13 Mayıs 2019 Pazartesi

Tarihi belgelerle 15 Mayıs 1919, İzmir işgali ve Rum mezalimi!

Tarihi belgelerle 15 Mayıs 1919, İzmir işgali ve Rum mezalimi!
İzmir’in işgal edileceğini öğrenen Rumlar’ın hazırlığını araştırmacı Yunanlı Kapses şu sözlerle anlatır; “Büyük günün şafağını bekleyemeyen Rumlar tarafından, Müslümanların evleri ve malları işaretlenmiş, Papazlar ve mektep hocaları bütün kuvvetleriyle, mekteplerde, kiliselerde Rumlara; Artık bu pis Müslümanlardan çektiğimiz yeter…Yarın Yunan orduları gelecek, bizi bunlardan kurtaracak, bizim intikamımızı alacak, derken; Seydiköy Nahiyesi’ni ziyaret eden İzmir Metropoliti Hristosomos, tren istasyonu ile Agiou Ioanni Kilisesi’ne arasındaki yollara halı kaplanarak karşılanır. Hristosomos “Ey Allahın sevgili kulları olan Rumlar, kuyuları daha derin kazınız…Bıçaklarınızı daha çok bileyiniz, iplerinizi daha iyi bağlayınız, çünkü Müslümanların ecelleri geldi.”
Seydiköylü araştırmacı yazar ve arkelog Ercan Çokbankir 15 Mayıs 1919 yılında İzmir’i işgal eden Yunan Askerleri ve bu işgale destek veren yerli Rumların Türklere uyguladığı mezalimi tarihi belgelerle ortaya koydu. Yerele Haberci’de yeniden yazılarına yeniden başlayan Çokbankir bilgisini ve araştırmalarını kamuoyu ile paylaşmaya devam edecek. İzmir’in işgal edileceğini öğrenen Rumlar’ın hazırlığını araştırmacı Yunanlı Kapses şu sözlerle anlatır; “Büyük günün şafağını bekleyemeyen Rumlar tarafından, Müslümanların evleri ve malları işaretlenmiş, Papazlar ve mektep hocaları bütün kuvvetleriyle, mekteplerde, kiliselerde Rumlara; Artık bu pis Müslümanlardan çektiğimiz yeter…Yarın Yunan orduları gelecek, bizi bunlardan kurtaracak, bizim intikamımızı alacak, derken; SeydiköyNahiyesi’ni ziyaret eden İzmir Metropoliti Hristosomos, tren istasyonu ile Agiou Ioanni Kilisesi’ne arasındaki yollara halı kaplanarak karşılanır. Hristosomos “Ey Allahın sevgili kulları olan Rumlar, kuyuları daha derin kazınız…Bıçaklarınızı daha çok bileyiniz, iplerinizi daha iyi bağlayınız, çünkü Müslümanların ecelleri geldi.”

İnsanın kanını donduran çok sayıda olayın yaşandığı İzmir’in işgali ve sonrasındaki işgal yıllarının iyi bilinmesi adına Ercan Çokbankir’in köşe yazısının her satırı dikkatle ve ibretle okunmasını diliyoruz.

İzmir halkının 15 Mayıs 1919’dan 9 Eylül 1922 yılına kadar yaşadıklarını yeni kuşaklara aktarmalıyız ki, geçmişte pek çok örneğinde olduğu gibi, gelecekte de olacak “Keşke Kurtuluş Savaşı’nda Yunan galip gelseydi” diyecek kadar soysuzlaşan püsküllü zır cahilleri anında tespit ederek etkisizleştirebilsin…

İşte Ercan Çokbankir’in kaleminden İzmir’in işgali ve Rum mezalimi!

Yunan kuvvetleri 15 Mayıs 1919 da altı gemi birçok torpido ile İzmir’e girmeye başlamıştı. Tabii yerli Rumların destek ve milis güçlerini arkalarına alarak,300 kişilik Efsun bölüğünün Kordon’a çıkması ile her yer Yunan bayraklarıyla donatılmıştı. Konak tarafına hareket eden bir gurup Yunan askeri Saat Kulesi civarında sivil Türklerle çatışmaya girer. Çatışma bir saat kadar sürdükten sonra yüzlerce ölü ve yaralı verilir. Sivilleri kurtarmak için Sarı Kışla’dan gelen askerlerde ölü ve yaralı vardır. Asker ve sivillerden yaralananlar Averof zırhlısına götürülür. Ölüler arasında Gazeteci Hasan Tahsin olduğu maalesef tespit edilir.
O gün Yunan askerleriyle birlikte çarpışan Rum milisler genellikle Urla ve Seydiköy’den gelen milislerdir. Bu milisler yanında ve sivil Rumlar hükümet binasını, kışlayı ve Türklere ait mağazaları yağmalarlar. Çatışmalar o boyuta varır ki İngiliz konsolosluğuna isabet eden kurşunlar nedeniyle İngiliz askerleri silahla Rumlara karşılık verirler.

16 Mayıs günü Aydın’a giden tren Gaziemir’de Rum çeteler tarafından silahlarla taranır. Kuşadası ve Söke Rumları da bu ara ayaklanır. 17 Mayıs yani İzmir’e çıktıklarının ikinci gününde Urla, Çeşme, Seferihisar ve Seydiköy, 20 Mayıs’ta da Torbalı işgal edilir.(9) Yunanlılar buraları işgal ederken İtalyan askerleri de Söke’ye girmiştir. Savaş müddetince gözden kaçmayacak bir olayda Adalarda gözü olan İtalyanlar buraları Yunanlılara kaptırmamak için gizlice Türkleri destekleyeceklerdir.

İzmir’in işgalinden önce 15 Mayıs 1919 yılında Gaziemir de 2 taburlu 56. Sahra Topçu alayının, alay karargahı ile bir taburu Seydiköy’de olan, Kolordu Ağır Topçu Taburu’da Gaziemir’dedir. Her iki garnizon“Seydiköy Mıntıka Komutanlığı” unvanı ile tümenin topçu alay komutanın emrindedir.
Bu birlikler Seydiköy ve Gaziemir de konuşlandırılmıştı. Fakat bunlar savaşın başlaması ile iç kısımlara Tire- Ödemiş tarafına çekilirler. Kalan askeri birlikler ise şehir içinde asayişi ve güvenliği, küçük Türk çetecilerinin örgütlenmesini takip eder. Şehir içinde şüphelendikleri kalabalık toplulukları Yunanlılar esir alarak sokaklarda “Zito Venelizos” diye bağırtırlar.(130) Özellikle Seydiköy Yunanlıları ve yerli Yunan çeteleri halka ve askerlerimize vahşice muamele yaparlar. Hava birliğine, kışlaya ve uçak hangarlarına saldırmışlar ve uçakları tahrip ederek, yakaladıkları subay ve askerleri öldürmüşlerdir.

Seydiköy Zeytintepe’deki (günümüz Menderes Havaalanı içindeki kalan bölge) Türk Kışlası, 14 ve 15 Mayıs günleri Yunan işgal kuvvetlerinin İzmir’e çıkmadan önce ve çıktığı günkü olaylar şöyle anlatılır;

“Mezkur gece zarfında İzmir’in her tarafında bomba ve silah sesleri eksik olmaz. İzmir’deki esliha ve cephane depoları müessesat-ı resmiye kasaları yerli Rumlar tarafından kaffeden yağma edilir…Şekavet İzmir şehrine münhasır kalmayıp civar Rum köyleri de çete halinde trene ve gerekse İslam köylerine de tecavüze başlamışlardı. Ezcümle 16 Mayıs 1335 sabahı İzmir’den Aydın istikametine hareket eden marşandiz trenine Seydiköy’ün de Rum çeteleri tarafından ateş edilerek bir Türk kadının vefat ve diğerinin de mecruhiyetine sebebiyet verilmiştir. Birçok köylerde Yunan eşkiyası ve yerli Rumlar tarafından birçok tecavüzat ika edilmiş ve şekavet Kuşadası ve Söke havalisine sirayet etmiştir.” (İzmir ve Batı Anadolu Uluslar arası Sempozyum Bildireleri. s.77.Dr.Mehmet Emin Elmacı. İzmir Halkının Yazdıklarıyla İzmir’de Yunan İşgali ve Mezalimi)
Bu telgraftan Türk halkının psikolojisini anlamamak hiç de zor değildi. Çünkü bu satırlar yazılmadan önce İzmir’de rahat bir şekilde yasayan Rumlar, işgal için hazırlıklara başlamışlardı. Yunanlı Kapses bu hazırlıkları şöyle anlatır; “büyük günün şafağını bekleyemeyen Rumlar tarafından, Müslümanların evleri ve malları işaretlenmiş, Papazlar ve mektep hocaları bütün kuvvetleriyle, mekteplerde, kiliselerde, ‘Rumlara; artık bu pis Müslümanlardan çektiğimiz yeter…Yarın Yunan orduları gelecek, bizi bunlardan kurtaracak, bizim intikamımızı alacak.” derken, SeydiköyNahiyesini ziyaret eden İzmir Metropoliti Hristosomos, tren istasyonu ile Agiou Ioanni Kilisesi’ne arasındaki yollara halı kaplanarak karşılanır. Hristosomos “Ey Allahın sevgili kulları olan Rumlar, kuyuları daha derin kazınız…Bıçaklarınızı daha çok bileyiniz, iplerinizi daha iyi bağlayınız, çünkü Müslümanların ecelleri geldi” diyecek kadar ileri gitmişti. Seydiköy’deki meşhur Agiou Ioanni Theologou Kilisesi’ndeki ayini yönetmek için gelen trenle gelen Hristosomos, konuşmadan sonra toplanan bağışlarda Seydiköy Yunanlılarından büyük meblağlarda Yunan ordusu için bağış toplanır.
Bu olaylar yaşanırken Seydiköy ve civarında neler oluyordu?

Torbalılı araştırmacı Necat Çetin, Hortunalı(Yazıbaşı) Hamit Efe, 57 Fırka Kumandanı Şefik Aker, Giritli Bakkal Ali ve Seydiköylü Ali Muharrem’in anılarında yaşanmış bu olaylar şöyle anlatılır. Bu anılar Seydiköy’ün meşhur Yunanlı çetecileri ile ilgili anılarıdır. Bu anılarda onların gaddarlığı ve çevrede estirdiği terör anlatılır. Yunan kaynaklarında bu Yunanlı çetecileri Şalvarlı olarak isimlendirirler.

“Günümüz’deki ismi Yazıbaşı olan eski Hortuna Köyünden Hamit Efe eski Akkeçili yörüklendirdir. Hortuna doğumlu olan Hamit Efe’nin annesi Havva babası Kara Hüseyin’dir. Aile Hortuna’da çiftçilik özellikle hayvancılık, at yetiştiriciliği yapmakta ve İkiçeşmelik’te iş hanı bulunmaktadır. Efe’nin iki erkek bir de kız kardeşi vardır. Bunlar Halil Ağa(Murtuna)(1880-1965), Tahir Ağa(Murtuna)(1883-1946) ve kız kardeşi Makbule(Vasviye)(1887-?)dir. Yeğenleri Rıza ise iş hanını işletmektedir. Her gün İzmir’e gidip gelen Rıza İzmir’den köye dönerken Seydiköy yolunda Yunanlılar tarafından gasp edilerek sırtından vurularak öldürülmüştür.”(İzmir ve Batı Anadolu Uluslar arası Sempozyum Bildirileri. S.898.Necat Çetin. Sözlü Anlatımlara Göre Torbalı Yöresinde Yunan İşgali ve Bilinmeyen Bir Kuva-yı Milliyeci: Hortunalı Hamit Efe)

57. Fırka Kumandanı Şefik Aker. 17 Mayıs tarihli Harbiye nezaretine gönderdiği telgrafında İzmir’den kaçan halktan aldığı bilgilerde “700 aşan zayiattan” bahseder. Yine aynı bilgiler yardımıyla Rum çetelerinin Türk subaylarını yakaladığını ve üniformalarını dipçik darbeleriyle söküldüğünü ekleyen Aker, işgal gecesi de halkın Eşrefpaşa’daki Maşatlık’ta protesto yapmak istediğini ancak 3-4 saat süren yaylım ateş altında katliama uğrayarak dağıldıklarını bildirir.

İzmir’in Kadifekale’si İmariye Mahalesi’nde ikinci sokağında oturan Bakkal Giritli Ali’de işgal gününü mülhakatta nelerin yaşandığını şöyle anlatmıştır. “İzmir’e gelmek üzere trene bindim. Kıyas istasyonuna kadar hiçbir vakaya tesadüf etmeden Develi köyüne geldik. Oranın Rumları umumiyetle silahlı olduğu halde civardaki Türk köylerine hücum ediyorlar, rast geldiklerini öldürüyorlar, evleri soyuyorlardı. Bir kısım Rumlar treni abluka ederek içinde Türk olup olmadığını soruyorlardı. Bu sırada tren hareket etti. Cumaovası istasyonuna geldik. Burada bir ihtiyar Türk’ün başına üşüşmüş, onu Rumlar dövüyorlardı. Tren buradan da hareket etti. Gaziemir istasyonuna geldik. Bütün Rumlar istasyonda toplanmış silahlı oldukları halde yüksek sesle üç defa “zito Ellaza, Kato Türkiye” diye bağırdılar. Karşıdaki askeri kışlalarına hücum ve yağma edilmesi için hep birden hareket ettiler. Attıkları kurşunlardan trenin içinde bir kadın ve çocuk yaralandı.”(ibid.s.87 Dr.Mehmet Emin Elmacı)

Özellikle İzmir şehrinde Rumların çoğunlukta bulunduğu semtlerde oluşturulan çeteler yağma ve katliam hareketi yürütülmüştür. Örnek olarak Seydiköy ve cıvarından şehre gelen silahlı yerli Rumlar hükümet konağını ve kışlayı ve Türklere ait mağazaları yağma etmişlerdir. Rumların bu yağmasından İzmir’deki silah ve cephane depoları ve resmi kurumların kasaları da nasibini almıştır. (İzmir’in Yunanlılar Tarafından işgaline Müteallik Olarak Makamat-ı Askeriyeden Mevrud Raporlar.s.8)

Bilge UMAR, “Yunanlıların ve Anadolu Rumlarının Anlatımıyla İzmir Savaşı”, Zeki Arıkan “İzmir’de Neler Oldu?” Yrd. Doç. Dr. Necmi UYANIK’ın “Mütareke ve İsgal Dönemi İzmir Basını (30 Ekim 1918-8 Eylül 1922)” Uluslararası Sosyal Arastırmalar Dergisi araştırmalarında: 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’e çıkartma yapan Yunan birlikleri öncesi Yunan halkına moral vermek için şu çalışmalar yapılır. Özellikle 21 Mayıs 1919 tarihli telgrafın sonundaki bilgilerden şöyle bahsedilir. “ciddi teşebbüsler ve müessire de bulunarak son kanımızı akıtmak üzere devletin işaretlerine sabırsızlıkla hazır ve âmâdeyiz” seklindeki cümle, yöre halkının hükümetten beklentileri açısından sabrının taştığını göstermektedir.

İzmir civarından gelen Rum milisleri içinde en göze batan Seydiköy ve Urla’lı milislerdir. Hükümet binasını, kışlayı ve Türklere ait mağazaları yağmalarlar. Çatışmalar o boyuta varır ki İngiliz konsolosluğuna isabet eden kurşunlar nedeniyle İngiliz askerleri silahla Rumlara karşılık verirler.

16 Mayıs günü Aydın’a giden tren Gaziemir’de Rum çeteler tarafından silahlarla taranır. Kuşadası ve Söke Rumları da bu ara ayaklanır. 17 Mayıs yani İzmir’e çıktıklarının ikinci gününde Urla, Çeşme, Seferihar ve Seydiköy, 20 Mayıs ta da Torbalı işgal edilir. Yunanlılar buraları işgal ederken İtalyan askerleri de Söke’ye girmiştir. Savaş müddetince gözden kaçmayacak bir olayda Adalarda gözü olan İtalyanlar buraları Yunanlılara kaptırmamak için gizlice hep Türkleri destekleyeceklerdir.
http://www.yerelhaberci.com.tr/index.php?sayfa=haber_detay&haber_id=1895&haber_link=








6 Mayıs 2019 Pazartesi

Game of Thrones - Tüm Sezon Ve Bölümler / All Seasons

Game of Thrones - Tüm Sezon Ve Bölümler / All Seasons

Game of Thrones - 1.Sezon
Kral Robert Baratheon, Lord Eddard Stark'tan başdanışmanı olmasını ister. Sürgündeki Viserys Targaryen ise tahtı Robert'tan geri almanın yollarını aramaktadır.
1. Bölüm - Winter is Coming
2. Bölüm - The Kingsroad
3. Bölüm - Lord Snow
4. Bölüm - Cripples, Bastards, and Br..
5. Bölüm - The Wolf and the Lion
6. Bölüm - A Golden Crown
7. Bölüm - You Win or You Die
8. Bölüm - The Pointy End
9. Bölüm - Baelor
10. Bölüm - Fire and Blood
(SEZON FİNALİ) Ned Stark’ın idamı Yedi Krallıkta duyulmuş iken,kuzey haneleri savaş için birleşecektir.Denizin ötesinde,Daenerys büyük bir bedel öder.
---
Game of Thrones - 2.Sezon
Stannis Baratheon,tahtın gerçek varisi olduğunu iddia etmektedir.Ve Sur'a giden Jon Snow'un yolu,çok geçmeden Yabanıllar ile kesişecektir.
1. Bölüm - The North Remembers
2. Bölüm - The Night Lands
3. Bölüm - What is Dead May Never Die
4. Bölüm - Garden of Bones
5. Bölüm - The Ghost of Harrenhal
6. Bölüm - The Old Gods and the New
7. Bölüm - A Man Without Honor
8. Bölüm - The Prince of Winterfell
9. Bölüm - Blackwater
10. Bölüm - Valar Morghulis
---
Game of Thrones - 3.Sezon
Bu sırada Sur'un ötesindeki Ak Gezenler hareketlenirken; Doğu kıtasındaki Daenerys Targaryen'ın ejderhaları da,kendi şanı gibi büyümektedir.
1. Bölüm - Valar Dohaeris
1. Bölüm - Valar Dohaeris
Gece nöbetçileri, yaklaşan tehlikeyi bildirmek için Kara Kale’ye dönmeye hazırlanır. Dar denizin ötesinde, Daenerys köle körfezine gelir.
2. Bölüm - Dark Wings, Dark Words
3. Bölüm - Walk of Punishment
4. Bölüm - And Now His Watch is Ended
5. Bölüm - Kissed by Fire
6. Bölüm - The Climb
7. Bölüm - The Bear and the Maiden Fa..
8. Bölüm - Second Sons
9. Bölüm - The Rains of Castamere
10. Bölüm - Mhysa
---
Game of Thrones - 4.Sezon
Kralın Toprakları'nda düğün hazırlıkları başlamıştır. Daenerys Targaryen ise doğu kıtasında güçlenmeye devam etmektedir.
1. Bölüm - Two Swords
2. Bölüm - The Lion and the Rose
3. Bölüm - Breaker of Chains
4. Bölüm - Oathkeeper
5. Bölüm - First of His Name
6. Bölüm - The Laws of Gods and Men
7. Bölüm - Mockingbird
8. Bölüm - The Mountain and the Viper
9. Bölüm - The Watchers on the Wall
10. Bölüm - The Children
---
Game of Thrones - 5.Sezon
Meereen'de hüküm süren Daenerys Targaryen,ejderhalarını kontrol etmekte zorlanmaya başlamıştır.Ramsay Bolton'un Kışyarı'ndaki zalim hakimiyeti devam etmektedir...
1. Bölüm - The Wars to Come
2. Bölüm - The House of Black and Whi..
3. Bölüm - High Sparrow
4. Bölüm - Sons of the Harpy
5. Bölüm - Kill the Boy
6. Bölüm - Unbowed, Unbent, Unbroken
7. Bölüm - The Gift
8. Bölüm - Hardhome
9. Bölüm - The Dance of Dragons
10. Bölüm - Mother's Mercy
---
Game of Thrones - 6.Sezon
Ejderhası tarafından Dothraki topraklarının güney sınırına terk edilen Daenerys,Meereen'e dönmenin yollarını aramaktadır...
1. Bölüm - The Red Woman
2. Bölüm - Home
3. Bölüm - Oathbreaker
4. Bölüm - Book of the Stranger
5. Bölüm - The Door
6. Bölüm - Blood Of My Blood
7. Bölüm - The Broken Man
8. Bölüm - No One
9. Bölüm - The Battle Of Bastards
10. Bölüm - The Winds Of Winter
---
Game of Thrones - 7.Sezon
Demir taht üstüne kurulan oyunlar tüm hızıyla devam ederken Westeros ve Essos halklarını bekleyen çok daha ölümcül bir tehlike artık kapıdadır... Soluksuz izleyeceğiniz "Game of Thrones" yedinci sezon sizlerle!
1. Bölüm - Dragonstone
2. Bölüm - Stormborn
3. Bölüm - The Queen's Justice
4. Bölüm - The Spoils of War
5. Bölüm - Eastwatch
6. Bölüm - Beyond The Wall
7. Bölüm - The Dragon And The Wolf
---
Game of Thrones - 8.Sezon
Tüm zamanların en çok Emmy ödülü kazanan drama dizisi 'Game of Thrones' final sezonuyla sadece Digiturk'te!
1. Bölüm - Winterfell - 15 Nisan
2. Bölüm - A Knight of the Seven King..
3. Bölüm - The Long Night - 29 Nisan
4. Bölüm - The Last Of The Starks - 6..Mayıs
5. Bölüm - ....... - ...Mayıs
6. Bölüm - ....... - ...Mayıs

5 Nisan 2019 Cuma

KÜRK MANTOLU MADONNA - Sabahattin Ali

KÜRK MANTOLU MADONNA - Sabahattin Ali
(Erkan ÇOBAN-04.04.2019 Özetleme)
1- Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri
araştırmayı tercih ediyorlar.
2- Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman
bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
3- Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz
4- İnsanları, kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır?
5- Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına
imkân var mıydı?
6- Fakat bunlar da, o yaşlardaki her kof insan gibi, ilk rastladığının suratına gülmeyi bir nevi üstünlük alameti sayanlardandı.
7- İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri
için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı
tercih ediyorlar
8- insanların birbirlerini aramaları, bulmaları ve birbirlerinin içini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak surette lazım olmadığını, neden bazı
şairlerin boyuna, tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan gidecek birini aradıklarını anladım.
9- Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!..
10- Kim olursa olsun, bir insanın yaşamakla ölmek arasındaki büyük köprüde çabalaması korkunç bir şeydi.
11- Sağ tarafta 20 Haziran 1933 tarihi ve hemen bunun altında şu satırlar vardı: "Dün başımdan garip bir hadise geçti ve bana on sene evvelki başka birtakım hadiseleri yeniden yaşattı...
12- insanlara kendinden hiçbir şey bırakmak istemeyen ve yalnızlığını, ölüme giderken bile beraber alan bu adama karşı içimde nihayetsiz bir merhamet ve onun mukadderatına karşı nihayetsiz bir alaka uyandı.
13- Seninle hiç şöyle uzun boylu konuşamadık evladım... Yazık!" dedi ve gözlerini kapadı.
14- İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.
15- Burası da en nihayet bir şehirdi. Sokakları biraz daha geniş, çok daha temiz, insanları daha sarışın bir şehir.
16- Yavaş yavaş kitap okumaya çalışıyor ve bu işten zamanla daha çok zevk duyuyordum. Bir müddet sonra bu adeta bir iptila halini aldı.
17- Yalnız orada, kürk mantolu bir kadın portresinin önünde, mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum. Resimleri seyredip geçenler, vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar, fakat ben olduğum yerden ayrılamıyordum. Bu portrede ne
vardı?
18- "Sahiden böyle bir anneniz olmasını ister miydiniz?"
19- İnsanlara olduklarından başka gözlerle bakmakta ısrar edişime içerliyordum.
20- Dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.
21- Bakışlarımız karşılaşınca gözleriyle beni dostça selamladı. Evet,
hiç mübalağaya kaçmadan, hiç sırıtmadan, eski bir dost gibi beni selamladı.
22- Ahbapça bir selam ve temiz bir gülüş... Ve ben bu anda başka hiçbir şey istemiyordum. Dünyanın en zengin adamıydım.
23- Tam bir emniyetle gözlerimin içine bakmış, sonra gülmüştü. Ne olursa olsun onun bana bu yakınlığı göstermesi beni dünyanın en bahtiyar insanı haline getirmeye yetiyordu.
24- Bu harikulade güzel rüya ne kadar çok devam ederse o kadar iyiydi.
25- "Elleriniz ne kadar soğuktu!" dedim. Tereddütsüz cevap verdi:
"Isıtın!"
26- "Boğulacak kadar yalnızım..." diye devam etti, "hasta bir köpek
kadar yalnız..."
27- içimde birdenbire bütün insanlarla sarmaş dolaş olmak, uzun yıllar birbirinden ayrı kaldıktan sonra nihayet kavuşan dostlar gibi coşkun bir muhabbetle herkesi öpmek arzusu vardı.
28- Ne kuzuların ağzından vahşi kurt dişlerinin sırıttığını gördüm...
29- Artık Maria Puder, yaşamak için kendisine kayıtsız ve şartsız muhtaç olduğum bir insandı.
30- Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi.
31- Canlı bir mevcudu kendisine uygun olan iklimden ayırarak, birkaç meraklının keyfi için bu berbat şartlara tabi etmek bir nevi işkence değil midir?
32- Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.
33- Halbuki ben bu kadar hakikatsever olmak istemiyordum.
34- Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu... Neden? Niçin dâima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız?.. Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız?
35- Hiçbir kadın, ihtiras halindeki bir erkek kadar âciz ve gülünç olamaz.
36- "Kürk Mantolu Madonna'yı selamlarım!"
37- "Demek beni kıskanmıyorsunuz ha?" dedi. "Beni sahiden bu kadar çok mu seviyorsun?
38- Karşısındakinin her kanaatini doğru bulup benimsemek için vesile aramak da bir nevi ruh yakınlığı alameti değil miydi?
39- İnsanlar arasında çeşit çeşit kendini gösteren bütün sevgiler, sempatiler bir nevi aşktı. Yalnız yerine göre isim ve şekil değiştiriyorlardı.
40- Arkadaşlık devamlıdır ve anlaşmaya bağlıdır. Nasıl başladığını
gösterebilir ve bozulursa bunun sebeplerini tahlil edebiliriz. Aşka girmeyen şey ise tahlildir
41- Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil; çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması...
42- "Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor.
43- En tatlı emellerinin tahakkukunu gördüğü bir rüyadan acı hakikate uyanan bir insan gibi içim çekiliyordu.
44- Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu
sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
45- Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazan hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.
46- Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
47- "Bana sen daha iyi bakarsın!"
48- Ruhum rüzgârsız ve kırışıksız bir deniz gibi sakindi.
49- Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar... Ama şimdi inanıyorum...
50- Asıl mühim olan, iki insanın birbirini bulması bu derece güç olan şu dünyada, bu nadir saadete ermekti. Öte tarafı hep teferruattı.
51- Dünyada önüne geçilemeyecek hadiseler vardı ve biz bunların sebep ve mantıklarını anlayamıyorduk.
52- Önüne geçmek mümkün olmayan işlerde telaş ve heyecan göstermek çocukluktur.
53- "Ne manasız şey?.. Ne diye gidiyorsun sanki?"
54- "Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırırsan gelirim...""Nereye çağırırsan gelirim!"
55- Bir insana bir insan herhalde yeterdi.
56- Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her
hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.
57- Her şeyi, her şeyi, bilhassa ruhumu hiç bulunmayacak yerlere saklamalı...
58- "Seninle şöyle bir oturup konuşamadık!"
(Erkan ÇOBAN-04.04.2019 Özetleme)
KÜRK MANTOLU MADONNA - Sabahattin Ali

21 Şubat 2019 Perşembe

Samsung Galaxy S10, S10Plus, S10e Türkiye fiyatı belli oldu. Samsung katlanabilir telefonu Galaxy Fold'u tanıttı!

Samsung, San Francisco'da düzenlediği etkinlikle 2019 model telefonlarını tanıttı. Samsung'un öne çıkan ürünü ise katlanabilir tasarımıyla Galaxy Fold. İşte Samsung'un Galaxy Fold, Galaxy S10, S10 Plus, S10e modellerini tanıttığı lansman gecesiyle ilgili detaylar.

ZAMAN CETVELİ

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !..