5 Nisan 2019 Cuma

KÜRK MANTOLU MADONNA - Sabahattin Ali

KÜRK MANTOLU MADONNA - Sabahattin Ali
(Erkan ÇOBAN-04.04.2019 Özetleme)
1- Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri
araştırmayı tercih ediyorlar.
2- Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman
bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
3- Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz
4- İnsanları, kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır?
5- Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına
imkân var mıydı?
6- Fakat bunlar da, o yaşlardaki her kof insan gibi, ilk rastladığının suratına gülmeyi bir nevi üstünlük alameti sayanlardandı.
7- İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri
için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı
tercih ediyorlar
8- insanların birbirlerini aramaları, bulmaları ve birbirlerinin içini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak surette lazım olmadığını, neden bazı
şairlerin boyuna, tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan gidecek birini aradıklarını anladım.
9- Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!..
10- Kim olursa olsun, bir insanın yaşamakla ölmek arasındaki büyük köprüde çabalaması korkunç bir şeydi.
11- Sağ tarafta 20 Haziran 1933 tarihi ve hemen bunun altında şu satırlar vardı: "Dün başımdan garip bir hadise geçti ve bana on sene evvelki başka birtakım hadiseleri yeniden yaşattı...
12- insanlara kendinden hiçbir şey bırakmak istemeyen ve yalnızlığını, ölüme giderken bile beraber alan bu adama karşı içimde nihayetsiz bir merhamet ve onun mukadderatına karşı nihayetsiz bir alaka uyandı.
13- Seninle hiç şöyle uzun boylu konuşamadık evladım... Yazık!" dedi ve gözlerini kapadı.
14- İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.
15- Burası da en nihayet bir şehirdi. Sokakları biraz daha geniş, çok daha temiz, insanları daha sarışın bir şehir.
16- Yavaş yavaş kitap okumaya çalışıyor ve bu işten zamanla daha çok zevk duyuyordum. Bir müddet sonra bu adeta bir iptila halini aldı.
17- Yalnız orada, kürk mantolu bir kadın portresinin önünde, mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum. Resimleri seyredip geçenler, vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar, fakat ben olduğum yerden ayrılamıyordum. Bu portrede ne
vardı?
18- "Sahiden böyle bir anneniz olmasını ister miydiniz?"
19- İnsanlara olduklarından başka gözlerle bakmakta ısrar edişime içerliyordum.
20- Dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.
21- Bakışlarımız karşılaşınca gözleriyle beni dostça selamladı. Evet,
hiç mübalağaya kaçmadan, hiç sırıtmadan, eski bir dost gibi beni selamladı.
22- Ahbapça bir selam ve temiz bir gülüş... Ve ben bu anda başka hiçbir şey istemiyordum. Dünyanın en zengin adamıydım.
23- Tam bir emniyetle gözlerimin içine bakmış, sonra gülmüştü. Ne olursa olsun onun bana bu yakınlığı göstermesi beni dünyanın en bahtiyar insanı haline getirmeye yetiyordu.
24- Bu harikulade güzel rüya ne kadar çok devam ederse o kadar iyiydi.
25- "Elleriniz ne kadar soğuktu!" dedim. Tereddütsüz cevap verdi:
"Isıtın!"
26- "Boğulacak kadar yalnızım..." diye devam etti, "hasta bir köpek
kadar yalnız..."
27- içimde birdenbire bütün insanlarla sarmaş dolaş olmak, uzun yıllar birbirinden ayrı kaldıktan sonra nihayet kavuşan dostlar gibi coşkun bir muhabbetle herkesi öpmek arzusu vardı.
28- Ne kuzuların ağzından vahşi kurt dişlerinin sırıttığını gördüm...
29- Artık Maria Puder, yaşamak için kendisine kayıtsız ve şartsız muhtaç olduğum bir insandı.
30- Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi.
31- Canlı bir mevcudu kendisine uygun olan iklimden ayırarak, birkaç meraklının keyfi için bu berbat şartlara tabi etmek bir nevi işkence değil midir?
32- Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.
33- Halbuki ben bu kadar hakikatsever olmak istemiyordum.
34- Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu... Neden? Niçin dâima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız?.. Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız?
35- Hiçbir kadın, ihtiras halindeki bir erkek kadar âciz ve gülünç olamaz.
36- "Kürk Mantolu Madonna'yı selamlarım!"
37- "Demek beni kıskanmıyorsunuz ha?" dedi. "Beni sahiden bu kadar çok mu seviyorsun?
38- Karşısındakinin her kanaatini doğru bulup benimsemek için vesile aramak da bir nevi ruh yakınlığı alameti değil miydi?
39- İnsanlar arasında çeşit çeşit kendini gösteren bütün sevgiler, sempatiler bir nevi aşktı. Yalnız yerine göre isim ve şekil değiştiriyorlardı.
40- Arkadaşlık devamlıdır ve anlaşmaya bağlıdır. Nasıl başladığını
gösterebilir ve bozulursa bunun sebeplerini tahlil edebiliriz. Aşka girmeyen şey ise tahlildir
41- Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil; çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması...
42- "Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor.
43- En tatlı emellerinin tahakkukunu gördüğü bir rüyadan acı hakikate uyanan bir insan gibi içim çekiliyordu.
44- Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu
sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
45- Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazan hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.
46- Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
47- "Bana sen daha iyi bakarsın!"
48- Ruhum rüzgârsız ve kırışıksız bir deniz gibi sakindi.
49- Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar... Ama şimdi inanıyorum...
50- Asıl mühim olan, iki insanın birbirini bulması bu derece güç olan şu dünyada, bu nadir saadete ermekti. Öte tarafı hep teferruattı.
51- Dünyada önüne geçilemeyecek hadiseler vardı ve biz bunların sebep ve mantıklarını anlayamıyorduk.
52- Önüne geçmek mümkün olmayan işlerde telaş ve heyecan göstermek çocukluktur.
53- "Ne manasız şey?.. Ne diye gidiyorsun sanki?"
54- "Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırırsan gelirim...""Nereye çağırırsan gelirim!"
55- Bir insana bir insan herhalde yeterdi.
56- Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her
hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.
57- Her şeyi, her şeyi, bilhassa ruhumu hiç bulunmayacak yerlere saklamalı...
58- "Seninle şöyle bir oturup konuşamadık!"
(Erkan ÇOBAN-04.04.2019 Özetleme)
KÜRK MANTOLU MADONNA - Sabahattin Ali

ZAMAN CETVELİ

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !..