat 1999 : ABD Başkanı Bill Clinton Washington’da yaptığı açıklamada, Kosova krizinin, NATO müttefikleri Türkiye ve Yunanistan’ı karşı karşıya getirme potansiyeli taşıdığını söyledi.
    5 Şubat 1999 : Adalet Bakanı Selçuk Öztek, “Cezaevlerine devletin hakim olamaması nedeniyle Bakanlar Kurulu’nun ‘F tipi oda sistemi’ne geçiş için karar aldığını söyledi.
    6 Şubat 1999 : Enflasyonun %50 olduğu bir ülkede %150 faizin olamayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Demirel, ‘‘Devlet bunun bir çaresini bulacaktır’’ dedi
    8 Şubat 1999 : Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican, Almanya’da yayınlanan Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, Apo’nun İtalya’dan ayrıldıktan sonra Yunan adası Korfu üzerinden Rusya’nın Nijni Novgorod kentine indiğini açıkladı. Bilican, Apo’nun daha sonra Hollanda’ya geçmek istediğini ancak başarılı olamadığını söyledi.
    8 Şubat 1999 : Yunanistan ile Kıbrıs Rum Kesimi, Türkiye’nin karşı çıkması neticesi Kıbrıs’a yerleştirilemeyen Rus yapımı S-300 füzelerinin Yunanistan’a teslimine ilişkin ilke anlaşmasına vardılar. Yunanistan Hükümet Sözcüsü Dimitri Reppas, S-300 füzelerinin Girit Adası’na yerleştirilmesinin kararlaştırıldığını açıkladı.
    8 Şubat 1999 : Halen 6 ilde uygulanan Olağanüstü Hal’in (OHAL) süresinin 30 Mart’tan itibaren 4 ay daha uzatılması TBMM’de kabul edildi.
    9 Şubat 1999 : Yunanistan’ın Gümülcine kentinde bulunan Türk Başkonsolosluğu’nun karşısındaki binaya bomba yerleştirildiği, eylemi, “Öcalan için Dayanışma” ve “Trakya Şahinleri” adlı iki örgütün üstlendiği bildirildi.
    9 Şubat 1999 : Sürgünde Kürt Parlamentosu’nun, İspanya’nın Bask özerk bölgesinin yerel parlamentosunda toplanacağı açıklandı.
    10 Şubat 1999 : Madeni 100.000 TL piyasaya sürüldü.
    10 Şubat 1999 : Cumhurbaşkanı Demirel yaptığı bir açıklmada ‘‘Devlet orduyu koruyamazsa muhtıra olur’’ dedi.
    12 Şubat 1999 : Muğla Dalaman Havaalanı’nda hortum faciası yaşandı. Şiddetli rüzgarın neden olduğu yaklaşık 70 metre boyundaki hortum, 3-4 dakika sürdü ve iç hatlar gidişteki yolcu salonunu tahrip etti. Ayrıca geliş bölümündeki yolcu salonu kısmen yıkıldı, üç lojmanın çatışı uçtu, bir nöbetçi kulübesi yıkıldı. 8 kişinin hafif şekilde yaralandığı, maddi zararın 1 trilyon liraya yakın olduğunu açıklandı.
    12 Şubat 1999 : Zonguldak’ın Ereğli İlçesi’nde Başörtüsü ile okullarına girmek isteyen İmam Hatip Liseli kız öğrencilerin eyleminde 30 veli ve 128 öğrenci gözaltına alındı. Eylemciler, okul önünde bekleyen Polis Panzerininde geri çekilmesini istediler. Zonguldak Vali Vekili Halis Peker yaptığı açıklmada, polisin kimseye kötü davranmadığını savunarak, “Taviz verirsek sonu gelmez. Başını açan öğrenci okula alınır. Ancak toplantı yapılmasına izin veremeyiz. Okul önünde toplananları arabalara doldurup ilçenin farklı yerlerine bırakırız” dedi. Herkesi yasağa uymaya çağıran Peker, “Panzer ekmek bıçağı gibidir. Hayat da kurtarır, adam da öldürür. Öğrenciler derslerine girsin biz de panzerleri çekelim” diye konuştu.
    15 Şubat 1999 : “Özdemir Sabancı Suikasti” davasının tutuklu sanığı Mustafa Duyar “Karagümrük Çetesi” tarafından öldürüldü. Çete, örtülü ödenek davası sanığı Selçuk Parsadan’ı da yaraladı. Bir ay önce Eskişehir E Tipi Cezaevi’nden Afyon Cezaevi’ne nakledilen Karagümrük Çetesi lideri Nuri Ergin’in 8 adamı; Ahmet Yaygüden, Abbas Özcan, Yasin Al, Mustafa Ersoy, Ömer Kukul, Serkan Erdemli, Emir Alakaş ve Sami Tokur, sabah saat 07.00 sıralarında koğuşlara ekmek dağıtımı ve havalandırma kapılarının açılması sırasında kendi koğuşlarına giren gardiyan Ahmet Adem Terim’i silahla etkisiz hale getirerek, üzerindeki 17. koğuşa ait anahtarı gasp ettiler. Gardiyandan aldıkları anahtarla koridorun ara kapılarını açarak, tek kişilik koğuşta kalan Mustafa Duyar’ı hücresinin kapısını açıp, içeriye giren mahkumlar, Duyar’ı 5 kurşunla öldürdüler. Mahkumların Duyar’a ateş etmeleri sırasında, yan taraftaki bitişik koğuşta kalan Selçuk Parsadan’ın “Yapmayın yazık olur… vurmayın…” demesi üzerine katiller Parsadan’ı da silahla yaraladılar. Çete üyeleri, daha sonra 3 gardiyanı rehin aldılar. Koridora 8 adet 12 kilogramlık mutfak tüpü ile barikat kurarak, isyan başlatan mahkumlar, isteklerinin yerine getirilmemesi halinde 3 gardiyanı öldürüp, tüpleri de infilak ettirecekleri tehdidinde bulunarak, “Can güvenliğimizi sağlamazsanız, ve şartlarımızı yerine getirmezseniz, Afyon Cezaevi’ni havaya uçururuz” dediler. Çete adına pazarlığı yürüten ve cep telefonu ile görüşmeler yapan Sami Tokur’un bizzat infazları gerçekleştiren kişi olduğu belirtildi. Sami Tokur’un pazarlık sırasında, “Aldığımız emri yerine getirdik. Görevimizi yerine getirdik. Cezasını kestik” dediği ifade edildi.

    Mustafa Duyar, suikastten sonra gizlendiği Şam’da Abdi İpekçi’yle ilgili bir belgesel izlerken orada İpekçi cinayetin azmettiricisi olarak Yalçın Özbey’in fotoğrafını görür. Sabancı sukasti sonrası kaçtığı Almanya’da evine gelen kişi yine Yalçın Özbey’dir. Abdi İpekçi cinayetiyle, Sabancı cinayetinin aynı güçler tarafından planlandığını anlar ve teslim olarak cezaevine konur. Konuşmasına fırsat verilmeden taşeron bir çete tarafından öldürülür.
    15 Şubat 1999 : Başörtüsü yasağını protesto etmek amacıyla İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlık Binası önünde eylem yapan öğrenciler polis tarafından gözaltına alındı.
    16 Şubat 1999 : Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan, Kenya’nın başkenti Nairobi’de yakalanarak Türkiye’ye getirildi. Saat 11:00′de basın toplantısı yapan Başbakan Ecevit heyecandan sesi titreyerek yaptığı açıklaması şöyle: “Değerli basın mensupları, sizlere ve değerli yurttaşlarımıza bir haberim var. Saat 03.00′den itibaren bölücü terör örgütü PKK’nın başı Abdullah Öcalan, Türkiye’dedir. Dünyanın neresinde olsa, devletimizin onu ele geçireceğini söylemiştik. Bu devlet sözü, yerine getirildi. Şehit analarına verilen söz, yerine getirildi. Bütün dünyada dışlanan Abdullah Öcalan, sonunda kendisini Türkiye’nin kucağında buldu. Yaptıklarının ve yaptırdıklarının hesabını bağımsız Türk adaletine verecektir. Bölücü terörle Türkiye’de bir yere varılamayacağını, devletimizle baş edilemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu sabah özellikle Apo’nun tuzağına, onun adamlarının tuzağına, onlara destek verenlerin tuzağına düşmüş ve düşürülmüş olan gençlere seslenmek istiyorum. Dağlarda, mağaralarda kendilerini ateşe atan, hem de analara, babalara ve tüm milletimize derin acılar çektiren gençlere çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler yıllardan beri cinayetlere alet edilirken, dağlarda, mağaralarda süründürülürken, lider sandığınız kimse, elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan lüks konaklarda refah içinde yaşıyordu. Kimi işbirlikçileri de bazı Avrupa ülkelerinde refah içinde yaşıyorlardı. Onların tuzağına düşen gençlere sesleniyorum. Artık çıkmaz yolun sonuna geldiniz. Kendinizi devletin adaletine teslim edin. O zaman kuşkusuz milletimiz de sizin, Meclis gündemindeki Pişmanlık Yasası’ndan yararlandırılmanızı
    sağlayacaktır. Gelin artık analarınıza, babalarınıza kavuşun. Ana-babalarınızı hasretini dindirin.

    Gücünüzü masum insanların canına kıymak için değil, devletle elele halkımızı kalkındırmak için kullanın. Sizleri ateşe atanlara, sizleri intihar eylemlerine, açlık grevlerine kışkırtmaya kalkışanlara (artık yeter) deyin…”
    16 Şubat 1999 : Apo’nun yakalanma ayrıntıları: Apo’yu Nairobi’de karşılayan Türk Güvenlik Güçleri Apo’yu Cavit Çağlar’ın uçağıyla Türkiye’ye getirdiler. Suriye’den çıkarıldıktan sonra sırasıyla Rusya, İtalya, Rusya, Atina ve son olarak Kenya’ya giden Apo’nun 2 Şubat’ta Kenya’da Yunanistan Büyükelçiliği’ne sığındığı ortaya çıktı. Amerikan İstihbarat Servisi CIA, Apo’nun yerini MİT’e bildirdi. Başbakan Ecevit ve olaydan haberdar olan devlet yetkilileri, çok gizli olarak sadece 10 kişinin bilgisiyle operasyon hazırlıklarına başladılar.

    Operasyonda İsrail Gizli Servisi MOSSAD’ın da MİT’e yardım ettiği belirtildi. ABD’nin baskısıyla Yunanistan, bölücübaşını önceki gün Nairobi’de güvenlik güçlerine teslim kararı aldı. Bu gelişme üzerine Türkiye ve Kenya makamları arasında ABD’nin desteği ile yapılan “gizli” görüşmeler sonucunda da Kenya, Öcalan’ı Türkiye’ye teslim etmeyi 14 Şubat’ta kabul etti.

    Bu arada, Ankara’da Apo’yu getirmek için düzenlenen operasyon da tamamlandı. Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı timin, operasyonu riske etmemek için sivil bir uçakla Kenya’ya gitmesi kararı alındı ve Cavit Çağlar’ın “Falcon 900B” tipi uçağını kullanması kararlaştırıldı. Çağlar’ın uçağı, 10 gün önce Ankara’da askeri bir üste bu iş için bekletildi. Uçağın kuyruğuna Malezya bayrağı takıldı. 14 Şubat gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı tim Çağlar’ın uçağıyla sessiz-sedasız Kenya’ya gönderildi. Uçak, iş bağlantısı yapmaya giden bir işadamını taşıyormuş görüntüsü altında Kenya’ya hareket etti. Uçuş boyunca tüm kule bağlantılarında bu yönde bilgiler kullanıldı.

    ABD’lilerin yardımıyla, Kenya güvenlik birimleri Apo’yu Yunanistan Büyükelçiliği’nden, Türk görevlilere teslim etmek üzere aldı. Öcalan’a Yunan Büyükelçiliği’nde saklanırken ERNK Rusya Temsilcisi Mahir Welat kod adlı Numan Uçar ile Kani Yılmaz kod adlı Faysal Dunlayıcı ve Ali Sapan’ın eşlik ettiği öğrenildi. Üç PKK’lı ile ilgili Türkiye’nin bir talebi olmadığı için Öcalan ile birlikte gözaltına alınmadıkları kaydedildi.

    Kenya, daha sonra Apo’yu Ankara’dan gelen Türk ekibine teslim etti. Apo, Nairobi’de Türk görevlileri karşısında görünce şok geçirdi. Türk ekibinin şefi, “Yolun sonuna geldin. Buraya kadar. Haydi bakalım Türkiye’ye gidiyoruz” dedi ve Apo’yu teslim aldı. Çağlar’ın uçağı, 15 Şubat günü saat 18.00′de Türkiye’ye hareket etti. Uçak, önce Bandırma Askeri Havaalanı’na gitti, ancak sis yüzünden inemeyip, saat 03.00′te Atatürk Havalimanı’na indi. Burada bir süre bekleyip, yakıt ikmali yapan uçak, kapılarını hiç açmadan tekrar Bandırma’ya gitti ve askeri havaalanına indi. Askeri havaalanında kar maskesi takan ekipler tarafından 3 zodyak botla İmralı Adası’na götürüldü. Öcalan’ın Kenya’dan İmralı’ya uzayan yolculuğu, Ankara’da Genelkurmay Harekat Merkezi’nden dakika dakika izlendi.
    16 Şubat 1999 : Apo’nun yakalanması haberi üzerine Avrupa’nın pek çok şehrinde bulunan Yunan elçilikleri, teröristlerce işgal edildi. Tüm Türk elçiliklerindeki güvenlik önlemlerinin gözle görülür şekilde artırıldığı gözlendi.
    16 Şubat 1999 : Apo’nun yakalanma haberinin açıklanmasıyla tüm yurtta büyük bir sevinç dalgası yaşanmaya başlandı. Emniyette tüm izinler kaldırıldı.
    16 Şubat 1999 : ABD Beyaz Saray Sözcüsü Joe Lockhart yaptığı açıklamada, ABD’nin, terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasında doğrudan bir rol oynamadığını belirterek, “Terörist liderin ele geçirilmesinden dolayı son derece memnunuz” dedi.

    Kenya Dışişleri Bakanı Bonaya Godana yaptığı açıklamada, bölücü terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye gönderilmesinden Kenya hükümetinin sorumlu olmadığını söyledi.

    Yunanistan hükümeti adına açıklamalarda bulunan Hükümet Sözcüsü Dimitris Reppas, “Yunanistan hükümeti Öcalan sorununa Avrupa çerçevesinde bir çözüm bulmak amacıyla kendisine kalacak bir yer temin etmiştir” dedi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Teodoros Pangalos da yaptığı açıklamada, bugüne kadar Kürt sorununu insan hakları çerçevesinde değerlendirip ona göre hareket ettiklerini söyledi.
    16 Şubat 1999 : Apo’nun uçakta getirilirken, ayıldıktan sonra Özel Timcilerle yaptığı konuşma TV’lerde yayınlandı, konuşmanın tamamı şöyle:
    • Özel Timci: Abdullah Öcalan, memlekete hoş geldin. Nasılsın?
    • Abdullah Öcalan: (Şaşkın ve morali bozuk bir halde) Sağol iyiyim.
    • Miden mi yanıyor?
    • İyi.
    • Yani sağlıktan bir problemin yok?
    • (kafasıyla hayır işareti yapıyor)
    • Ne var, midende mi var ağrı, ekşime falan mı var? Yanma mı var?
    • (kafasının sağa sola sallayarak yüzünü buruşturuyor)
    • Tamam gereken tedaviyi biz yaptırırız. Şimdi sana bazı şeyler sormak istiyorum.
    • (Öcalan sürekli gözlerini kapatıyor)
    • Gözlerini kapatmana gerek yok. İstersen suyla silelim mi? Bantın izleri rahatsız ediyorsa biz suyla silelim gözlerini, rahat etsin.
    • (Öcalan, kafasını sağa sola doğru sallayarak hayır diyor)
    • Sen şimdi bizim misafirimizsin. Rahat ol. Yani kendini öyle sıkıntıya sokma. İstediğin bir şey varsa …
    • Ben ülkemi severim. Annem de Türktü.
    • Biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin?
    • Eğer bir hizmet imkanım olursa yaparım. Onun dışında bana bir şey söylemeyin. Eğer bir hizmet gerekirse yaparım.
    • Bizim sorduğumuz sorulara cevap verirsen, hizmet yapmış olursun. Yüzünü gözünü silelim eğer rahatsız oluyorsan.
    • Türkiye’ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz, hizmet ederim. Bunları, halkın içinde konuşuyorum. Başka bir şey de konuşmam. Bir hizmet imkanım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim.
    • Şimdi bak kaydediyoruz, senin şeylerini.
    • Yayınlayın. İşkence etmediniz, benim içimden geliyor. Ama ben gerçekten söylüyorum. Türkiye’yi seviyorum. Ve Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım.
    • Şimdi fırsat verilecek de. İstediklerin ne?
    • Kendinizi yormayın böyle şeylere gerek yok.
    • Yok zaten, bir emniyet tedbiri.
    • Pek sevindiğim bir nokta var. Eğer dikkat edilirse aslında konuşulacak bir konu bu. Ama içime öyle doğuyor ki. Gerçekten iyi hizmetler yapacağıma inanıyorum.
    Apo’yu paketleyip uçağa getiren özel tim görevlileri, elleri kelepçeli halde, koltuk kemerini bağladı. Gözleri de bantlanan Öcalan’ın pantolon kemerinin çıkarıldığı, ceplerinin de astarı dışarı çıkacak şekilde boşaltıldığı gözlendi. Zoru görünce, kandırdığı ve dağlarda terkettiği militanlarını anında satmayı teklif eden bebek katili, şimdi İmralı’da ‘‘hizmet etmeyi’’ bekliyor.
    17 Şubat 1999 :Türk Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Irak’ta bulunan PKK kamplarına yönelik operasyon başlattı. Mesud Barzani’nin Lideri olduğu KDP’li peşmergelerin de katıldığı operasyonlar sırasında, kara birliklerimize Türk savaş uçakları ve helikopterleri tarafından da destek sağlandığı ayrıca zırhlı birliklerin de Habur’dan Kuzey Irak’a giriş yaptıkları açıklandı.
    17 Şubat 1999 : Avrupa’nın çeşitli şehirlerindeki PKK yandaşlarının Yunanistan, Türkiye ve İsrail elçiliklerine yönelik eylemleri bugünde devam etti.

    Berlin’deki İsrail Konsolosluğu’na saldırmak isteyen PKK militanlarından dördü, konsolosluk görevlilerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü. Militanlar Hamburg kentindeki SPD binası ile Cenevre’deki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği binasını da bir süre işgal ettiler. İsrail ve Kenya, çeşitli ülkelerdeki büyükelçiliklerini kapattıklarını açıkladılar.
    17 Şubat 1999 : Abdullah Öcalan’ın, Kıbrıs Rum Kesimi makamlarınca verilen ’sahte’ diplomatik (kırmızı renkli) pasaportla Kenya’ya giriş yaptığı açıklandı. Pasaportta 2 Şubat 1999 tarihli Kenya’ya giriş damgası bulunuyor. PKK’ya sempatisi olan ve Rum Kesiminde faaliyet gösteren PKK yanlısı Kürdistan ile Dayanışma Derneği’nin Başkanlığını yapan Rum Fileleftheros Gazetesi köşe yazarı Mavros Lazaros adına düzenlenen CO15918 numaralı pasaportta, Öcalan’ın 09.08.1953-Lefkoşa doğumlu olduğu belirtiliyor. 2005 yıllına kadar geçerli pasaportta, Öcalan’ın siyah beyaz fotoğrafı ile imzası da yer alıyor.
    17 Şubat 1999 : Bölücübaşı Apo, bundan sonra sürekli kalacağı İmralı Adası’ndaki Cezaevi’ne konuldu. Güvenlik görevlileri hariç tüm Ada boşaltıldı. Hatta hayvanlar bile Ada’dan çıkartıldı. Ada’nın çevresinde balık avcılığı yasaklandı. İmralı çevresi askeri yasak bölge ilan edildi. Hükümet tarafından yapılan açıklamada, Öcalan’ı İmralı’da Ankara 2 Nolu DGM Savcıları Talat Şalk, Nuh Mete Yüksel ve Hamza Keleş sorgulayacak.
    17 Şubat 1999 : Piyasalarda Apo coşkusu. Bölücübaşı Öcalan’ın yakalanmasının para piyasalarında yarattığı coşku tüm hızıyla devam ediyor. Bugün % 7.9 oranında artarak 3,621 puana fırlayan borsada, hisse senetleri, iki günde tam %17 oranında prim yaptı. Bono faizleri de iki günde %125′ten %117′ye geriledi.
    18 Şubat 1999 : Apo’nun yakalanması Yunan Hükümetini zor durumda bıraktı. Başbakan Kostas Simitis, Dışişleri Bakanı Teodoros Pangalos, İçişleri Bakanı Alekos Papadopulos ve Kamu Düzeni Bakanı Filipos Peçalnikos’u görevden aldı. Başbakan Simitis’in de koltuğu sallantıda. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre, Kabine Toplantısında çok sert tartışmalar yaşandı. Yunanistan’da büyük bir hayal kırıklığı havası hakim.
    18 Şubat 1999 : Terör örgütü PKK’nın yandaşlarının, Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının ardından başlattıkları işgal eylemleri ve saldırılar sürüyor. Avrupa’nın çeşitli kentlerinin yanı sıra Moskova, Almatı ve Tahran’da gösterilere katılan yüzlerce PKK yandaşı gözaltına alındı.
    19 Şubat 1999 : Başbakan Bülent Ecevit’in imzasıyla yayımlanan bir genelgeyle dağdaki terör örgütü PKK militanlarının teslim olmaları durumunda Pişmanlık Yasası’ndan yararlanacakları konusunda “devlet sözü” verdi.
    19 Şubat 1999 :Türk Silahlı Kuvvetleri’nce Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yönelik başlatılan ve 5. gününe giren askeri operasyon devam ediyor.
    19 Şubat 1999 : İtalya’nın Başkenti Roma’da bir grup Komünist Partili ile PKK yandaşları, düzenledikleri gösteride THY bürosuna saldırdılar. Ayrıca, PKK yandaşları Stuttgard, Bonn, Paris, Viyana, Londra, Stockholm, Amsterdam, Madrid ve Kazakistan’ın Taraz kentinde da gösteri düzenlediler.
    http://gurelemrah.blogcu.com/almanac-turkiye-turkiye-tarihi-1999-subat-ayi/4449408